Deepak Chopra - Büyücünün Yolu

191 

Loading....

Loading....

Loading....

Loading....

Loading....

Teks penuh

(1)
(2)

(Sanskrit dilinden bir kelime ... ) ./ Gerçek özümüzü belirleyen· şeyler;

./ Doğruluk;

./ İnsanlığın manevi niteliklerinin temeli; . .

./ Evrensel düzeni oluşturan kanunlar;

./ Tüm öğretilerin temeli.,.

rma

Bildirisi

... Oralarda bir yerlerde, •

.Kaderinde, okuyabilmek için bizim yardımımızı alması yazılı olan bir ço- • •

cuğun�

Biyüyüp, yok_olan doğaya katkı sağlayarak varoluş amacını gerçekleştir­ mek için kendisini toprağa ekmemizi bekleyen bir fidenin, ·

7ürünün varlığını sürdürebilmek için bizim gibi kişi ve kuruluşların mad­ di ve manevi desteğine ihtiyaç duyan bir canlı türünün,

Blşını sokacak bir barınağa ihtiyacı olan bir evsizin var olduğunu biliyoruz. Biliyoruz ki, bu dünyaya çıplak geldik ve bu dünyadan ayrılırken gene çıp­ lak olacağız. Evrenin bize sunduklarının sadece kendimize değil tüm in­ sanlığa ait olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, Dhaııııa Yayınlan olarak ka­ zancımızın bir bölümünü ·yardım amaçlı bir fonda topla ıııa karan aldık. Bu

yardım fonuna hiçbir şekilde kişi ve kuruluşlardan bağış kabul etmiyoruz. Kazancııııızdan ayırdıklarımızlc:t kuııııakta olduğumuz bu fon, hiçbir dini

ya da siyasi amaca hizmet etmemektedir. Bu, tümüyle Dhaııııa çalışanları ·olarak bizim, özgür irademizle verdi · 'z bir karardır. Siz değerli okuyu­

cularımız zaten satın almış olduğunuz her kitabımızla bu fona katkıda bu­ lunmuş oluyorsunuz.

Bu, tümüyle evrene sunulan bir mesaj ve dilektir. Evreni yöneten ve fark­ lı adlarla anılan Yüce Gücün bu arzumuzu yerine getirıııemiz için, önü­ müzü açık etmesini diliyoruz;

. h amtnıtn gap'lc ' mı. ,,, tam ya141m adına ,,.

iyili

o "

sa .••

(3)

-Dizi Adı Yayın Yönetmeni Kitabın Özgün Adı Yazar Türkçesi Kapak Tasarımı Yayına Hazırlayan Renk Ayrımı Basım Cilt Yayın Tarihi ISBN '

Türkçe Yayın Hakları© • iletişim Adresi GSM Tel Fax E-posta Web sitesi Yeni Çağ· Cem Şen

The Way of the Wizard: 20

Lessons to Live A Magical Life Deepak Chopra Levent Kartal· Dttn�Mn <�rnrir Namık K. Atalay 3B Grafik Kitap Matbaacılık ' Fatih Mücellit ' Mayıs 199911. Basım Ocak 20011 2. Basım 975-7800-31-7 ' ' © Dbarma Yayınları P.K. 1358 Sirkeci 34438 İstanbul ' 532 377 11 45 ' 212 512 81 21 pbx ,. ' 212 512 50 21 dbarma@dbarmayayinlari.com bttp: l lwww. dbarmayayinlari. com '

(4)

•• •• •• • •

a atı Yaratma

IGİQ

20

ee . • Curk.çesi Le, .. en-r 1'.nr:rnl

D

YAYINI

.ARI u

sal Yol

(5)
(6)

Aşağıdaki kişilere sevgi ve tesekkürlerimi iletmek • •

ıstıyorum . •

Ilk önce dostum, rehberim ve editöı-üm Peter Gauzzardi'ye. Peter sen en iyisisin !

Shaye Arel1eart, IJatty Eddy, Tina Constable, Leslie Meredith, Chip Gibson ve Michelle Sidrane'ı da kapsa)ran

Harınony Kitaplar'daki aileme.

Bu kitaptaki· prensiplerin ifade.leri oldukları için Rita Chopra, 1-fallika Cl1opra ve Gautama Cl1opra'Jra.

Tüm sınırların ötesinde ôlan bir göıüşe olan bağlılıkları ve cesaretleri için Ray Chambers, Ga)rle Rose, Adı-i.anna Nieno\v, Da,rid Siman, George . Harrison, Olivia Harison, NaomiJudd, Demi 1-foore ve Alice \Valton'a.

Tüm misafırlerimize ve hastalarıınıza ilham verici örnekler oldukları için Roger Gabriel, Brent Bec,rar, Rose Bueno-1-fuıpl1)' 're Sl1arp ıilı.in-Beden Tıbbı · 11erkezi

calısanlarına.

Hiç bitine)ren enerji 're adanmışlıklarından dola)rı Deepak Singl1, Geeta Singlı 're Quantum Y ajrınları'ndaki

tüın calısanlara. · • •

Tüm girişiınlerimizdeki en }-Üksek bütünlüğü sağlamadaki niyetliliği için Muriel N ellis 'e.

I<endine da)rahlığın çok güzel bir örneği olduğu için Richard Perl'e.

(7)

Benlik-bilgisindeki sarsılmaz inancı, birçok ins�nı11

hayatını değiştirnı.edeki kararlılığı -..re bulaşıcı l1e-..resliliği

ile Arielle

Ford'a

.

.

\T e

aı1layışı ile dostluğu

için

Bili Elkus'a.

(8)

•• - ''

• • • • • • ••

(9)
(10)

İnsanlar Hindistan'dan gelip de büyücülerle neden bu kadar çok ilgilendi"'· · bilmek is ti yor. Y anıtıın şu:

Hindistan'da hala büyücülerin var olduğuna inanırız. Peki ama büyücü nedir? O sadece büyü yapan birisi değil,

dönüşümü sağlayan kişidir.

! . '

Büyücü korkuyu sevince,

·

hüznü

doyuma dönüştürebilir.

Büyücü zamanla sınırlı bilinci,

zamanın ötesine geçirebilir.

Büyücü sizi sınırların ötesindeki

sınırsıza taş!Yabilir.

. I Iindistan'da büyürken tüm bunların doğru olduğunu

biliyordum. Bazen beyaz elbiseli ve sandaletli yaşlı adamlar eviınize gelirdi ve iri gözlü b�r çocuğa bile olağanüstü

yaratıklar gibi görünürler�. Tam anlamıyla huzur

dolu)rdular; neşe ve sevgi ya)rarlardı; lıa)ratın acımasız iniş 're çıkışları onları hiç etkilemez gibi görünürdü. Biz onlara guru 'reya ıulısal daıuşmanlar derdik. Ancak gurularla

bü)riicülerin aynı şe)7 olduğunu anlamam çok uzun zaman

aldı. Her toplumun kendi Öğretmen'leri, Gören (Bilen)'leri (seer), Şifacı'ları olmuştur. Guru ise bizim, bilgelere

verdi"'. 'z addır.

Batıda büyücü, kabaca simya uygulamasıyla işlenmemiş metali altına çeviren silıirbazdır. Simya

Hindistan'da da 'rardır (gerçekte orada bulunmuştur). Ama •

(11)

sim3ra sözcüğii şifreli bir sözcüktür. O, iı1sanları altına

çe,rirn1ek, en işleı1ıneıniş 11ö11lerimiz olan korku, cel1alet, nefret \re utangaçlığı en değerli şe3re, se,rgi ve doy'llına

dönüştürme anlamına gelir. Ö3rle1rse sim3racı, kendinizi özgür ve se\ren bir insana nasıl dönüştürebileceğinizi

öğretebilen kişidir \Te l1er zaman bir sim11acı vardır.

Hindistan'da lisede1rken batı geleneğinin ünlü bü:yücüsü

Merlin hakkında zaten çok şey biliyordum. Herkes gibi onu çabucak se\rdim. I<ısa zamanda dünyasının kapıları önüıne · açıldı. Şu anda bile Tennyson'un uzun \1e sıcak yaz

günlerinde ezberletilen epik şiiri Icfylls of

the

King'den

düzinelerce kıta var akl11nda. Artl1ur'un 1 geleneğiyle il · ·

olarak bulduğum l1er türlü bilgiyi öğrenmiştiın. Yazarların

beni bü1rücülerin efsanevi karakterler olduğuna inandırma11a çalışmalarına karşın, sıcak tropikal güneşin altında da

yaşasam, 11eşil, ılıınan Canı.elot2 lı.akkındaki herşe1r gibi

J\.Ierlin'in3 I<.ristal I:viağara'sının da \rar olduğunu bilmek,

zırl1ın içinde boğulacak bile olsam Lancelot4 gibi dörtnala gitıne3ri istemek 11iç de alışılmadık değildi .

.

Ben farklı al )70rduın çünkü Hintli bir çocuktuın \re onlarla karsılasınıstıın. , , ,

1 6. }'y''da �·aşadığı saıulaı1 İ 11giliz kralı. J ,idcri oldtığtı \'tt\'arlak �Iasa •

S(),,aJ,rcleı·i ile birlikte I 11�riltcrc1\1i bultıı1dtığtı scfalcttt.:11, rcfal1 \'C

.• •. '

• • t.

ıntıtltıltığa 11asıl l(<l\'l1şturdtığtıı1t1 aı1lata11 biı·çc>I< ct-sa11c vardır. (çc\'.)

2 l(ı·al .\1·tl1t1ı·'tıı1 cfsanC\'İ i.11kesi. (çc,·.) -,.,

J Kral ,\rtl1tır't1n ()ğ-rctıncı1i. (çc\r.)

1

(12)

Büyücülere neden ihtiyacnmuz var?

Otuz ;rıl bo;Tllnca bü;rlicülük bilgileri üzerine düşünüp durdum. Glastonbur;r \re \Vest Countr)r'e ;rüri.idüm, Tor'a tırmandım. Artl1ur ile şö,ralyeleri11in uı:udukları düşünülen

tepe;ri gördüın . .L-\ma dal1a gizemli bir şey beni bü;rücülüğe çeki;rordu. Yıldan ;rıla zamanıınızın bu bilgi;re dal1a çok

ihti;raç duyduğunu l1issetti111 . .l\rtık bir ;retişkin olarak

meslek ;raşamıını taın bir özgürlük ve dO)Tlltnun nasıl elde edilebileceği hakkında konuşup ;razmakla geçiri;rorum.

I<onuştuğ11111 şeırlerin simyTa olduğunu son zamanlarda fark ettiın. Sonuçta Merlin ile Arthur'un I<ristal J\1ağara'daki

olağanüstü ilişkileri ile bu konu;ra ;raklaşmanın 11eyecan verici olacağına karar verdiın. Bu kitabın açıkladığı gibi I<ristal J\ıfağara insan kalbindeki çok özel bir ;rerdir. Bir bilgenin korku;:u taıı1ınadığı, dış dünıranın karınaşasının gireı1ı.ediği sığı11aktır o. I<ristal J\1ağara'da lı.er zaınan bir

bü\ri.icü olmustur \re lı.er zaınan da olacaktır; tek • •

ırapacağıınız şe)' girip dinleınektir.

Çağdaş insan da geçıniş kuşaklar kadar bü;rücünün

dün;rasında ;>aşı;ror. Büyük ınitoloji üstadı J oseplı. Caınp beli, köşe başında ;reşilin );anmasını bekle;ren lı.erkesin

kalı.raınanlıklar 're efsane,ri ola;rlar dün;rasına girıneyi . beklediğini sö;rler. Sadece bu fırsatın aırırdında değiliz. Engellerden dolaırı taşa saplanmış kılıcı fark etıneden

cadde;ri geçi;roruz .

• •

işte mucizeler di.inyasına olan yolculuk burada başlı)'Ot. Şiındi ;rola çıkmanın tam zamanı. Bü;rücünün ;;olu zaınanın içinde )'er almaz, o 11er ;-erde \.Te lı.içbir y-erdedir. O l1erkese

're l1iç kiıı1se;re aittir. Bu kitap zateıı. sizin olanı anlatıyor. Ilk derste SÖJrlendiği gibi:

Hepimizin içinde bir büyücü vardır.

'

Büyücü herşeyi görür ve bilir.

(13)

!<itapta doğru olduğundan kuşku du5rmayacağınız tek

cümle budur. Bir kez içimizdeki büyücü5rü bulduğumuzda, •

öğreti kendi kendine ilerler. !çimdeki rel1berin ne

SÖ)rleyeceğini gözleyip bekle5rerek kendiliğinden öğrenme 5rolu, yıllardır hayatımdaki en önemli şe}r olmuştur.

Öğrenmenin 11içbir biçimi bu kadar zevkli olamaz. 1ferlin'i 11a'\7aalanında duyduğum kal1kal1ada, sahile inen yoldaki

ağaçların fısıltılarında, 11atta televiz}ronda konuşurken işittiın. Eğer hazırsanız, bir otobüs durağı bile Kristal Mağara'ya dönüşebilir.

Neden büyücünün bilgisine illtiyaç duyuyoruz? Bizi sıradan ve alışılıruş olandan alıp sadece efsanelere özgü kıldığımız ama aslında şu anda burada da var olan

alışılmamışa götürmesi için. Yaşamak demek, istediğinizi

söylemek, istediğinizi olınak ve dilediğinizi }rapın� 11akkıni •

kazanmaktır. Camelot böyle bir özgürlüğün simgesiydi. Işte •

bu )riizden öylesine bir beğeni ve arZu)rla Camelot'un

özlemini çeki}roıuz. Hayat lıer zaınan olduğundan daha zor. Bir zamanlar öğrencinin biri büJrük bir ustaya gidip ''Neden

kendiıni bağırmak istercesine bu kadar şişe)re kapatılınış gibi •

lıissediyorum?'' dedi. Usta baktı 're cevap verdi: ''Çünkü herkes öyle hissedi)ror. ''

Hepimiz se,rgi ve yaratıcılık ile gelişmek, içsel doğamızı keşfetmek isteriz ama genelde başaramayız. I<endi .

}rarattığıınız lıapislıanelerde }raşı}roruz. Ancak bazı insanlar, 11ayatı bu kadar kısıtlayan kuralların ötesine geçebilmiştir.

Bakın 11e,rlana Celaleddirt-i Rumi ne di)ror:

''Koşullanmamış

111hsuı1, ko�ı·ul!aı·a hapsolmu�·, tutulan güneş gibi.''

';·

Bu, insanların zaman ve mekanla sınırlı olduklarını

kabul etme}recek bir bü)riicünün sesidir. Sadece geçici bir tutulma içerisinde)riz. Bir bii)riiCÜ)rii takip etınenin amacı,

içiınizdeki bü)riİCÜ)TÜ bulmaktır. Iç relıberi bulmak, kendi benliğinizi bulmaktır. Benlik, geçici bir tutu_lmadaki l1iç

sönıne5ren güneştir; a}rın gölgesi kalkınca güneş tüın il1tişaını}rla parlar .

(14)

Büyücüden nasıl· ders alırız?

Bu kitapta, bü)riicünün bakış açısından anlat1lınış yirmi ders var. Her dersin başında alış1l1ruş gerçekliği aşmanıza

yard11ncı olacak, bü)riicünün bilgeliğinden parçalar olan •

aforizmalar var. Her birini okuyup özümseyin. Bir sonuç bekleme)rin, sadece yaşayın. Üzerlerinde çalışmanıza veya

çaba sarf etmenize gerek yok. Çaba harcamak, bata tan çıkmaya çalışın.aya benzer; bu sadece daha beter

saplanmanıza neden olur

.

Içimizdeki bü)riicü konuşmak istiyor ve bu, hepimiz için geçerlidir. Ancak ona bir şans tanımalı; konuşması için bir fırsat 'rermelisiniz. Bu aforizmalar, Zen koanları gibi

algılamanızda bir sıçrama yaptıı·ıp kişisel gerçekliğinizi değiştirme fırsatı )raratacaktır. · ·

Bü}iicünün sesi, tekrar gündelik yaşama getirilınelidir.

İlk

dersin ilk sözünü söylemiştiın:

Hepimizin ifinde bir büyüı:ü

vardır. Büyüı:ü herşryi görür ve bilir.

Ders şöyle devam ediyor:

Büyücü, aydınlık ve

kötü,

zevk

ve acı

ötesindedir.

• •

karanlık, iyi ve

gibi , zıtlıkların

Büyücünün gördüğü herşeyin temeli

görünmeyen bir dünyadadır.

Doğa, büyücünün hallerini yansıtır. .

Zihin ve beden uyuyabilir ama büyücü

her zaman uyanıktır.

Büyücü ölümsüzlüğün sırrına sahiptir.

(15)

Eğer bu sözler içinizi kıpırdatıp bir şeyler anıınsatıyorsa

işe )raraı111şlardır. Sınırlı bir varlık değil de evrenin ınucize\ri

çocukları olduğunuzu keşfetı1ı.ek, gerçekten de 11e)recan

\rerici bir şe)rdir. Bu gerçektir; uzun süreden beri tutulmada olan, l1epimizle ilgili derin bir gerçek.

Bunlar gibi, J\!lerlin ve 1\rtl1ur'un dün)rasındaki

11ika}'elerden . esinlenilerek oluş turulınuş )TÜZ kadar

aforizma · topladıın. Bunlar eski efsanelerden parçalar değil,

zamanında oluşturduğııın özlü 11ikayelerdir. Bazen, bu

11ikayeler ile aforizmalar arasında bir bağlantı yokmuş gibi görünebilir veya tam birbirleriyle uyuşmazlar. Bu ise

bilerek }rapılınıştır çünkü düzenlilik yaratma il1ti}racındaki düz mantığın1z büjrücünün yolunu )riiıüyecek olan tek

}rönünüz değildir. Bu yolu bir o kadar da l1a}ral gücü, umut, }raratıcılık ve sevgiyle de ırürüyeceksiniz.

I<ısacası, büjrücünün yolu,.ıuhun )1oludur. Ancak

mane\rt}7at, akla karşı değildir; O, ar U)TUm sağladığı dal1a geniş bir plandır. Aforizmalar ve l1ika}releri destekleyen

''Dersi Anlama'' adlı bölümü düz mantığınıza seslenmek için ko)rdum. Son olarak da, bü)riicünün bilgeli"· · n

}raşaı111nıza }'erleşmesini sağlayacak olan ''Dersle Yaşama'' adlı bölüın geliyor.

''Dersle Yaşama'', büjrücünün yolunda etkin olduğunuz kısımdır. Önerileriın sadece birer başlangıçtır; derslere

katılınan1z için sizi alevlendirecek birer kı,rılcım. Sonuçta

sizi değiştirecek olan, kendi anlayışınızdır. ''Dersle Yaşama'', genelde düşünce ile )rapılan deneyler içerdiği için size pasif

gibi gelebilir.

Dµşüncejrle }rapılan deney nedir ki? Zil1ninizi }'eni

ırerlere götürüp olaı1ları dal1a farklı algılamanızı sağlaınanın bir yoludur. Büjrücüler derin ve önemli bir şeır bilij1orlardı; eğer dünj1a}1ı değiştirmek istiyorsanız, ona bakış açınızı

değiştirin. Einstein bir keresinde bir kanepejre uzandı,

gözlerini kapattı \re ışık l1ızında ilerlej7eı1 bir adam düşüı1dü.

(16)

14-Bu ilginç görüntüden so11ra, ha)ral l..:urınak gibi görü11en

çeşitli di.1şünce dene):-leri )rapınayıa başladı. Doğanın

kendisinin de onaylaması ile, tüın biliın dün)rasının tutumu, Einstein'ın bu aşkın görüşleri ile birkaç )'ılda değişecekti.

Eğer kanepede kurulan bir fantezi dün)ra)rı

değiştirebiliyorsa, düşüncenin olağanüstü bir gücü var

demektir. Hiçbirşey, )raşanılmazsa gerçekten öğrenilemez. Akıl, dene)rim, rul1; bunlar birara)ra geldiğinde kapı

açıktır 're sal1ne sim1ra için l1azırdır. Içinizdeki bilgelik bir

kez yandı mı, bir dal1a söndüıülemeyecek bir alev gibidir. Toparlamak için şunları öneri)rorum:

'.

1. Herh ngi bir dersi okumadan önce bir dakika kadar sessizce otutun. •

. 1 ' I

2 . ..:\forizınaları okuduktan sonra özümsemek için birkaç •

dakika a)rırın; Dilediğiniz kadar tekrar tekrar okuyun. !(endi

tepki 're sezgileriı1ize fırsat tan1)'1n; bunlar genelde elde edebileceğiniz en öneınli şe)!lerdir .

3. Devam edi11 're dersin geri kalan kısmını oku}'Un:

Nierlin ve Artl1ur arasında geçen l1ika1re)ri, ''Dersi Anlama'' adlı bölümü ve ''Dersle Yaşama'' adlı bölümü.

'

.

4. Eğer ''Dersle Yaşama'' bölümü pratik bir çalışma

içeriyorsa -ki genelde içerir- kendinize çalışma için birkaç dakika a)rırın. Eğer tam bir dene)Tim isti)'Otsaruz çalışma)'! gün bo)runca tekrar etmeniz )'ararlı olacaktır.

Her dersi dilediğiniz kadar oku1run, bir kere daha veya

dal1a fazla; bir gün 'rey·a bir 11afta dersle birlikte )raşa)rın. Bu süreçte izlenecek bir ders programı )'Oktur. Beniııı siz.e tek önerim, bir anda birçok dersi l1azmetme)'e çalışmaktansa, 11er birini )'aşamak için en az bir gün a1rırınanızdır.

(17)

Simyanın yedi adımı

Kitabın

111.

Bölümü, büyriicünün. öğrencisinin geçirdiği

dönüşüm aşamalarıyla ilgilidir. :Şen bunlara; doğumla

başlayıp son olarak tam bir dönüşümle son bulan simyanın

ıredi basamağı diyorum. Simya, nesneleri o muhteşem,

bozulmayan maden olan altına dönüştürme ile il

· · dir.

İnsanoğlu açısından altın, saf ruhun sembolüdür. Ne

zaıııan insan

tüm

sınırWıkların ötesine geçer, tüm

korkularını yener ve içteki o saf ruhun· farkına varır, işte o

zaman simyanın yedinci ad1ııu da atılııuştır.

Hiçbir yolçuluk bu- kadar 11arikulade olamaz.

Arthur

döneminde bu yolculuğa arayış ( quest) denirdi ve aranan

ırüce şey ise 11er zaman için, saf rtıhun en güzel sembolü

olan,

Kutsal Kadeh (Holır Grail)S idi. Benim için simya 're

I<adeh aırnı şeydir. Her ikisinde de hayatın zamansız

yönünün derin bir araırışı vardır ki bu herkese 11ayalini

kurduğu şeyleri saf sevgi, saf neşe, ruhta

bütünlüğü-• •

getırır .

ilk

önce

il.

,reya

111.

Bölümü okumanız önemli değil.

Her bölümün kendi tarzı ve yaklaşımı vardır, ama ikisi de

bü}iicünün dünyasından gelir. l\-1erlin ikisinde de yaşar ve

onun amacı hep aynıdır; her birimize bedenit11izin ıı1i1·ası

olan mükeııımelliği nasıl elde edece

... ·

· zi öğretmek.

Sonuç olarak bu kitap sizi, ego'nun hakiın olduğu

ha)rattan alıp tüm mücadelesi ile, mucizelerin

hakiın

olduğu

bir haırata götürecek olan arayışın ana hatlarını çizer. Hiç

kiınse a)rnı luzda öğrenemez ama mucizelere duyulan açlık

herkeste o kadar güçlüdür ki, büırücünün bu bilgisiııin )reni

hayatınızla birlikte doğmaya başladığı gün sizinle birlikte

o ,.. .

� J iz. Isa'nıı1 veda }'emeğinde kullandığı zaııncdilcn ka<.lı·h. ((;ev.)

(18)

olmak isterdiın. Sizi, ruhsal potansiyelinizin ortaya çıkmasından başka bir şey beklemiyor.

Not:

Bir

Gö'ren

olarak büyücünün cinsiıreti yoktur. Şunu bilin ki büyücü, erkekler kadar kadınlara da atfedilıniştir.

Herşeyden öte, sil1rin geri dönüşü toplumumuzda kadınlar tarafından daha kolaır kabul görmüştür.

(19)
(20)

• • , ... '· ,.

J

, • , . .. � ·. • • • • • • • •

(21)
(22)

-''Bir öğreti var'' dedi Merlin, ''Büyücünün yolu diyorlar . •

Hiç duydun mu?''

Sönmek üzere olan ateşi yakmaya çalışan A:rthur kafasını kaldırıp baktı. \Vest Country'de ilkbaharın ilk günlerindeki

nemli sabahlarda ateş yakmak·genelde zordu.

• •

''Hayır, 11iç duymadı11ı'' dedi Arthur, biraz düşündükten sonra. ''Büyücüler? Yani onlar bizden farklı mıdır?''

''Hayır, onlar da bizim gibidir'' diye yanıtladı Merlin. ·' Çocuğun ateşi yakmak için boşa kürek sallamasına

sabırsızlanınca, Artl1ur'un topladığı nemli çalı çırpıyı bir parmak hareketi ile yaktı.. Anında bir alev yükseldi. Daha

sonra ellerini açtı ve yoktan biraz yiyecek ortaya çıkardı; iki tane yerelma,sı ve bir avuç yabani mantar. ''İstersen bunları şişe geçirip pişir'' dedi. Artl1ur başını sallayıp onayladı. On }'�şlarındaydı. Bildiği tek insan 1-ierlin'di. Hatırladığı

kadarıyla da 11ep birlikteydiler. Bir annesi olmalıydı, ama hayal meyal bile olsa yüzünü hatırlamıyordu .

· Beyaz pamuk sakallı adaın, kraliyet soırundan gelen · . beLeğe, doğumundan birkaç saat sonra sahip ç · • tı.

''Büyücünün yolunun son bekçisiyim'' dedi Merlin. ''Ve belki de bunu öğrenecek· olan son

kişi

olacaksın.'' Arthur

şişleri }'etleş tirirken başını çevirip baktı. Iş te şimdi ilgisini

çe ·.ti. 1-ferlin bir büyiicü müydü? Böyle bir şey olamazdı. Onlar I<ristal Mağara'da yaln1z yaşıyorlardı. l\1ağaranın

parlaklığı onların ışığıydı. Artl1ur JriiZmeyi balığa dönüş erek

(23)

öğrenmiş ti. Ne zaı11an )'emele istese geliyror \reya l\IIerlin ona

sunuırordu. Yani bu l1erkes için bö)rle değil ıniydi?

''Bili1r9rsun, ırakında buradan ayrılacaksın'' diye devaın etti Metli . ''Patatesleri köze düsürme!'' Tabii ki cocuk

çoktan d'' şürmüştü. l\ferlin, zamanı geti}re doğru

yaşadığın an, uyarıları çok geç gelirdi; ufak bir kaza

olduktan sonra. Y erelmasını küllerden temizledi ,re ıhlamur ağacının taze dalından yap1lınış şişe tekrar dizdi .

''Üzülme'' dedi J\ierlin. ''O senin olsun.''

''Ayrılmakla neyi kas.tediyorsun?''diye sordu Arthur.

Sadece nadiren, 11erlin pazara çıkmak istediğinde yakındaki kasabaya giderdi. Büırücü böyle zamanlarda kendisini ve

_ı_\rthur'u başlıklı pelerinlerle gizlerdi. Ancak Artl1ur dikkatli bir gözlemci1rdi; diğer insanlarda gördükleri onu rahatsız

• •

etmıstı . •

Merlin öğrencisine gözlerini kısarak tul1af bir şekilde

baktı. ''Seni bataklığa veı;a ölümlülerin dediği gibi dünyaya, yolluırorum. Seni, unutınaman gereken. bir şeıri öğrenmen

için bunca. yıl bataklıklıktan uzak tuttum.''

Merlin etkili olması için duraklayarak ''Büırücü'nün Yolu'' dedi .

Iki dost, bu sözlerden sonra uzun süredir alısık •

oldukları gibi sessiz kaldılar .

Yaşlı adam '\re çocuk neredeırse birlikte soluk alıp

veriı1orlardı, bu ırüzden J\.1erlin, .L-\rthur'un içindeki kafese konulmuş panteri andıra11 sabırsızlığı 11issetıniş olınalıydı .

Artl1ur y'eınekten sonra ırıkanınak için mağaranın

aşağısındaki küçük gökırüzü ma'\risi göle gitti. Döndüğünde ]\,{erlin en se,1diği kayanın üstünde güneşleni11ordu

(güneşlenme

göreli bir tabirdir) · pamuğu andıran bulutlar, tek bir ışık 11üzmesinin dalları11 arasında11 geçip büırüciinün

beyaz saçlarına düşınesine izin ,�ereçek kadar

(24)

aralaıı.ınışlardı.Çocuğun ağızııı.dan çıkan ilk cüınle ''Peki se11 ıı.e 3rapacaksın?'' oldu.

''Ben ıni? I<.endini üznı.e. Sensiz de 3rapabiliriın,

teşekkürler.'' Bu ters ce,rabı verdiğinde, çocuğu incittiğini

bili3rordu. Ama bü}rücüler özür dilemeye isteksizdirler.

Be3raz külden }'apılmış, çok g4zel bir ;ray Artl1ur'un.};a11ında

beliri,rerdi. Arthur 3rerden 3ra3rı alıp germeye başladı.

Aralarındaki şifreli dilde bunun, yaşlı adamın özür dile3rişi olduğunu biliyordu.

''İ

edirgin olduguın ş e;r ben değilim, bilginin yok olması'' diye de\ram etti Merlin. ''Dediğinı gibi büyücünün 3rolunu

öğrenecek son kişi olabilirsin.''

''Öyleyse yok olınaınası için elimden geleni 3rapacağıın''

diye söz \Terdi Artlı.ur.

Merlin başını salladı. Günün geri kalan kısmında ,re belki

de dalı.a sonraki birçok gün, bü;rücüler gibi konuşmadı. Artlı.ur bir Haziran sabal11, çam dallarından yapı1ınış

yatağını, nasıl olduysa, karlarla kaplı buldu. Titre3rerek kalktı ve ge3rik derisi battani3resini silkelerken bir tutaın kar l1a\ra3ra

sacıldı. ·

,

• •

''Bunu sadece Aralık' ta yaptığını sanırdıın'' dedi, ancak· Ivf erlin 3ranıt \rermedi. 11erlin, kamplarını çe,rrele;ren kar

• •

çemberinin tam ortasında l1e3rkel gibi duruyordu. ününde ise ilginç bir görüntü \7ardı; iı-i bir taşa saplanınış bir kılıç. Ha,radaki soğuğa rağmen taşa 're bir buçuk metrelik

işlenm1ş parlak demirden yap1l1111ş gül kadar temiz kılıca kar değmemiş ti.

''Bu ne?'' di3re sordu Artlı.ur. Nedenini bilıniırordu aına

taşın göıüntüsü l1e3recan 'rerici3rdi.

''.f-Iiçbirş e3r'' di3re 3ranıtladı Tvlerlin. ''Hatırlama11 3reterli." Biraz sonra taşdaki kılıç gözden ka3rbolınaya başladı .

.ı\rtl1ur sahalı. banyosundan döndl.iğünde J\ferlin'in ınekanı

(25)

telrrar ısınmıştı;

kar

güneş ten

erinıiş,

taş da bir rüya gibi yok

'olmuştu. Çocuğun gözleri doldu, çünkü

Merlin'in

bunu

veda etmek için yaptığını biliyordu; ayrılış ve l1atırlayış için. Artl1ur dünyaya açıldıktan sonra olanlar, efsaneyi

oluş turan olaylardır. Sonunda Arthur kendini, karlı bir Noel sabal1ı, gizemli bir şekilde taşa saplanan kılıcın tekrar

belirdiği Londra'daki katedralin önünde buldu. I<.atedralden çıkan şaşkın kalabalığın bakışları içinde kılıcı çekip krallığını .ilan etti. I<rallığı ele geçirmek isteyen düşmanlarını uzun, •

sert savaşlardan sonra alt edip gücünün simgesi olan

Camelot'u kurdu. Her gün büyücünün sırlarıyla yaşadı.

Sonuçta öldü ve tarihe karıştı. Daha sonraki nesillere ise, Artl1ur'un mücevherli kılıcı taş dan çıkartıp kaderini

çizmesinden önce, M.erlin'den bunca yıl ormanda öğrendiklerini merak etmek kaldı.

.... . Camelot'un düşmesinden sonra, Arthur'un dünyasının silinmesi cok kısa sürdü. Ülke tekrar cekisme ve cehalete battı ki, Merlin böylece bü)riicülerin sonuncusu olduğunu kanıtladı. Merlin'den sonra, batı taril1inde başka büyücüler

görülmemiş tir.

Ancak 11er · büyücünün bilgisinin tar· · değişimine bağlı olduğunu lliç düşünmedi.

''Bildiklerim havanın ifindedir''

demeyi severdi.

''Nefes al ve bulacaksın.''

Büyücüler zamana bağlı olmayan şeyler bilirlerdi ve onların bilgilerinin saklı olduğu yer, zamanın dışında olmalıdır. Yol açıktır. Het

yerde başlar ve hiçbir yere götüıür ama yine de götürdüğü yer gerçek bir )rerdir. Merlin'i dinledikten sonra .tüm bunlar açığa çıkıyor.·

(26)

• • •

BIRINCI DERS

Hepimizin içinde bir büyücü vardır.

Büyücü herşeyi görür ve bilir.

Aydınlık ve karanlık, iyi ve kötü1 zevk ve acı gibi

zıtlıkların ötesindedir büyücü.

Büyücünün gördüğü herşeyin kökü1

görülmeyen bir dünyadadır.

Doğa1 büyücünün hallerini yansıtır.

Zihin ve beden uyuyabilir, ama büyücü her

zaman uyanıktır.

Büyücü1 ölümsü4lüğün sırrına sahiptir.

• •

''Işte'' dedi bir gün Merlin, bir kase çorbayı genç Artl1ur'a vererek. ''Tadına bak.''

Artl1ur cekinerek tattı. Artl1ur'un arkası dönükken

l1azırlanmış geyik eti çorbası ve gizeınlice baharatlanmış yabani kökler. Aslında çorba mükeııuııeldi. Artl1ur,.

:t-vferli11'in kaseyi almak için uzandığını görünce, kaşığını l1evesle tekrar daldırdı.

''Bekle, biraz daha'' diye dandı Artl1ur ağzı dolu bir şekilde. Merlin .kafasını sallayıp ''Ziyafetin tümü ilk

kaşıktadır'' diye hatırlattı. Arthur'un başta asabı _bozuldu ve •

ha)ral kırıklığına uğradı ama ardından kendiı1i, sanki l1erşeyi yemi·ş gibi -doymuş l1issetti. Daha sonra bir ağacın altında

kestirirken, Merlin sessizce yaklaşıp bir kase dolusu çorba)'! yanına bıraktı. Büyücü uzaklaşırken fısıldayarak, ''Unutma;

eğer sana l1erşeyi ilk derste gösteremese)rd1ın, bunca yıllık bü)rücülük eğitimin bir işe yaramazdı.''

(27)

Dersi Anlama

Bü)riicünün öğretmesi gereken şe)rleri öğrenmek bir

ömür sürebilir aına )'ıllar, hatta on )7ıllar içerisinde orta)ra çıkacak olan l1erşey J\'Ierlin'in ilk dersinde mevcuttur.

Burada bü)riicü kendini tanıtı)ror. Ölümün ve ölümsüzlüğün en derin sırlarını çözmeye yarayacak olan 11a)rata bakış

açısını tarif ediyor. Ve tüm bunlar sihirli bir şekilde oluyor. Bir nedenden dolayı Merlin fiziksel formuyla görünmez.

Formlar onu ilgilendirmez. O, nice dünyaların gelip geçtiğini görmüş, çok uzun süren karmaşalardan

kurtulmuştur ve 11epsine tepkisi a)rnı olmuştur: O, görür.

. .

Büırücüler, Gören'lerdir. Neyi görürler? Onlar gerçeği birçok parçalar 11alinde değil, bir bütün olarak görürler.

''Sen 11ep bir bü)ri.icü müydün?'' diy·e sordu genç .L\rthur . •

''Nasıl olabilirim ki?'' di)re karşılık verdi J\ierlin. ''Ben de senin gibi dolanırdıın ve bir insana baktığımda tek

gördüğüm etle keınikten ibaretti. Dal1a sonra fark ettiın ki

insan, bedeni aşan bir . düzeyde ıraşıyor; karışık duırgularla dolu insanların karışık evleri oluyor; ınutlu, doırumlu

insanlar ise düzenli evlerde oturuırorlar. Bu basit bir .

gözlemdi ama sonra düşündüm ve artık bir e"\7 gördüğümde, o insan l1akkında dal1a çok şey öğreni)rorum.

''Sonra göıüşüm iyice genişledi. Ne zaman bir insan görsem onun ailesini 're arkadaşlarını da görıneden

geçemiyorum. Bunlar da, bana kendinin gerçekten kim

olduğunu uzun uzadııra anlatan kişiı1in birer uzantısıdır. Ve görüşüm dal1a da gelişti. Fiziksel görünüı11ün ardında,

duırgular, arzular, korkular, ümitler "\7e l1a)raller gördüm.

Bunlar da, eğer görecek gözün \7atsa, tabii ki insanın birer parçasıdır.

.

''Her insanın )raı;dığı enerjiJ!i algılamaı!a başladıın. Artık, et 're kemiğin oluşturduğu fiziksel )'apı l1eınen-l1eınen

(28)

öneınini yitirmişti ve çok geçnı.eden karşılaştığını. lı.er

insanda dün;ra içinde dünyalar gördüın. \T e sonra fark ettim ki yaşaıran lı.erşey, sadece değişik birer maske takınış bir

e\rrendir. ... . .. . ... ... . . . . . -. ' . .

·-''Bu gerçekten müırıkün mü?'' diye sordu .L:\rtlı.ur.

1 ''Tüın e\rreni içinde bulacağın gün gelecek ve böylece bir ... . . '. _· -··· . .

.

büırücü olacaksın. Büırücü dünyada ıraşamaz, düıı.ıra

hüylicÜnÜn içinde ;raşar. · · ·

."Büyücüler, yüzyıllar boırunca aranılan kişiler

olniuşlardır; balta girmemiş ormanlarda, mağaralarda, kule veya tapınaklarda. Büırücü ayrıca değişik isimlerle de

görünmüştür; Filozof, Silı.irbaz, Gören (seer), Şaman, Guru. 'Neden acı çekti'"'· izi anlat. Neden büırü;rüp

öldüğümüzü. Neden kendimiz için iyi bir yaşam

oluşturamaıracak kadar zaırıf olduğumuzu anlat bize.'

Ölümlüler, sadece bir büırücüıre bu kadar zor soıular sorup dertlerini dökebilirler.

''Eğer dikkatlice dinlenirse, tüm büırücüler, ustalar \Te guruların aynı şeyleri söırlemiş oldukları görülür. 'Tüm bu

cehalet ve acıırı eğer bir tek şe;ri anlarsan ortadan

kaldırabilirim. Ben içindeıriın. Bu aırrı olarak konuştuğunu sandığın kişi ayrı değil. Biz biriz ve bir olduğumuz düzeırde lı.içbir pro ble�niz yoktur. 111

.L'\rtlı.ur, IVIerlin'e kendisini dün ıra ıra çok az çıkardığından ırakındığında IVIerlin güldü. ''Dünıra ını? I<öyde gördüğün o insanların ıraşadığını nereden çıkartıırorsun? Onlar ze,rk \7e acı için endişeleniyor, birinin peşinden koşup diğerini

çaresizce reddediırorlar. Canlıırken, )Taşaınkırını ölüm için endişelenerek geçiri;rorlar. Zenginlik ve fakirlik takıntıları lı.aline gelmiş \re bu eıı. derin korkularını besli1ror. ''

Allalı.tan, içteki bü1rücü bunların lı.içbirini deneyiınleınez. Çünkü o, gerçeği bilir \Te bunun dşındakiler önemli değildir. Zıtlıkların 01runu ze,rk \Te acı, zengin \Te fakir, i1:ri ''e

(29)

sadece büyücünün bakış açısıyla görrneye başlayıncaya

k

a

d

a

r

gerçek

gibi görünür . .t\ına }7ine de günlük y

a

ş

am sal1nesinin,

sıradan insanlar için çok

gerçek olduğunu

inkar

etmez

büyücü. Yalnızca

duyu

ları

n

ı

z

a

, gördüklerinize ve

11issettiklerinize

inanırsanız, dışarıdaki yaşam

oyunu

da

gerçek

yaşamdır.

, .

Ölümlüler, görüntülerle il

·

·bu takıntıları·ve anlam

arayışı için bü)riicülere

başvurmuşlardır._ Tam olarak daha

fazlanın ne olduğunu bilmeden, şu yaşadı"

zdan daha

fazla bir şeyler olmalı diye düşünür ölümlüler.

''Nryi

_gördüğiin üzerine düşünerek zaman harcama,

nrye

. .

gördi,iğünü düşün.

Böylece

ilk

ders Şuna gelir: Sınırsız benliğini görmek için

sııurlı benliğinin ötesine bak.

Ölümlülük maskesini atıp

. .

büyücü)rii bul.

O,

içinizden başka bir yerde değildir.

Ancak

görece�eritı�:?;i tam. zamanında görürsünüz, adıın adıın.

- · · · . . . - . - . . . ·· -· - - · .

Görmezden önce, 11ayatta, yaŞadığlnıZdan_ dal1a

·fazla

bir

şeyler old�ğuna dair bir lus gelir. ''Be�i

bul'' diye

fısıldayan

. ' . .

ince bir sestir

bu.

Çağıran ses·,

fazla duygusal olma)ran,

. . .

-h��tir dolu 're

kl·ııdi

·içerisinde doyum 11alindedir -ve

bulınası

o

k

a

d :1 r

d,i-kola)r değildir.

O,

büyücünün olduğu

. . .

kadar, siziQ:. dç sesiı;ıizqir ..

. .

Dersle

Yaşama

.Merlin'in sözleri, toprağın derinliklerine sızan su gibi

derin bir düzeyde etkisini gösterir. Bugün topraktan çıkan

kaynak

SU)TU,

binlerce hatta milyo.nlarca yıl, önce )ı:ağmur

olarak düşmüştü. Toprağ� sızan bu

SU)TUn

11akkında kiınse

pek bir şey bilmez; nereye gider, derin ka)ra katmanlarında

. .

nelerle karşılaşır. Ama bir gün yerçe

r. •

nden k,urtulan su,

şaşırtıcı bir şekilde saf ve temiz olarak karanlık diplerden

cıkar .

(30)

Merlin1leyken de böyle olur. Oturup birkaç dakika

dinlerseniz, sözleri yerleşmeye başlar. Bırakın bu olsun ve

bilgelik işini görsün. Herl1angi bir sonuç bekleme)rin, sadece olanlara dikkat edin. Olan herşey i)riclir. · ·

ilk ders bü)riiCÜ)rii bulmak ve onun, zilıin ya da duygular tarafından adapte edilıniş bakış açısından çok farklı olan

bakış açısına Sa)rgı göstermektir. Duygular l1isse.der ve tepki . . . . .

verir. Bunlar, U)rarımlara anında tepki veren deniz l�lesi (sea anemone)6 'nin kapanan kolları gibi anidir. Acı, duygµsal

olarak kapanmanıza neden olurken l1az, genişleyip kendinizi özgür hissetmenizi sağlar.

-Öte yandan zihin, daha ağır bir şekilde işler. Geniş bir anılar dosyasına sahiptir ve sürekli bunların arasında gidip gelir. Yeniyi, eskiyle karşılaştırıp karar verir; bu iyidir, şu

kötüdür, şu tekrarlanabilir atnR bu· tekrarlanamaz. Du)rgular

ise bir duruma, kendiliğindenlikle ağla)ran ve)ra gülen bir bebek gibi düşünmeden, ani tepkiler 'rerir. Zillin, 11afı.za

bankasına baş,rurup gec. r • ş bir tepki verir.

Bü)rücüde her iki tepki de yoktur; ne ani, ne de geci ş; o, sadece vardır. Diin)�a)rt görür ve her ne oluyorsa bırakır ·

. · · - . .

· . olsun. Ancak bu, pasif bir da,rranış değildir. Bü}'Ücünün

- . . - ' .

-düıi)rasindaki lierşe)rin temeli, ''Ben 11erşeyim'' bilgisi11e . da)ranır. Bu yüzden bii)rücü, dünyayı oldu

gibi kabul

. . \ . .

ederken, herşeyi kendini kabullenmenin ışığın�a, yani se,rginin ışığında görür. Büyiicünün sevgi tabirinin

sessizlikte gizli oluşu ilginçtir. Duygular açısından se,rgi, bir 11issin ani kabarışıdır; baştan çıkarıcı bir uyarana �arşı .

du)rulan ku'"retli bir çekili111. Zil1inin de kendi yöntemleri 'rardır aına çok farklı değildir: zihin geçmişte haz 'rerıniş

dene)rimleri tekrarlama}'! se,rer. Teınelde ''Bunµ se,riyoıum'' demek, ''Daha önce yapınaktan çok 11oşlandı" bu şeyi

-6 . \namc>ı1: l)cnizlie \'asa\'an bir tüı· cicck. l)ısarıdan bir tı\'arım

- . . . .

- . .. . . " .

gcJdi�ri11dc )7ÜZCl1 esnek kc>llart at1idc11 içe kaı1a111r. (�;C\'.)

(31)

tekrarla111a371 se\Ti31oruın1' - ·: .

demektir. İste

.J bu ırüzden zil1iıı de

... '

-du)rgl1lar da seçicidir. Seçınek 3ranlış

değildi!

a

ın

a çaba

. . .

gerektirir. Her ne kadar çaba sarf etınenin i3ri olduğu ve

çabasız bir şey elde edileme3Teceği öğretilse de, duruı11 bÖ)Tle değildir. \T arlık, çabayrla elde edilemez .

. . .

Dal1a ince düze3rlerde, seçmek reddetme3ri de

beraberinde getirir. ''Bundan 11oşlanı)rorum'' demeden önce <#ğer tüm seçenekleri reddetme1liz gerekir. Reddettiğimiz

.. --.-. ,·,·_ ... - ,-_·. · - -�·--- "' ·-. - ' ' . • •' - ., - -_ _ .

. - - . . , ·'.-:-, . . . ·"··· ,._,.oc,,, .• ,..,,., .. =--'- -_. ' ,,, •• ' ' şe)1ler, korkulardan dolayı üstü kapatılma)Ta e ... · "iıilidit. - ·

Zilun. ve. du)1gular, acı ile ızdıraba tarafsızca );�kl,aŞmazlar; korkar '\7e reddederler. Bu seçme alışkanlığı çok ·enerji

iiar·cafu 'çunkü zil1in sürekli inci11ıne, 11a)ral kırıklığı, ;ralnızlık -. . .

-'\Te diğer tüın acı \"erici dene;rimlerin tekrarlanınaması için tetikte bekler. Peki zil1in ne zaman sessiz kalacak?

. .- - -.�- ,, . - . ' .

- -' , _ _ _ .... .. . ;.,__· ··· . . - ·· ---�- ...

- · . , ,. - -.- - . . '

Sessizliğin oln1acfığı )7erde bÜ)TÜCÜ)re }Ter 11oktur. Sessi�lik . '• . ,.

- .. -

-. . . olınadan jr�Ş�ına 11akettiği değer ,,erilemez ki b\1 açmamış

bir gülün ıraprakları kadar narindir. Ölümlüler, bü;-ücülerin korkusuz ;raşadıklarını gördüklerinden dola)rı onlara akıl

danışma;ra gelınişlerdir .. :I3�;ri_icül�r başlarına gelen l1erşeyi kabul ederler, 11atta bağırlarına basarlar. Ölümlüler, ''B.unu

nasıl beceri1rorsun?'' di3re sorduğunda, bü3rücünün ce'\rabı şu •

oldu: ''Içine. bak, sadece. 11uzurun olduğu )rere. ''

Ö11le)1Se 11erli11'in dtjnırasına girerken ilk adıın, bunun ,,ar olduğunu kabul etmektir -bu ıreterlidir. Bu derse

başladığınızda zil1niniz, kendisininkinden farklı, geçerli olan başka bir bakış açısına ''Ha;rır!'' diırerek isıran edebilir.

Du;rgularınız da gü,reı1sizlik, endişe, sıku1 tı, şüpl1e \'e ılefret ile bt1na katılabilir 11er ne cıkarsa. Bt1 11islere karsı J . � .

.

. .. . .

'

ko1rma)71n. Bunlar, a3:ırıp seçınenin eski 're alışkanlık )rapınış -· . - , . - '

' '

l1alleridir. Zil1in, reddederek kendini öneı1ı.li kılar. Yıllarç_a, 11oş oh11ay;an ş�)'"leri uzak tutarak size l1izmet etti. Sortı

suc:l.t'lr: Z111nin taktikleri ise 'Taradı ını? Zil1i11, sizi zeki ,) ·· .

J ,J r , , . .

-. . '

kılı11ada başarılı ·olabilir ancak sizi mt1tlu, do1rgu11 ve •

kendinizle barışık }'apınak için �,.eterli donanıma sal1i1J değildir. ,

(32)

I'v1erlin, zil1inle tartışmaz. Tüın tartışı11alar di.işünmekten . - · ' � . - .

doğar ve bü;rücü düşün111ez. O, görür. Bu, ınucizevi olana açıla11 kapıdır çünkü içinizde tıe. görürseı1iz dışarıya da onu

. - - ..

yansıtırsınız. Bu ilk dersi ;raşayın. Bırakın bilgeliğin ırmağı varlığınızın derinlerindeki gizli geçitlere sızsın \re

gözlemle;rin.

Bü;rücü içinizdedir \re bir tel( şe;ri ister: Doğmayı .

. . . . :' '" _,' -· .. . -�----. -�----. • • • • • • • ' • •

31

(33)

İKİNCİ

DERS

'

Sihir ancak masumiyetin dönüşüyle

geri gelebilir.

Büyücünün özü dönüşümdür.

Genç Atl1ur her sabah orınandaki göle yıkanmaya

giderdi. Tipik bir çocuk gibi o da, bu işi pek zevkle

1rapmazdı. Sıkça, dedikodu yapan

kızıl

sincaplara,

saksağanlara veya sabun ile sudan daha ilginç olan herhangi

bir şeye takılırdı.

·

·

Merlin,. çocuğun yüzünü, boynunu ve l1er yerini görünür

bir şekilde kaplayan kiri pek fazla önemsemezdi. Ama

büjrücünün sabrının taştığı gün geldi; ''I<ulaklarının

arkasında fasulye bile 1retiş tirilir! Gölde bir dakika bile

11arcasan önemli değil, ama orada bir şeyler yap.''

Arthur boynunu eğdi. ''İtiraf etme)re korkuyordum

1-1erlin, ama ne zaman suya eğilsem 1ransımamı

-göremiyorum; nerede jrtkanaca...

l1atta nasıl bir şeye

benzedi"·

·

bile.''

Çocuk kafasını kaldırdığında, Merlin'in sevinçle yanında

durduğunu görünce şaşırdı. Merlin büyiik bir zümrütü

çocuğun eline ödül olarak tutuşturarak (Arthur bunu daha

. sonra denizi geçmek için kullanmıştır), ''İşte'' dedi .

''itaatsizliğini, masumiyetini kaybetmenin göstergesi

sanınıştıın ama yanıldı"

görüyorum. Yansımanın

olmaması, ben-imajı'nın olmadığını gösterir. Ben-imajı'n

·

nedenijrle şaşırmazsan masumsundur.

(34)

Dersi

Anlama

Masuıniyet, üstü örtülmeden önceki doğal • •

durumumuzdur. üstünü örten şey ise ben-imajınuzdır.

I(endiınize ne kadar dürüstçe bakmaya çalışsak da, }rıllar içerisinde kompleks bir şekilde birbirine geçerek oluşmuş

bir imaj görürüz. Bir insanın yüzündeki kırışıklık ve çizgiler, geçmişteki mutluluk ve üzüntüleri, zafer ve yenilgileri,

idealleri ve deneyimleri anlatır. Başka bir şey görmekse pek olası değildir.

Bü)riicü kendini 11eryerde görür çünkü onun bakışı

masumanedir.Yargılama, etiketleme ve tan11nlamalardan uzaktır. Bir büyücü, hfila bir ego'su ve ben-imajı'nın

olduğunu bilir ama bunlar onu engellemez. O bunları tamlığa yani hayatın bütünlüğüne karşı olarak görür .

Ego, ''Ben'' dir; size ait olan bakış açısı. Niasumiyette bu bakış açısı berrak bir mercek gibidir. I\iasumi}ret olmadan,

ego'nun odaklanması oldukça bozuktur. Eğer bir şe}'leri

bildiğinizi düşünüyorsanız kendiniz de dal1il olmak üzere­ aslında kendi }'argılamalarınızı 're etiketlemelerinizi

görüyorsunuz. Birbirimizi tanımlamak için kullandığımız en basit isimler bile

arkadaş, aile

ve

J!abanıı gibi yargılarla

)riiklüdür. Örneğin arkadaş ve }'abancının arasındaki uçurum önyargılarla doludür. Arkadaşa bir türlü, yabancı}ra başka .

türlü davranılır. Bu yargılamalar, onları su üstüne

çıkarmasak da, 'tozun merceği kirletmesi gibi görüşümüzü

bozarlar.

-Büırücü nesneleri etiketl�ndirmediği için onları olduğu gibi görür. Onun camında toz olmadığından, tüm dünya parlaktır. A }rnı ince melodi 11erşeırde duırulur; ''l(endini

seırreırle. 11 Tanrı, etrafına bakıp het)'erde sadece keridisihi . . .

gören birisi olarak tarif edilebilir; biz O'nun suretinden ıraratıldığıınız için, bizim dünyamız da bir bakış

• •

penceresidir. Olümlülerin ·��ati taınamıırla başka şeı1lere

)'Önelmiş olduğundan, büırücünün bu bakış açısını çok garip

(35)

bulmuşlardır. Dışarı)-a bakıp nesnelerin büyüsüne kapıldılar· ve gördükleri l1erşeyi isimlendirip kullanınak için can attılar. Tüm kuşlarla val1şi 11ayvanlar isiınlendirilmeli)rdi. Yemek

veya zevk için bitkiler yetiştirilıneliydi. Topraklar, keşfedilip f etl1edilınek icin vardı. J

11erlin bunların 11içbirine ilgi göstermedi. Büyücüler genelde meşe, ceylan ve;ra takıın)rıldız gibi en sıradan

şe;rlerin bile isimlerini bilmezler. Ama bir büyücü dallı

budaklı bir meşeye, yemek yiyen bir ceylana veya geceleyin

gökyüzüne saatlerce bakabilir ve bunu tüm benliğini vererek •

yapar.

Ölüınlüler, böyle derin bir ilgi;re sahip olmak

istemişlerdir. Dünyaya böyle Ön)rargısız, zevkle nasıl

bakılacağı sorulduğunda Merlin: ''Masum değilsiniz. Bir şeyi etiketlediğinizde onu değil, onun etiketini görürsünüz,''

demiştir. Bunu izah etmek. çok kola)rdır. Ormanda iki •

yabancı şöval;re karşılaştığında dost ınu yoksa düşman mı olduklarını anlamak için hemen amblemlerine veya

flamalarına bakarlardı� Ancak bu anlasıldıktan sonra J

l1arekete geçerlerdi. Eğer dost ise kucaklanıp Zi)rafete davet edilir, sol1bete çağırılırdı .. Bir düşmanla ise sadece

s avasılabilinirdi. J

Bu etiketleme takıntısının, tamamı;rla zihne ait bir

· da,rranış olduğunu SÖ)rler Merlin. I<.afalarımızda böyle milyonlarca etiket taşıyoruz 're zil1nimiz bu etiketler

arasında ışık l11zıyla dolaşabilir. Zil1nin 111z1 li.ayranlık

vericidir ama bu 11ız bizi sıkıntıdan kurtarmaz. Hakkında

fıkir ;rürütebildiğiniz şeyleri dene)rimlemişsinizdir ve

deneyimlediğiniz şeylerden de sıkılacaksınızdır. ''Bir meşeye, ceylana 'reya ;rıldıza neden bir dakikadan fazla bak�ınadığını

merak ediyor musunuz?'' dedi IYierlin. ''Zihinlerinizin

feı1ratların1 du;ruırorum, 'Yine ıni aynı şey' diırerek yeni bir şey için çılgınca koşuştuıma;ra başlı;rorsunuz. ''

(36)

34-''Bunun niye bir probleın olduğunu anla}ramıyoıuın''

di

;

re sordu köy'Ün yaşlılarından biri. ''Dü11}ra büyük, doğa da bü;rüle;rici şe;rler ve dönüşüı

n

lerle dolu. ''

''Bu oldukça doğrl1'' di:yre ona;rladı 11erlin, ''ama senin . .

. .

söylediğine göre 11içbirşe:y1 bayağılaşmamalı ve sıkınamalıdır.

- .

Dışarıda sayısız

nesnenin

olduğu inkar edilemez. Aına

sıkıntının

ölümlüler arasında ya:yrgın bir şikayet olduğu da . .

gerçektir, ö:yrle değil ıni?'' Yaşlı adam başını salla;rarak . . onayladı.

.

''Ama :yrine de doğru kelimeyi kullandın''.

diye

devam

etti Merlin.

''Dö"nüşü1n.

1'\ma sürekli dönüşmesi gereken sensin.

Paslanma;ra )TÜZ tutmuş benliğinle dünyaır� yeni gözlerle görmeyi bekle;remezsin.

''

Büırücü 11içbirşe11i

iki

defa aırnı şekilde görmez. . . . • .

Ormandaki bir geyiğe bakarken varlığının ıreni bir :yröriünde;

. - - - .

nezaketinde,

zerafetinde, çekingen

liğin

de veya : . ·

.

inceliğindeırmiş gibi derinlere ·bu yiizden dalar. Gözler

. .

masum ise 11erkes bu nitelikleri görebilir. Gülün ;raprakları

• •

gibi

açılırlar

.. 11asurtıiıretiniz . var olan tek çiçektir. Bu saflık

. .

nasıl geçici değil ise, onun gördüğü dünya da ölümsüzdür; . . .

Dersle

Yaşama

. .

Bu dersi okuduktan sonra masumi;rete şöırle bir - . . .

dokunabilmek

için kendillize biraz zaınan ayırın.

Bu,

insanların sandığından

dal1a kola11dır. Bilinmesi gereken ilk şeır

ne )··apılmamaJ·ı

'gerektiğidir. Şu

anki

durtınıu�uzu - ·.

. ,- . · . .

-. . . . .- - . . - . - ' - .

,. , - .

:y!arğilaına;rın.

Y

orgu11 ,;eı;a üzgün olabilirsiniz. · Çok kızgın,

. - - . . , •

korku dolu olabilirsiniz 're:yıa birçok )�argılamanız olabilir.

Tüın bµnla�ı bir

an için unutun, çünkü 1iferlin'in dediği gibi,

ınasumi\1et , zil111 in ötesindedir.

. .. . - . . .· . . · . . . · �- '·.- ., , __ .. ·: ·· : · . . · . . · - . .-... · .·

(37)

Bu kelime listesine bakın: Ağır Hafif Siyal1 Beyaz • Gün es , Ay

Her birinin niteliklerini teker teker dene)riınleyin.

Duygular yeriı1e görüntüler, somut şeyler yerine kavramlar üzerine yoğunlaşan biri olmanız önemli değildir. Bütün

)'aklaşımlar işe )rarar. Zil1ninizin l1erhangi bir ağırlık, 11afıflik, koı:uluk 're be)razlık 11issini deneyimlemeden edemediğini

fark ettiniz mi? Aslında ufak da. olsa bir şe)rler dene)rimlemeden okuyamazsınız bile.

Bu niteliklerin 'rar olması sizin kat1l11nınızı gerektirir.

I<atılımınız masumaneyse, o zaman )reni ve farklı bir şeyler algılanılırlar. Bir ressam da bö)rle algılar. Bir sepet me)TVe)re, kayığa veya buluta bakıp pasif bir algıla)rıcı olmaktansa, .

görüşüyle onları )reniden yaratır. Onları kendi rul1u)rla doldurur .

.

Hepimiz, aynen bunun gibi, en sıradan şe)rlere

baktı v · ızda bile bö}·le yaparız. Bu deneyim gösteriyor ki ınasumi)ret kaybolınaz, sadece üstü kapanır. J\1asumane bir

şekilde görebilmenin sırrı, görmeyi tıınduğuınuz şe)rle

koşullanmaınış olan )reni bir bakış açısındadır.

''Eğer şuradaki ağacı gerçekten görebilse)rdin'' dedi Ivierlin, ''ha)rretten yere )rığılırdın. ''

.

''Gercekten mi? Peki nive?'' di,,e sordu Artl1ur. ''O J d b. v ''

sa ece ır agaç.

(38)

.

. ''Hayır'' dedi Merlin. ''O, senin zil1ninde bir ağaç. Başka bir zil1in için ise o, sınırsız rul1un \re güzelliğin bir ifadesi.

Tanrı'nın zihninde, tatlıların tatlısı sevgili bir çocuktur o. Zihin; renk, ışık, )'Oğunluk ve dünyayı l1issedebildiği sürece

kendini algılryordur. �4ğır

veya

bryaz

sözcüğü sadece

size ait bir 11is \rerir. Algılayan olarak siz olmasanız, ''dışarıda'' l1erhangi bir ağırlık veya beyazlık yoktur;

farkındalığın ufak bir titreşiminden başka ne bir görüntü, ne bir ses, ne bir dokunuş, ne bir tat, ne de bir koku vardır.

Aya bir fotoğraf makinesi yollayın, bütün krater ve vadileri çekip filıni dünyaya geri getirin. Eğer bu resme bakacak

kiıııse olmazsa, �zerinde 11erhangi bir şekil de olmaz; sadece fotonların geçici bir düzenlenişine tepki veren kiııı)rasal

ınaddeler vardır. Ay'ın

fılıni,

kendisi gibi bir illüz)1ondur. ' .

Merlin buna, aya bakacak kiınse )'Oksa ay da )roktur, derdi. İşte bu yüzden dünyaya masumane bir şekilde bakmak çok önemlidir, çünkü dünya)ra hayat vermenin tek y·olu

budur. Gözünüz, gördüğü l1erşeye 11a)rat verendir. .

• •

Varo�uştaki 11er molekülün ardında farkındalı·k (a\vareness)

olmalıdır; aksi takdirde evren, l1areketsiz gazların \Te SÖ11mÜş

. ' ' . , . . .

yıldizlariri tesadüfi bir ·dönüşü; )rara

şın ilk tol1umu için çırpınan bir boşluk olurdu. Zeka olmadan ha)rat olınaz,

sadece 11areket olur. Pencereden dışarı)ra 11er bakışınızla, •

ha)ratın tolıumunu )raratılışa bırakırsınız. Işte bu yüzden . .

meşeleri, ceylanları ve yıldızları se)rretmek Ivlerlin için çok önemliydi. Onların ölmesini istemezdi; o bir lıaJrat aşığıJrdı.

Bu ders Şuna gelir: ''Masuınane bir şelcilde görürsen

ha)rat \re�irsin. '' Bu, t\:ferlin'in birlikte )raşadığı silillli gerçekti.

• • •

Olüınlüler, bö)rle bir şe)1i Ka\1ramakta zorlanırdı çünkü bu, en derin önyargıları olan ''Önce dün)ra gelir sonra ben''e

tersti. Ama bizi de masum bir \1arlık görmese)rdi )'aŞt)ror •

olmazdık. Işte bu, tüın e\1teı1in tolıumunu yeşerten l1areketti \1e bu, bir se,rginin üıünü)rdü. Yaradılışın lıer zerresinde

soluk alıp \rereı1 se\1ginin farkına ''ardığınızda, ınastımi)0etinizi11 de farkına \raracaksınız.

(39)

Ü

ÜNCÜ DERS

.

Büyücü, gelip geçen dünyaları seyreder

ama

Ruhu

ışığın krallığında yaşar.

İzlenenler değişir, izleyen değişmez .

Bedeniniz, anılarınızın ev dediği yerdir .

.

11erlin, ölümlülere görünmemeyi tercil1 ederdi, ama bazen yaz akşamlarında, bir çayırlığın köşesi11de tek aırak

. .

üstünde dururken görülürdü. Meraklı çiftçiler ıranına

gelirlerdi ama 11erlin 11ala bir heırkel gibi, ne bir ses çıkarır, •

ne de geldiklerini önemserdi ve duruşuna devam ederdi . •

.

. .

Böırle durumlarda Artl1ur, l.ıstasını bataklıkta balık a"\rlamak için dengede durmaya çalışan turna kuşuna

benzetirdi. Bir gün 11erlin böyle birkaç saat bakakalınca, ·.çocuk neıre baktığını sormadan edemedi.

''Tam olarak söırleıremem'' diye yanıtladı 11erlin. ''Bir

pervane böceği gördüm ve dal1a yakından görmek istediın. l(anat çırpan bir l1ayal gibi önümden uçup geçti ama bir

dakika sonra, berıiın

ıni

onu lıayal ettiğiıni ıraksa onun mu beni l1ayal ettiğini unuttum.''

''Cevap ortada değil mi?'' diye sordu Artl1ur.

1'Ierlin çocuğun başına vurarak, ''Ha)rallerinin, kafanın ·içinde olduğunu sanıırorsun'' dedi. ''Ama ben het)rerde

olduğuından dolaırı, l1angi parçamın l1angi parçamı l1a1ral ettiğini kim bilebilir ki?''

(40)

Dersi Anlama

Hepimizin içindeki bü3ıücüye Tanık da denilebilir.

Tanığın rolü değişen dünyaya karışmak değil, onu görüp anlamaktır. Tanık u3rumaz; o, rü3ra görürken 11atta rüyasız

u3rkuda bile u3ranıktır. Işte bu 3ıüzden tanığın görmek için gözlere il1ti3racı 3;oktur. Bu, çok sihirli bir şey gibi görünür. Göz, görmenin temel organı değil

midir?

Göreli dünyada görebildiv · ·z, duyabildiğiıııiz veya

dokunabildiğimiz herşeyin temeli enerji ve bilgiye dayanır;

her atom bu iki öğeye ayrılabilir. Bir enerji demeti kaotik bir girdapta, üflenmiş bir duman gibi savrulabilir; bilgi ise

rastgele 'reri parçalarına ayrılabilir. Hayatın bu muhteşem düzenini sağlamak için başka bir güce ihtiyaç vardır; zeka. Zeka, evreni bir arada tutan zamktır.

Bü3rücü için bu bir teoriden ibaret değildir çünkü o,

kendi iç gözü3rle

bu zekanın

ta

kendisi olduğunu bilir.

Bö3rle bir

anla5rış zihne ait olmadığı için ölümlülerin kafasını karıştırır. . .

Onlar

bilmf!)'e

değil, bilinenlere alışmıştır. ''En zeki ölümlü

bile'' dedi Merlin, '13ratağa girdikten sonra aynidır. '' Hepsi de aynı kabusları görüp ölijın için endişelenir. I<.orku onların

yarattığı bir şeydir ve fani olduğunu düşünmeden en ufak zevklerin bile tadını cıkaramazlar. '' J

Büırücünün bilme durumu u3rkuda bile devam eder.

U3ranık, 11er zaman bilinçli ve 11erşe3ri bilen evrensel zeka, büyücü için çok uzaktaki 3raratıcı bir güç değildir. O, her atomda yaşar. O, gözün ardındaki göz, kulağın ardındaki kulak 're zihnin ardındaki zil1indir .

Işte bu Jrüzden, büyücünün görınesi için gözlerinin açık olmasına gerek 5roktur. En derin anlaını5rla görme,

u3rkudayken ve3ra rü1ra görüyorken de gerçekleşebilir, çünkü görmek demek, eı;rrensel zeka'nın farkında olınak demektir. Taın bir tanık olduğumuzda herşe}r anlaşılır.

(41)

Büyücünün bilgisi, dış etkenlere bağlı olmayan saf bilıne durumudur. O, kaynaktan doğrudan alınan, yaşamın

özüdür. Her ne kadar değişimler, evreni süpürse de,

büyücünün biline durumu değişmez; izlenenler gelip geçer, ama izleyen aynı kalır. İçimizdeki büyücüyle karşılaşn1adan önce 11epimiz öğrenmek için du)ıularınuza ve zil1nimize

bağlı kalırız. Bu, öğre

· ·

ş bir bilgidir. Bizi ilgilendiren

şeylere göre kataloglanıp hafızaya kayded111niştir; bu yüzden seçicidir. Büyücünün bilgisi ise içteı1 gelir.

Arthur bir keresinde büyük bir kasap bıçağını sallayan Merlin'irı a darı şüphelenmişti. Çocuk dehşetle ''Ne

)rapıyorsun'' diye sordu.

.

''Düşünüyorum'' diye yanıtladı Merlirı. ''Sen böyle düsünmez misin?'' J

''Hayır'' dedi Artl1ur.

.

.

1'1erlin aniden durdu.

''A,

o zaman yanılınış olmalıyım.

Tüm ölümlülerin, zil1inlerini, kesip parçalara a)rıtan bıçaklar gibi kullandıkları izlenimine kapılınıştıın. Bunun nasıl bir

şe)r olduğunu görmek isted1ın. Şunu söylemeliyim ki sizin

akıl )TÜriitme dediğiniz şe)r, ardında oldukça şiddet içeren bir olay."

Bü)ıücünün zihni, algıladığı şeyleri bozmadan toplayıp içinden geçiren bir mercek gibidir. Bö)rle bir farkırıdalığın

avantajı birleştirici olmasıdır, akıl yürüten zil1in ise ayırır . .Akıl yürüten zil1in ''dışarıya'' bakıp zaman ve mekan

içindeki nesı1eler dünyasını göı-ür, · bir büyücü ise l1erşeyi •

kendinin bir parçası olarak algılar. ''Dışarısı'' ve ''!çerisi'' yerine, tek bir akış '\rardır .

Işte bu ırüzden 1'1erlin'in, kendisinin mi bir pervane böceğini 11aıral ettiğini, yoksa pet\rane böceğinin

mi

kendisini l1ayal etti"' · · söylemesi zordu.

Bu fark )ralnızca, zil1ıun gördüğü gibi ikilik durumunda \rardı. Büy'Ücünün gözünde ise ikisi de birdi.

(42)

Dersle

Yaşama

Sıradan uıranıklık durumunda l1epimiz nesneleri

algılarız,

aına Tanık sadece

ışığı

algılar. Nesneler gibi kendisini de,

engin ve değişen ışık krallığının bir odak noktası olarak

• • • •

gorur. _

Işık,

varlığın yüksek durumları için kullanılan bir

ınecazdır. Birisi ölüme yakın bir deneyim yaşayıp ''Işığı gördüm'' dediğinde, benli"' . · daha ince bir durumunu

deneyimlediğini söylemek ister. Diğerleri buna cennet veya başka bir alem diyebilir, ama büyücü için şu sıradan dünya

bile zaten yalnızca bir görüntüdür. O da farkındalıktan yansımıştır.

''Tüm farkındalıklar ışıktır'' dedi J\.1erlin, ''tüın ışık

farkındalıktır. '' Dünyayı cennetten, zihni maddeden, gerçeği gerçek olmayandan ayırmak için oluşturduğumuz duvarlar

kendiınizi ral1atlatmak için örülmüştür. Bunları, yarattığıınız kadar kolay bir şekilde abiliriz de.

Şimdi bu sayfaya · atlice bakın. Onu bir nesne olarak

görüyorsunuz. I<ağıda dönüştürülmüş ağaç liflerinden

yapıldığı için katıdır, ama bir düşüncenin ürünü olduğu için soyuttur da. Bu sayfa kağıt mıdır, düşünce

midir,

yoksa 11er ikisi de mi? Her iki durumu da birlikte nasıl kolayca

düşünebildiğinizi ve aynı zamanda da, ikisini bir arada düsüneme J · "' · nizi farkedin.

Farklı gerçeklikler birbiriyle geçişebilir, ama her ikisi de kendi varlık düzeylerinde gerçektir. Bir kelime belli bir ·

düzeyde mürekkep zerresiyken, diğer bir düzeyde bir sorunun cevabıdır.

En ince ve en soyutundan, en kaba 're en katı boırutuna kadar 'rarlığın her durumu gözlemle1rene dayanır. Eğer

istersek bu katı sayfayı şu şekilde 11içliğe dönüştürebiliriz: Sayfa kağıttan yapılıruştır,· kağıt moleküllerden oluşur,

moleküller atomlardan, atomlar quantum düzeyde enerji

(43)

demetleridir ve enerji demetlerinin °/o 99. 99999'u boşluktur. Bir atom ile diğeri arasındaki boşluk çok fazla olduğundan

-orantılarsak dünya ile güneşin arasındaki uzaklıktan dal1a fazladır- bu kitaba katı demek, dün)ra ile güneş arasındaki boşluğun katı olduğunu iddia etmektir.

Bu katı gibi göıiinen şeyleri 11içliğe dönüştürme işlemi tersten de düşünülebilir: ''Boş'' uzaydan başla)rıp enerji

demetlerini, atomları, molekülleri, ta ki yaradılış zincirindeki dilediğiniz bir şeye -bu, bedeniniz de olabilir- varıncaya

kadar yapılandırabilirsiniz.

Bu sayfayı çeviren el, bir enerji bulutudur; elinizi

11issedebilmeniz veya elinizin sayfa)rı l1issedebilmesi bir farkındalık 11areketi sonucudur. Etrafırruzı çevrele)ren

ultraviyole ışınları gibi diğer enerji demetleri tamamen

dikkati1nizden kaçar. Bu yüzden dünyanın gelip geçiciliği algılamanın gücüne bağlıdır. -Dünyanın görülecek bir şey olarak var olması için, Gören (Bilen) olarak )raratıl

Gözler olmasaydı dün)ra görünmez olurdu.

Şimdi bu anlayışı biraz dal1a açalım.· Dünyadaki herşey bir yıldız olan güneşle beslenir. Yedi'"' · · z besin güneşin

dönüşmesiyle oluşmuştur ve )'ediğiniz anda a)rnı kaJrnağa salup bir beden oluşturursunuz. Diğer bir deyişle yemek yemek, güneş ışığının güneş ışığını yemesi gibidir.

�u ışık birçok formda belirse de, dönen gazlar ''e

kuazarlardan, yonca keıniren tavşana kadar aynı ışıktır. Belli bir yeri Jroktur ama l1er yerdedir. Şu anda bir konumunuz

\rar gibi görünüyor ancak bu sadece, ışık e\rrenini tek bir odak noktası olan zil1in ''e bedeninize dönüştürmek gibi

çok mul1teşem bir ıraratıcılık olaJrına katıldığınızdan dolaJ11 gerçektir.

''I\1ucizeler gerçekleştirmek istiırorum'' dedi Artl1ur bir • •

gun.

(44)

''Bu dün1ra senin sa1rende var''

diyre

1ranıtladı Merlin. ''Bu }reterince mucize,ri değil mi?''

Bü1rücü bu olağanüstü akıl yriirütme1ri en uç noktaya

kadar getirir. Eğer dün3ra3rı görünür kılan görme ola111 ise, görme1ri 3raratan kim ve3ra nedir? Göz bir şeyi görmeden

önce gözü kiı11 gördü? Cevap farkındalıktır. Gözün

ardındaki Gören (bilen), bilincin kendisidir; alıgılarımızı 1raratır ki onlar da çevremizdeki herşeyi yaratabilsin.

Bu, metafızik bir gizem değildir. Ana ral1mindeki

embriyon, du:y'Uları olmayan tek bir hücre olarak doğar.

Dal1a sonra bu hücre çoğalarak değişik fonksiyonlar üzerine 3roğunlaşmış bölgelerde kümelenir; \re sonunda bu

fonksi;ronlar gözler, kulaklar, burun, \re buna benzer şekillerde orta3ra çıkar. Tüm du;rularınız, ilk döllenmiş hücrenin içinde şifreli bir bilgi olarak bulunuyordu. ·

Bilgi; farkındalığın saklanabilir 11alde belirmesidir; bu kitap gibi. Bir kitabın ne olduğunu bilıneseydiniz, onun

garip b.ir şifre11le 1raz1lınış işaretler topluluğu olduğunu

sÖy'leyecektiniz ki · O aslında bir farkındalık düzeyinin diğer

bir farkındalık düze3ri3rle haberleşmesini sağla3ran bir

kanal�. .

· ic·iı

ı

tüın · · ;o;ı kendikencfuılekonus '"' bir1rcı1liı·. ' '"' hetl .J " '"') .t . .J )

birŞCJı:i.1111 . 1 1 di.JreAı1l1uratHııbıl · '' sarıalıatırlatn:'' 1 1

u

aj5;ac·ıı1

altında

lıa111tJf

tnadığı biı-çnk ŞC)7Wlt

lJ11llf f 1

ığı.11n

I

di.Jıeitirnz

etti , '"' 11 dedi1·1eıliıı

'Un11tal.ıileağiı

ı tekŞC)r ktncliı1si11\reol1er • · ·

)�rıi)ıe'�

J • • · • •

ajııbirbilinç�

· ess),lla)l'jlf111şifı'F'Si11i

)

·

su111sızlığ1111

z.:'l1Jlan

&'lj'fııs111da

J nakistedi. ua1ı1un,

netcrle 1

ıiııiğiıli\redünyıruın

na·cdeı

1

J '"'

SÖ)dt)

reı.nerrıesi J J

cakbirŞC)r

dtğk�it·.

Siz ıni 'b_1 kimbı lu'ljtll . :OJ'SUI 1UZ,, }'Oksa hı . 1D1 sizi?

Figur

Memperbarui...

Referensi

Memperbarui...

Related subjects :