TEUHID
ue
LEDUN
RSALELER
Furkan
Basn
Yayn
: 12Düünce
Dizisi : 6Özgün
ad:
-Risâletu't-Tecrîdi
fîKelimeti't-Tevhîd
-er-Risaletü
'1-Ledunniye
ISBN
975-7969-02-8 Dizgi : F.G.VakfKapak
veTasarm
: FurkanBask
: Fatih GençlikVakf
Matbaas
Cilt : Bayrak
mam
GflZlî
TEVHID
Serkan
OZBURUN
Yusuf
Özkan
ÖZBURUN
FURKAN
Basm
Yayn
&
Organizasyon
Selam
Ali Efendi Cad. No: 34/51 EserÇars
Üsküdar/STANBUL
Tel: (0216) 341 08 65 - 310 71 61
Faks: 334 61 48
imam
gazali
slâm
âlemininen
büyük
âlimlerinden olan Gazâlî Hicrî450-Miladî
1058
ylnda
Horasan
yöresininTûs ehrinde
domutur.'
lk
tahsilhayatna
Tûs'da
balam,
ilkfkh
bilgilerini buradaho-cas
er-Radegânî'denalmtr.
Daha
sonraCürcan'a
ve oradanda
tahsilini ilerletmek için
Niabur'a
gitmitir.Cürcan'da
zamann
âlimlerinden
tmamü'l-Harameyn
el-Cüveynî'den dersalmtr.
Buradaki tahsilini
de
tamamladktan
sonra ilmî noktadatemayüz
eden
Gazâlî ünlü vezirNizamülmülk'ün
yanna
gidip birmüddet
kaldktan
sonra 1091 'deBadad'daki
Nizamiye
Medresesi'ninbamüderrisliine
tayin edilmitir.Burada
gerek Selçuklu devlet büyüklerininve
gerekse genel halk kitlelerinin teveccühünemaz-har olan Gazâlî
geni
öhretine vemaddî
imkanlararamen
bu
ha-linden derin bir rahatszlkla
ve
ruh hâleti üzerindemeydana
gelendalgalanmalarla derslerini
brakt,
talebelerle iliiini kesti.Elde
ettii bilgiler ve
dünyevî
makamlar
kendiruhunun
ve kalbininaç-l
doyurmaya
yetmedi.Kendi
ifadelerindenörendiimize
göreBadad'daki bu
dörtyllk
müderrislikhayatndan
sonraam'da,
Kudüs'te,Mekke'de,
Medine'de ve Tûs'da geçen
onbir senelik birinziva
hayat vardr
ki Gazâlî'yi Gazâlîyapan
da
aslbu
yllardr.Hicrî 499-Miladî 1105-6
ylnda
Niabur'da
tekrar tedrisha-yatna
balad.
Bu
ikinci tedrisdönemi
de
uzun
sürmedi.Tûs'da
evinin
yanna
birmedrese
ve bir tekkeyaptrd.
Hicrî 505-Miladî 1111ylnda
vefat edinceye kadar hakikat ilimlerininörenim
ve
öretimiyle
urat.
Geriye bir insanömrüne
smas
güç
sayda
pekçok
eserbrakt
veyüzyllardr
manevî
iradn
devam
ettiripbütün
slâm
âlmenin
muhabbet
veduasna
nail oldu.Bu
sebepleÇNDEKLER
1.Bölüm
Tevhîd
Risâlesi 2.Bölüm
Ledün
Risâlesi.Mukaddime..
lmin
Üstünlüü
Nefis
ve
nsan Ruhu
lmin
Ksmlar.
Tasavvuf
lmi
lim
Tahsilinin Yollan.limlerin Tahsilinde
Ruhlarn
MertebeleriLedünî
lmin
Hakikative
Lüzumu
M41MMIM** 11
66
67
I70
73
8189
97
101ÖNSÖZ NV€TN€
BRKAÇ
SÖZ
Sevgili
Okuyucu!
Önsöz
niyetinekaleme
alman
ve senin dikkatine sunulanbu
yaz,
etraflcadüünüldüü
veuzunca
yazlmas
tasarland
haldebuna muvaffak
olunamamtr.
Hem
içindebulunduumuz
zaman
ve zeminin,
hem
de hâlet-i nahiyemizinbu
türden meseleleri (ilm-iledün, tevhîd v.s.) ifade
etmeye
müsaitolmay
bir sebep olarakgösterilebilir.
Bununla
birliktebu
kadar önemli veyanl
anlal-mas
(yada
hiçanlalmamas)
sebebiyle kimizaman
istismaramaruz
kalanbu
önemli konulara dair hiçbirey
yazmamak
bizimiçin
doru
deildi.Ksaca
söylemek
gerekirse, üzerinde bir süredirdüünme
ve notlaralma
ihtiyacduyduumuz
birkonuda
ahsî
ka-naatlerimizin bir
ksmn
yinede
seninlepaylamadan
edemedik.Belki bizim
baaramadmz
senbaarrsn,
bizde"uyanmayan"
hakikatler sende
"uyanr"
diye elindetuttuun kitabn
konulannn
ruhuna dair birkaç hususu ksaca, birer anekdot
eklinde
kaydedi-yoruz...Özel
anlamyla
deil
de
genelanlamyla
"ledün ilmi"hayat-mzn
hersafhasnda
ve herannda
hâl, harekât,düünü
v.s. gibibütün insanî
durumlarmz
içine almaktadr.Hava,
k
veya
su gi-biaslnda
her yere, hereye
sirayetetmi
durumdadr.
Çünkü
"âlem-iehadefte herey
"âlem-igayb"
ile irtibatldr ve âlem-insan
içindebulunduu
sebepler âleminde ilim tahsiletmede
(ilimden
ne anlyor
ise) üzerinedüen
"kesb" ve "talep" vazifesiniyapmak
bakmndan
muhtelifvesilelere müracaat edipahsî
teeb-büste
bulunduunda;
yani kitaplarabavurmak,
kainat vekanun-i*»
larn
inceleyiparatran
bilimleri (fen)örenmek
v.s gibimaddî
artlar
altnda
bir sebep-sonuç ilikisi içerisindeeyann
ilk eldesadece ""malumat, veri,
doküman
ya
da
bilgisi"neular,
eyaya
kar
sadece hayal veakl
düzeyinde bir muhatabiyet ya$ar.Ama
sonuçta
bütün
elde edilenlerin "marifet" (Allah'eyann
ehade-tiyletanma),
"hakikat", "nur" ve"hikmet"
halinedönüüp
insan-da
kalbîve
ruhîbir"uyana"
vesileoluu
ancak
ikinci birmuame-le ile
mümkün
olmaktadr:Akldan
kalbe birköprü
atp
bütünbil-gi,
doküman,
malumat
ve verileri eritmek,effaflatrmak,
yak-mak....
Böylece hikmet ve
marifet nimetinemazhar
klnmak.
-te ilm-i bâtn, ilm-i gayb, ilm-i ledüneklinde
tabir edilen hakikatizannmzca
bu
meyanda
düünmek
daha
isabetli olacaktr.lm-i
ledün denilen, ismi var cismiyok
birzümrüd-ü anka
ka-bilinden olan
bu
hakikati aklastramamaktaki
temelproblem-lerden birisi "kesb-vehb" meselesini
anlayamamak
ve
ikisinibirbi-rinden külliyyen
ayrmakla
ilgili. Halbuki her "kesb"ayn
zaman-da
"vehb"tir.Herey
"sebebler dairesi"ndenbakldnda
"kesb",ama
"itikadve
kudret dairesi"ndenbakldnda
"vehb"tir.Herey
her
an
bir"Vehhab-ü Zü'l-kram"
tarafndan
"verilmektedir.Kesb'in içinde vehb'i
görememek
ilmin sadecekat
sebep-sonuçzinciri içinde kalnarak, sadece
snrl
artlar içinde elde edilenbil-gi
ve
kültürynlarndan
ibaretolduu
zehabn
uyandryor.
nsa-nn
mahiyetinin ne kadargeni
ve enginolduunu
anlayamayp
in-san
sadece bir"akl
varl"
olarakgörmekten
kaynaklanyor.olarak
düünmek
de
bal
bana
bir fecaat arzediyor. Halbukiin-#
san kalp, ruh, akl, hayal,
sr
v.s. gibi vedaha
pekçok manevî
azâve lâtife denilen ince, hassas hislerden
mürekkep
bir mahluktur.Bu
çerçevededüünüldüünde
ise, ilm-i ledün; cüz'î iradenin sarfedilmesindensonra
ruha
ilka edilen birnurdur,
diyebiliriz.Pratik
hayatmzdaki
i, faaliyet ve düüncelerimizi kendi es-babperest (nedenselci) zihinkurgumuz
veanlay
biçimimizledorudan doruya
kendimize maledip
kendiahsmzn
bir eseribildiimizden
dolaydr
kiçalma,
gayret veörenmelerimizin
tekfailinin
kendimiz
olduunu
varsayyor
ve sonuçta kendi"aln
teri-mizle" elde ettiimiz eyleri hesaba katp, sadece kendi
"ürettikle-rimizi" dikkate
ayan
buluyoruz.Bu
tasavvurumuzun
haricinde bir"ilm-i
iman",
bir "ilm-i tevhîd" olabileceini hiçmi
hiçdüün-müyoruz.
Once
pratikhayatmz
ve içindemüahede
edilenler (cüz'iy-yat) Allah'tankoparlp
(haa!)
sebeplere isnad ediliyor.Bunun
dolayl bir tezahürü olarak
da
ilmi sadecefkh,
tefsir, kelam, fizik,kimya, biyoloji kitaplarnda yazlanlardan ibaret sayabiliyoruz.
Halbuki
gerçek
ilim, insanruhunun
eyann
hakikatlarn
(sa-dece
eyann
kendisiniveya
tasvirinideil)
blmesidir.Eyann
mülkünü
deil melekutunu
bilmektir hakikî ilin .)
mam
Gazâlî Hazretleri Risale-iLedün
niye ;inindaha
ilkcümlelerinde
aslnda
ilm-i ledün'nün(dolaysyla
î!m-iiman
ve
ilm-i tevhîd'in) artlan
n
ortayakoymaktadr:
"Hamd,
haskullarnn
(havas) kalplerini velayet nuruylatez-yin eden, nefislerini inayetin
en
güzeliyle terbiye eyleyen, irfansa-hibi âlimlere dirayet anahtarlaryla tevhîd
kapsn
açan
Allah'amahsustur."
tez-yin
eden"
demekle;hem
kalplerinancak
iman, takvave
amel-ia-lin
esasna
dayanan
"velayet nuruyla" ziynetleneceini,hem
kal-bin velayet nuruyla süslenmesinin has kul (havas) olmaya, yaniMabud
olarak her hareket, itikad ve amelinde sadece bütün esma-ihüsna'nn
sahibi Allah-uTeala'y
tanmaya
bal
olduunu
söyle-mektedir.
Aynca
"tezyineden"
ibaresinde kalbinziynetlendirilme-si iini
Zât- Akdes'e
raciklmakla
kiinin
kendibana
kesb'isa'y'i
ve
gayretiyle, peyderpeyöreniiyle
(taallüm) kalbiniaydn-latp, teyzin
edemeyeceini,
bunun
bir "fazl, ikram ve atâ"olduu-nu
belirtiyor.nsana
düen
vazife ise, kendi nefsindebu
fazl,ik-ram
ve
atâ'y kabule müsait birzemin
hazrlamas,
yani sürekli bir acz, fakr,efkat
ve
tefekküruuruyla
nefsinin terbiyesineçalma-sdr.
Sebeplere tevessülve
iradenin sarfyla birliktedergâh-ilâhiye'ye bir tür
duada
bulunmasdr.
Devamnda,
"...nefislerini inayetin en güzeliyle terbiyeeyle-yen"
demekle; nefislerin terbiyesininancak
"inayet"lemümkün
ol-duunu,
terbiyeye talib olankiinin
kainattave
kendiftratnda
dercedilmi
olan kanunlarauygun
davranmakla
inayeticelbedece-ini
ve
böylece Rabb-i Rahîm'i tarafndan "inayetle" terbiyeolu-nacan
zmnen
söylemektedir."...irfan sahibi âlimlere dirayet anahtarlanyla tevhîd
kapsnn
açlmas"
iki temelarta
balanmaktadr.
Birincisi, "irfan sahibiâlim
olmak"
(sadece âlimolmak
deil); ikincisi ise "dirayetanah-tarlarn"
kullanmaktr."rfan
sahibi âlim"olmak
meselesinde"akl
ve kalbin ittifak"nanlamak
ve ikisini birden kullanp "dira-yetle (yani akleden kalbineyann
melekutuna
âinâ
bir keskingörü
ve
fetanet sahibioluuna)
mazhariyetianlamak
mümkündür
kanaatindeyiz.
Vesselam...
YûsufÖzkan
ÖZBURUN
TEVHÎD
RSÂLES
TEVHÎD
RSALES
MUKADDME
Hamd,
an
yüce
olan Allah'a mahsustur. Salâtve
selâmPey-gamberimiz
Hz.Muhammed
(s.a.v)'e,onun
âlve
ashabnn
üzeri-ne olsun.
slâm
âlemininmümtaz
simalarndan
olanmam
Gazâlî,Pey-gamberimiz
Muhammed
Mustafa
(s.a.v)'dan vârid olan;"La
ilaheillallah
benim
kalemdir.Bu
kaleye girenkimse
azabmdan
kurtu-lur"^ mealindeki kudsî hadîsi
u
ekilde
izah ediyor:La
ilahe illallah,büyük
bir kale ve tevhidinbayradr.
Bu
ka-leyesnanlar
ebedî saadet ve sonsuz nimeti;bu
kaleye girmeyip dedarda
kalanlar ebedîekavet
ve
azab
hak
ederler.Eer
bu
kelime [kelime-i tevhid] senin kalbini çepeçevreku-atan
bir surolmazsa ve
bu
kelimenin ruhu,bu
daireninmerkezin-deki
noktay
tekil edip; tevhidin saltanat, nefsini,heva ve
heves-ten
korumayp,
eytanlar
kalbine girerse, kalenindnda
kalm-sn
demektir.Sadece
dilinle la ilahe illallahdemen
sivrisinekkanad
arl-nca
ve
zerrecekymete
sahip deildir.O
haldebu kelimeden
nasibininne
kadarolduunu
iyicedü-ün.
ayet
tevhidinmânâsn
kavram,
ruhuna
nüfûzetmisen;
"Allah
onlarn
kalplerineiman
yazm
ve onlan
kendisinden birruhla [nur] desteklemitir.'*2* mealindeki âyet-i
kerîmede
ifadesini
-•
(1) Ebu Nuaym, bn-iNeccarve bn-iAsâkirrivayet etmitir.
TEVHÎD
RSALES
bulan,
mahlukatm
efendisi Hz.Muhammed
(s.a.v)ve
yüzyirmibinküsür nebinin nasibi olan nimete
kavumusun
demektir.Böylece
dünya
ve
âhiretmahsulatn
elde eder, her iki cihanda saadete erer, veliler defterineyazlr
ve "âlem-i fazl"dan(3)
saylrsn.
ZiraAllah-u
Tealabu
hususa
dikkat çekerek;"Kim
Allah'a vepeygambere
itaat ederse,
ite
onlar,Allah'n
nimet
verdii
peygamberler,sddîkler, ehidler
ve
sâlihlerle beraberdir.Onlar
ne güzeldosttur-lar.
Bu
büyük
nimet
Allah'tandr.Hereyi
laykyla
bilen olarakAllah yeter"
buyurmutur.
(4)ayet
tevhtdden nasibinbu
kelimeyi sadece dille söylemekten ibaretse; "Bedevîleriman
ettik dediler.De
ki; siziman
etmediniz.Fakat
slâm'a
girdik deyin.man
henüz
kalblerinizeyerlemedi.
Eer
Allah'ave
resulüne itaat ederseniz Allahyaptnz
güzelamellerden hiçbirinin
sevabn
size eksik vermez. Allah Gafûr'dur,Rahîmdir'^
âyet-i kerimesindeaçkland
gibi böyle bir hal,mü-nafklarn
reisiAbdullah
binÛbey
binKâ'b
bin Selülve
yüzbinmünafn
nasibidir kiKur'ân-
Kerîm'de
bu
duruma
iaretedilmi
ve:
"Ey
Muhammed!
Münafklar
sana gelince 'Seninüphesiz
Al-lah'n
resûlüolduuna
ehadet
ederiz' derler. Allah, seninkendisi-nin
peygamberi
olduunu,
bunun
yannda
münafklarn
yalanc
olduklarn
bilir"buyrulmutur.
(6)te
bu
durumda
sen,dünya
ve
âhirette hüsranauram
kimselerden olursun kibu
halapaçk
bir(3) Âicm-i Fazl: AMah-uTeala'
nn
fazl- keremiylemuamele edip hidayeteerdir-dii kimselere denir.
Zdd
âlem-i adl'dir. Gerçekte bu kavramlar insanlarniyi ve kötü taraflarn sembolize etmekte olup, kitabn ileriki sayfalarnda
ko-nuylailgili geniaçklamalarmevcuttur.(Çev.)
(4) Nisâ Sûresi, âyet: 69-70
(5) Hucurât Sûresi, âyet, âyet 13
TEVHÎD
RSALES
ziyandr.
Bununla
birlikte âlem-i adl'in,™ Allahdümanlarnn
def-terine kaydedilirsin. Nitekim,Kur'ân-
Kerîm
'de;"üphesiz
müna-fklar
cehennemin
en alttabakas
ndadrlar. Onlara biryardmc
da
bulamayacaksn"
buyurulmutur.
(8)La
ilahe illallah, bir kaledir. Fakatmünafklar ona
kar
iftirave
yalaninancn
kurarak tahrip gülleleriatmlar,
ekavet
ve
ni-fak balyozlanyla
onu
ykmaya
yeltenmilerdir.Bu
gibi kimselerin içinedüman
girip tevhidin izleriniyok etmi,
fiillereyansyan
ak-sini
karartm,
mesken
mülkiyetlerini [vücutlarn] ihlal ederekon-lardan kelime-i tevhidin
mânâsn
alm
veonlar
kupkuru
suretlebabaa
brakmtr.
n
[Buna
ramen],
"Dorusu
Allah sizin suret-lerinizedeil
sadece kalplerinize bakar"buyurulmutur.
(9)La
ilahe illallah'n
mânâs
gitmi
sadecebirtakm
harflerve
lakrdlar
kalm
ise bu, kelime-i tevhid kalesininmânâdan
yoksun
bir
ekilde
yalnzca
dilleanlmasdr.
Nasl
ki ateianmak
diliyak-myor,
suyu
anmak bomuyor,
ekmei
anmak
doyurmuyor,
klc
anmak
kesmiyorsa
ayn
ekilde
kelime-i tevhid kalesini sadece dil-leanmak
da
kiiyi kötülüklerden (Allah'nrzas
dahilindeolma-(7) Âlem-i Adi: Allah-u Teala'nn adaletiyle muamele edip terkettii, haktan
uzaklatrd
kimselere denir. (Çev.)(8)
Niâ
Sûresi, âyet: 145(*) Müellif-i muhterem bu son cümlede tevhidin hem mânâ, hem de hal ve
tavr-lardaki yansmalar
bakmndan
bir kiiden uzaklamasnn beraberindegeti-recei manevîve maddî yoksunluk,çoraklk halini ifade etmekistiyor. (Çev.)
TEVHÎD
RSÂIyES
Halk
arasnda
söylenilegelen bir söz vardr:"Ate
demekle
hiçbir
kimsenin
diliyanmayaca
gibi, bin dinardemekle
de
hiçkimse
zengin olmaz."Söz
kabuk,mânâ
özdür.Söz
sedef ise,mânâ
incidir.Öz
ol-maynca
kabuu
neylersin. ncisiolmayan
sedef neye yarar.Kelime-i tevhidin sözcükleri
ve
mânâs,
ceset ile ruh gibidir.Ruhsuz
ceset birie
yaramad
gibi,bu
ifade de [kelime-i tevhid]mânâs
olmakszn
hiçbir faydasalamaz.
Âlem-i
fazl, kelime-i tevhid'inhem
suretini,hem
de
mânâsn
alp, suretiyledlarn,
manâsyla
içlerini süslediler.Böylece
dünya
ve ahiret nimetlerini elde ettiler.Ve
Kelâm-Kadîm
[Kur*ân- Kerîm]
onlaraehadet
ederekaadaki
âyetlerleonlar
tasdik etti: "Allah, meleklerve
adaleti yerine getiren ilimsa-hipleri
O'ndan
baka
ilaholmadna
ahitlik etmilerdir.O'ndan
baka
ilah yoktur.O
azîzdir, hakimdir.'*"» .Âlem-i
adi ise kelime-i tevhîdinmânâsn
deil, suretiniald-lar.
Onlar
dlarm
bu
sözle süsleyip, içlerini küfre boyadlar.Bu
sebeple kalpleri simsiyah
ve
kapkaranlktr. Onlar, zahiren iyigö-rünerek,
birtakm
dünyevî
emellerine ulatlar.Oysa
kiyarn
kud-ret-i ilahiye'den bir rüzgâr esip,
onlarn
zayf
n
söndürerek,onlar
küfürlerininkaranlnda
brakverecektir. Nitekim; "Onlarçevresini
aydnlatmak
içinate
yakan kimseye
benzerler ki Allahklarn
karartncaonlar
karanlklar içinde kör bir haldebrak-mtr.
Sardrlar,
dilsizdirler, kördürler,bu
yüzden
doru
yoladönmezler"
buyrulmu,
(l,)dier
bir âyette; "Allahmünafklarn
ya-lanc
olduklarn
bilir" ifadesiyleonlarn
yalanc
olduu
belirgin(10) Âl-i îrarânSûresi, âyet:, âyet 1
8
TEVHÎD
RSALES
klnmtr.'
Heva
ve hevesine, altnve
gümüüne
kulluk edip duruyorken,La
ilahe illallahdemen
herhangi birmânâ
ifade edermi?
Sana;"Ey
inananlar!Yapmadnz
birey
hakknda
niçinyaptnz
söylersiniz.
Yapmadnz
eyi
yaptnz
söylemeniz Allahkatn-da
büyük
bir suçtur"eklinde
hitap edilir veyalancln
yüzüne
Kur'ân-
Kerîm'
dekiu
âyetten dersalmak
lazmdr: "Heva
ve hevesini ilah edinen, bilgisi
olduu
haldeAllah'n
artt,
ku-lan
ve
kalbinimühürledii,
gözünü
perdeledii kimseyigördün
mü? Onu
Allah'tanbaka
kim
doru
yola eritirebilir.Düünmez
(tezekkür) misiniz!"(14)
Sen
hevana, altn vegümüe
peresti etrrtektesin.üphesiz
altna,
gümüe
ve güzel elbiselere perestieden
kimse
helakol-mutur.
Bütün
ilgini ailene ve evineyöneltmi,
mal
veçoluk-çocuu-na
meyletmiken
tam
anlamyla
"La
ilahe illallah"demi
saylmaz-sn. Zirafiiliyatn
yalanlad
her söz merduttur.Lisan-
hâl,ko-numa
dilindendaha
fasihtir.Her daim "La
ilahe illallah" diyerekeer
kalbindemânâ
mey-vesi
olumusa,
Allah'tanbaka
birisinesnman,
bakasndan
korkman
veyardm
istemen gerekmez.(12) Münafkûn Sûresi, âyet: 1
(13) SafSûresi, âyet: 2-3
TEVHÎD
RSÂLES
Allah-u Teala:
"Sen
'La ilahe illallah' der ve bizdenbakasy-la Cinsiyet
peyda
edersen,ne
biz senin için oluruz, nede
sen bizim için...kim
Allah içinse, Allahda
onun
içindir.Kim
O'na
kar
huû
duyarsa Allaho
kimseyi korur.Kulum!
Niçinbenden
baka-sna
snrsn!
Halbuki
hereyin
dizginibenim
elimdedir.Ben
mülkün
gerçek sahibiyimve
mülkümde
dilediim
gibi tasarrufederim.
Bu
âlemde
ancak
benim dilediim
olur veherey
ancak
benim
irademlevukû
bulur.O
haldebenden
bakasna
snma,
benim
rahmetimden
ümidinikesme!
Ziraancak
kafirlerbenim
rah-metimden
ümidi keser.Cezamdan,
sadece gönlü beni arzulayanlar „kurtulabilir" buyurarak;
"Allah'n
rahmetinden ümidinizikesme-yin,
dorusu
kafirlerdenbakas
Allah'n
rahmetinden ümidinikes-mez"
âyetiylebunu
teyid etmitir.(l5)"La
ilahe illallah"lafzn
sadece dilinle söylüyorve
bu
sözün
kalbinde hiçbir semeresi
olmuyorsa
senmünafksn.
Eer
kelime-itevhidin
mânâs
kalbinde isemümin,
ruhunda
iseâk,
"srr"nda
[kalbteki
vedia-y
ilahîve
lâtife] isemükâifsin.
Birinci nevîiman
avama,
ikincisi havâssa,üçüncüsü havâss-
havâssa aittir.Bu
iti-barla ilki
mânâdan
yoksun, mücerret bir haber-isâdkn;
ikincisikalbin
inirahnn
ve
basiretin;üçüncüsü
mükaefe
vemüahede-nin meyvesidir.
Kalbin
tasdiinden
yoksun,yalnzca
dilleiman
ettiinisöyle-yen
birkimse olmaktan sakn.
Çünkü,
kelime-i tevhîdkyamet
gü-nü
senin aleyhinde ahitlik edip;"Ey
Allahm!
Ben
bu
kiiyleTEVHÎD
RSALES
ca
yl
arkadalk
ettim bir kere dahibana
hürmet
etmedi,hakkm
ödemedi"
diyecek.Demek
kibu
kelime senin lehindeveya
aleyhinde ahitlik edecektir.Âlem-i
fazl'dan isen lehinde; alem-i adi'den isenaley-hinde ahitlik edecek.
O,
âlem-i fazl cennete girene kadaronlarn
lehinde; âlem-i adi
cehenneme
gidenedek
onlarn
aleyhindea-hitlik eder. ite;
"nsanlarn
birksm
cennete, birksm
da
çlgn
alevlerin
bulunduu
cehenneme
girer" âyet-i kerimesibu
noktayaiaret eder.(I6)
Kelime-i Tevhîd'in evveli küfür, âhiri
imandr. Alem-i
adisa-dece
"La
ilahe" diyerek küfre dütüler.Oysa
ki onlara;"Kapda
durmayn,
içeriye geçin" denilmiti.Kur'ân- Kerîm
'de bulunan;"Ey
iman
edenler! Allah'a, pey-gamberine,ona
indirdii kitaba vedaha
önce
indirmi
olduu
ki-taplara inann.Kim
Allah', meleklerini, kitaplarn,peygamberle-rini ve ahiret
gününü
inkâr ederse,üphesiz
koyu
birsapkla
dal-mtr"
âyetibu
minval üzere elealnmaldr.
(17)Âlem-i
fazl, aslî vatana (vatan- aslî)ulam,
yani "illallah" menzilinevarm
kimselerdir ki onlar:"Peygamberler
vemüminler
ona
rabbinden indirilene inandlar. Hepsi Allah'a, meleklerine,ki-taplarna, peygamberlerine
iman
ettiler"eklinde
tavsifedilmiler-dir.™
«
(16)
Ûrâ
Sûresi, âyet: 7(17) Nisâ Sûresi, âyet: 136
TEVHÎD
RSALES
"La
ilahe" diyerek âlem-i adl'densaylanlarn
ilki lanetlenmive
kovulmu
eytandr.
"llallah" kelimesini telaffuz ederekiman
bahçesine giren
ve
âlem-i fazlsnfna
dahil olan ilkkimse
ise Hz.Âdem'dir.
Bu
nedenle âlem-i adi listesininen
banda
eytann,
âlem-i fazlnkinde ise
Âdem
(a.s)'in ismiyazldr.
imdi
"La
ilahe" menzilindedurup
da
küfredüen
eytana
m,
yoksa
"illallah"-diyerekimana
erenÂdem
(a.s)'emi
iltihaket-tiini iyice
düün.
Sakn
eytana uyma.
Eer
eytann
yolundan
gi-dersenÂdem'in
yolundansapm
olursun, onunla olanban
kop-mu
olur kio
vakiteytanî
vasflarlamuttasf
olursun.Ve
sana:"Allah, iblise; 'Haydi git, onlardan sana
kim
uyarsa bil kicehen-nemde
hepiniztam
bir ceza ilecezalandrlrsnz.
Vesveselerinlegücünün
yettiini yerinden oynat, onlarakar
yaya
ve atl askerle-rinlehaykrarak
yürü,onlarn mallarna
veçocuklarna
ortak ol,onlara vaadlerde bulun' dedi.
Ama
eytan
sadece onlan aldatmak içinvaadde
bulunur" âyet-i kerîmesiyle nida olunur.(,9)
ayet
Al-lah-u Teala sana adaletiyle
muamele
edecek
olursa seni âlem-i adleait listenin
bana
kaydedip
iblisinordusuna
dahil eder.Yok eer
fazl-u keremiyle davranacak olursa seni âlem-i fazln defterineya-zp
Âdem'in
safna
katar."La
ilahe" lafz "illallah" lafznabal
olup, ikisi, birbirindenayrlmamas
gereken tek bir sözdür."La
ilahe" zehir ise, "illallah"panzehirdir. Panzehiri
olmayan
zehri içenkimse
nasl helak olursa,ayn
ekilde
"La
ilahe" deyip "illallah"demeyen
kimse de
helak olur.Kukusuz
zehirden sonra panzehir içenkimse
nefsinidizgin-lemitir. Nefsine sahip olan
kimse
ile, nefsini helakeden
kimse
birbirinden
çok
farkldr.TEVHÎD
RSALES
'La ilahe'yi 'illallah' çizgisine
kavuturmadkça,
sen,kelime-i tevhid kalesinin harabelerinden birinde
kalrsn.
'La ilahe'kale-nin
yans
olduu
içindier
yans olmakszn
kaletamamlanm
ol-maz.
Nitekim
Allah-u Teala,"La
ilahe illallahbenim
kalemdir"buyurmutur.
O
halde sen 'La ilahe'yi 'illallah'abaladnda,
bu
kale
tüm
rükün veksmlaryla
tamamlanm
olur. Zira her kalenindört
rüknü
vardr.Ayn
ekilde
'La ilahe illallah' dört kelime olup,herbir kelime tevhid kalesinin bir rüknüdür. Suret itibariyle
durum
böyle
olduu
gibi,mânâ
yönüylede
böyledir.Tevhid
kalesinin rükünleriniöylece sralamak
mümkündür:
Namaz,
oruç, hac, zekât, (birde
kale olarak nitelendirdiimiz)ke-lime-i ehadet.
slâmiyet
bu
be
esas üzerine kurulmutur.•
Ey kardeim
bilmi
ol ki, insanlkehrindeki
tevhid kalesikalbin
korumasndadr.
Bu
ehrin
sakinlerinden olan kulak, göz, elve
ayak
kalbin kölesive
hizmetçisi olup istemeselerde
kalbinemirlerine
uymak
mecburiyetindedirler. Evet,bu
uzuvlar kalbinis-teklerini yerine getirmek,
ona
muhalefetetmemek
üzereyaratl-mlardr.
Kalbinemretmesi
üzerinegöz
bakar, kulak duyar, eltu-tar,
ayak
yürür.Eer
kalpbu
uzuvlarabu
hareketlerin aksiniemre-derse yine yaparlar.
Ksaca,
bunlar kalbe itaatetmek
zorundadrlar.'ayet
kalbmülkünde
zulmediyorsa emrindekiuzuvlar
zu-lüm, fesad, muhalefet
ve
inat gibi kötü ilerinyaplmasnda
kulla-nr. Mesela,göze
haram eylere
bakmasn, kulaa
kötü sözleridinlemesini; el ve
ayaa
haramla
meguliyeti emreder
ki böyleceTEVHÎD
RSÂLES
kördürler.
Bu
sebepledoru
yoladönmezle^"
(20, ve;"Andolsun
ki,cehennem
için de birçok cin ve insan yarattk,onlann
kalplerivar-dr ama
anlamazlar, gözlerivardr
ama
görmezler, kulaklarvardr
ama
iitmezler. Bunlar hayvanlar gibidirler, hattadaha
da
aadr-lar.
te
gafil olanlar bunlardr" âyetleribu
noktayatemas
etmekte-dirler.^Kalb
kendimemleketinde
adaletlehükmederse,
bu
uzuvlar
taat
ve
ibadet etmekte kullanr. Yani,göze
iyiye, güzelebakmasn;
kulaa
faydal eyleri dinlemesini,dier
uzuvlarada
hayr
ileme-lerini
emreder
kibunun
neticesinde bereket balar, kalbinmeydan
temizlenir, saflar. Bunlara iareten
Peygamber
Efendimiz
(s.a.v.):"Bedende
bir parça etvardr
kio
iyileince bedenin hepsi iyileir,o
hastalanrsa bedenin hepsi hastalanr.te
o
kalptir" buyurmu-tur(22)•
Kelime-i tevhid;
kaps,
kapcs
ve
bekçisi olansalam
birkale olup,
kapcnn
hakkn
vermeden
içerigirmek
mümkün
deil-dir.
Yani
'Lâ'nn
srrndan
geçmeden
'illa'nn isbatnavaramazsn.
Gerçekte sen, bireyi
menfî
veya
müsbet
klamazsn.
Çünkü,
meaO
olaney
zaten menfîdir ki nefyedilemez.Hakeza
müsbet
bir-cyin
de
isbata ihtiyac yoktur.Menfî
menfîdir,müsbet de
müsbet-'tir.
'Lâ ilahe illallah' dört kelime, oniki harf gibi
görünmesine
karn
gerçekte birkelime ve dört harften ibarettir.(20) Bakara Sûresi,âyet: 18 (21) A'rafSûresi,âyet: 179
TEVHÎD
RSALES
Allah lafz
mutlak
birdoru
olup,inkân ve
nefyimümkün
deildir. 'Lâ ilahe' ifadesi
de mutlak
mânâda
bir nefiydir. Zira bireyin
sükutu vevücudu
tasavvur edilmedikçe nefyedilemez.Nite-kim
Lâ
harfi, sübutu vevücudu
tasavvur edilebilen bireyinefyet-mek
içinkullanlr.
Yani
bu,baka
tanrlarn
mevcudiyeti
mânâsnda
olmayp;
ei
ve
benzeri,orta
ye
zdd
olmayan
Al-lah'n
varln
tekidve
tesbit içinkullanlmtr.
Bunun
aksinivehmeden
kimse
müriktir. 'Lâ ilahe illallah', gerek ilahîsrlarn
ve gerekse
O'nun
varlnn
üzerinde bulunan haricî tozlan temiz-leyen bir süpürgedir.Bu
süpürge, kalbar'n
temizleyerekCenab-Hakk'n
tecellisine mazhar,nazarna mahal
olur.Bu
itibarla Al-lah-u TeaiaDâvûd
(a.s)'a:"Ey
Dâvûd!
Bana
bir ev temizle deora-da
kalaym.
Gökler ve
yer beni içinealamazken
mümin
kulumun
tertemiz kalbi beni içine
ald" buyurmutur.
Masivaya
nazar edip kirlendiin, ilimve
dereceüstünlüüne
güvendiin
ve varlk
âleminde Allah'tanbakasn
gördüün
süre-ce"Lâ
ilahe" nefyi senin içindir.Ne
zaman
eyay
hereyin
sahibiolan
Allah'n
birliine (tevhîd) delilklp,
onlardahakk
görürsen iteo an
'Lâ'dan kurtulur 'illa'yaularsn.
"Allah de, sonra
da
onlan brak,daldklar
bataklktaoynaya-dursunlar."*23*
Bu
âyette belirtildii gibi senne
zaman
fânî eylerianmay
brakr,
bâkî olanAllah'n
zikriylemegul
olursanTEVHÎD
RSALES
. "Allah" kelimesini oluturan elif,
lam
veha
harflerindenbiri-si olan elif;
Allah'n
kendi zâtylakaim olduuna,
mahluklarlaherhangi
biralakasnn
olmadna
iarettir.Lam;
Cenab-Hakk'n
tüm
mahlukatn
gerçek sahibiolduuna
delalet eder.Ha
harfi ise göklerde ve yerde olanlarn hepsinin Hâdî'sinin Allahol-duunu
belirtir.Nitekim
Kur'ân-
Kerîm
'de "Allah göklerin veye-rin nurudur"
buyurulmutur.
(24)Bunlar
öyle
arlamak
da
mümkündür:
Elif,Cenab-
Hakk'n
kendi nimetini her tarafa
yaymak
suretiyle halk ile ülfet ettiine;Lam
halkn
Hak'tanyüz
çevirdiine;Ha,
Allahdostlarnn
ak
vemohabbet
içindekaldklarna
iarettir.airin
biribu
nükteleriu
ekilde
m'sralaraaktarmtr:
Elif, halkla ülfet
etmek
Lam,
knamaktr
eytan
Ha,
O'nun
akyla
comak
~Ve...
Uyarmaktr
insan
m.
Basiret
gözünü
aç!Âlemdeki
herey
'Lâ ilahe illallah' der."Yedi
gök, yer vebunlarn
arasnda
bulunanlarO'nu
tebih
eder,O'nu
hamd
iletebih
etmeyen
yoktur. Fakat siz onlarn tebihlerinianlamazsnz.
O
Gafur
ve Halîm'dir."*25*Bu
hakikat airinmsrala-rnda öyle
dile gelmitir:(24) NûrSûresi, âyet: 35
TEVHÎD
RSÂLES
Her
ey
devardr
apaçk
birâyetO'nun
birliine eder delalet•
Tevhid
güneinin
sadece senin üzerinedoduunu
mu
sanr-sn.Bu
i
senin bildiin gibiolmayp, kular
dahiO'nun
için saf safolmu,
O'na
dua
vetebih
etmektedirler. Sizindier
mahlukla-ra
kyasla daha
üstün,daha
azametli ve faziletlioluunuz
mükellefolmantzdandr.
Yoksa
size ihtiyaca binaenbu
özelliklerverilmi
deildir. yilik ve üstünlük Allah tarafndan
verilmi
bir nimet olupKur'ân-
Kerîm
'debuna
temas
edilerek:"And
olsun ki, bizinsa-nolunu
ereflikldk,
onlarn
karada ve denizde gezmesinisala-dk,
temiz eylerleonlar
rzkl
andrdk,
yarattklarmzn
pek
ço-undan
üstünkldk"
buyrulmutur.
(26)•
-Allah-u Teala sizi ademiyet
srrndan
varlk sahasna getirmi
ve size kulluk vazifenizi yerine getirerek,
Allah'n
birtekolduunu
anlamanz
emretmitir. Sizlere vücutverilmi
olmas
herhangi bir ihtiyaç sebebiyleveya
ilahî sfatlarn sizemuhtaç
olduundan
ve vahdaniyetsfatnn
sizin ehadetinizebal
bulunduundan
dolay
deildir. Zira
O'nun
sfatlan hiçbirahidin ehadetine
bal
TEVHÎD
RSALES
Yarasalar dahi
günein
varln
bilirler. Fakat gözlerininku-surlu
olmas
sebebiyleonu
göremezler.Güne
dounca
yerlerineçekilip uyurlar. Onlar gecenin
varlnn
da
farkna
varrlar.Yara-salarn
güne
n
görememesi
güne
klarndan
deil,onlarn
gözlerinin
bu
klan
görebilme kabiliyetininolmayndandr.
Allah-u Teala ezelî
ve
ebidîdir. sterehadet
edin, ister inkaredin; yani isteseniz
de
istemesenizde
bu
böyledir.Eer
ehadet
ederseniz
bu
O'nun
ezeliyetsfatndan
hasl
olan nasibinizdir.Yok
eer
inkâr ederseniz,bu
hiçbirey
ifade etmez.Çünkü
ezelîve
ebedî olan bireyin
varl,
hâdis olanbireye
bal
deildir.Bila-kis hâdis olan
bireyin
mevcudiyetikadîm
olanbireye
baldr.
Bu
muhtaç
olu
Kur'ân-
Kerîm'de
öylece
ifade edilmitir:"Ey
insanlar! Siz fakîrsiniz. Allah ise Ganî'dir, Hamîd'dir. Dilerse siziyok
eder, yeniden yaratr [Halku'n-CedîdJ.Bu
Allah'a zordeil-dir."™
Eer
sen fakîr isen,Allah'n huzuruna
zenginler gibi; zelilisen azizler gibi;
zayf
isen güçlüler gibi gelme.Allah'n
divanna
aczini,
fakrn
itiraf ederek gelirsenbilmi
ol ki sabreden fakirlerCVnun
yannda
olurlar. Zelilve
kalbikrk
bir vaziyettevarrsan
üphesiz
O,
kalbiknk
olan kimselerle beraberdir.O'nu
anarakgit-tinse
O
seninyanbamda
olur. Nitekim:"Beni
ann
kiben de
sizianaym"
buyrulmutur.
O'na
muhabbetin
varsa; "Allahonlan
se-ver, onlarda Allah'
severler",O'na
yaknlk
peyda
ederekgeldin-se;
"Kim
bana
birkar
yaklarsa,
ben
ona
bir kulaçyaklarm,
T E
V
H
ID
RSALES
kim
bana
yürüyerek gelirse,ben ona
koarak
gelirim.Kulum
nafile ibadetlerlebana
yaklar, ben
de
onu
severim.Sevdiim
zaman
onun
gören gözü,duyan
kula,
tutan eli veyürüyen
aya
olurum.Kulum
artkbenimle
görür, benimle duyar, benimle tutar,benimle
yürür"
srrna
mazhar
olursun.*28* Hatta öyle ki"Kulum,
açkaldm
beni
doyurmadn,
hastaoldum
halimisormadn"
denir.Bunun
üze-rine kul:"Sen
nasl
ackrsn,
sen âlemlerin rabbisin" der.O
da:"Benim
kullarmdan
biri hastaland, senonun
hal vehatrn
sor-madn.
zzet ve
celâlime andolsun ki,onun
halve
hatrn sormu
olsaydn
benionun
yannda
bulurdun" der.Tevhidi
sermaye
yap.Lüzumsuz
eylerden
arn. Zenginliinifakirlik, azizliini zelillik olarak telakki,et. Zikrullah
iar
edin. lahîmuhabbet,
kaftann; takva,gömlein
olsun.Aza,
binee
ve
emniyete ihtiyacn varsa, fakirlii
azk,
kalbkrkln
binek, zikriemniyet
edin.Muhabbetullah
-yegane dost bil.Yolculuunun
mak-sat
ve
gayesiO'na
yaklamak
olsun.Eer
yaptn
bu
ticarette kâr ettinse bil kihereyi
kazanm;
zarar ettinse
hereyi kaybetmisin
demektir.Yapm
olduun
bu
ticarettealc
m,
yoksa
satc
m
olduu-nu
birdüün.
ayet
alc
isen zararetmisin
demektir ki:"te
onlardoruluk
yerinesapkl
aldlarda alverileri
kâr getirmedi.Za-ten
doru
yolubulamamlard"*
29* âyet-i kerîmesine;yok
eer
sat-c
isen kâretmisin
demektir ki; "Allahüphesiz
Allah yolundasa-(28) Buhari, Kitab- Rikak 7/190, b.38; Tabcrânî, Hz.
Ümamc
(r.a.)'den rivayetetmitir.
TEVHÎD
RSÂLESt
vap,
öldüren ve öldürülenmüminlerin
canlarn
vemallarn
—
Tevrat, ncilve Kur'ân'da
sözverilmi hak
olarak—
cennetekarlk
satn
almtr.
Verdii
sözü Allah'tandaha
çok
tutankim
vardr.
Öyleyse
yaptnz
al-verie
sevinin,bu
büyük
bir kazanç-tr" ilahîkelamna
muhatap
olursun.(30)Hangi
gruba
dahilolduunu
anlamak
istersenu
âyeti oku:"Müminler,
Allahanld
zaman
kalbleri titreyen,O'nun
âyetleriokunduunda
imanlar
artan, rablerine güvenen,namaz
klan, ken-dilerineverdiimiz
nzktan
yerli yerince sarfedenlerdir."(31)Eer,
O anldnda
kalbin titriyor, azalarn ürperiyorsa:"Onlarn
cildlerive
kalbleriAllah'n
zikrineyumuar"
âyetininsrrna
mazhar
ol-musundur.
(32)Bu
durumda
sen satclargüruhuna
dâhil olankim-selerdensindir.
Yok
eer
sendenbu
gibi hallersadr
olmaz,Lâ
ilahe illallahsözü
duvar
veya
tavan gibi herhangi bir sözden farksz olursa bil ki senalclar grubundansn.
u
âyet sana veylokumaktadr:
"Kalble-ri
Allah'
anmak
hususunda
katlam
olanlara yazklar olsun.te
bunlar
apaçk
dalalettedirler.*
Allah'n
âyetlerinden nasibiolmayan
kimsenin 'La ilaheillal-lah'
demesi
ona
faydasalamaz.
Zira kalbimânâdan
yoksun
olan, âyetlerden nasibiolmayan
kimsenin, puta vehaça
tapan kimseden,(30) Tevbe Sûresi, âyet: 1 1
1
(31) Enfai Sûresi, âyet: 2-3
(32) Zümer Sûresi, âyet: 23
TEVHÎD
RSÂLES
tatan veya
kumdan
hiçbir fark yoktur."Sonra
kainleriniz yineka-tlat,
ta
gibi hattadaha
kat
oldu. Nitekim talararasnda
içindenrmaklar
çaldayan,
yanlp
su çkanlar vardr. Allahkorkusundan
yuvarlananlar vardr. Allah
yaptklarnz
bilmez
deildir" âyet-i kerimesibu
noktalara dikkatçekmesi
bakmndan
çok
mühim-dir.04»
Müslümann
kalbi, âyette belirtildii üzereta
gibikaskat
olursa kafirin kalbi nice olur.
Tevhid
ehli veO'nun
zikriylemegul
olan
kimse
bu
durumda
olursa kafirlerin ve gafillerin halini artksen
düün.
O
Gaflet
uykusundan
uyandn,
sarholuk
batandan
kurtuldu-un
anda
anlattn
anlar, söylediini bilebilirsin.üphesiz
ki sen önceanlayp
sonra anlatmakla ve ilkin bilip sonra bildirmekleem-rolundun.
O
haldebilmediin
eyi
söyleme,anlamadn
eyi
an(lat)ma.
Kelime-i Tevhîdi, iyice anlamadan, kalbinde
özümlemeden
söylüyorsan hakikatte
onu
söylemi
olmazsn. Nitekim
Kur'ân-Kerîm'de:
"Vay
o
namaz
klanlarn
haline ki onlarkldklar
na-mazdan
gafildirler"buyrulmutur.
(35)Öyleyse,
Allah'
zikrettiinde heryerin kalb kesilmeli;O'nun
içinkonutuun
vakit heryann
dil Olmal,O'nu
her tarafn kulakkesilmi
bir vaziyette dinlemelisin kisouk
demire
çekiçvurmu
olmayasn.
Birair
demi
ki:(34) Bakara Sûresi, âyet: 74
TEVHÎD
RSÂLES
Ölürüm
aknla
seni herzikrediimdeGafletinle
düerim
mahrumiyet
vehüzne
Kalb
kesilirimgönlümün
her titreyiindeNe
ac
kalr, ne elem,yanar âteinde
-"
'Lâ ilahe illallah' sultan insanlk
ehrine
hâkim
olduu
za-man
senin evinin içerisindeyegane
hükümran
o
olur. Hiçbirya-banc
evine giremez.Kendi
evindehükmün
geçmez.Orada kalp
kalmama
hürriyetin elinden alnr.Malum
olduu
üzerehükümdar
birehri
ele geçirdiizaman orann altn
üstüne getirir,orann
azizlerini zelil klar.
Ayn
ekilde, seninde
kibrin tevazuya, çokluk gururun azla kanaat etmeye,varln
yoklua,
bâkîolma
hevesin fânî olmaya,tüm
kötü sfatlarn iyiyeinklab
eder. Zahirîüstünlü-ün
hakikîüstünlüe
döner. Çirkin sfatlarnaac
kökünden
kesi-lir, küfür
ve
atalet dikenleri ezilir,tebih
ve temsilyongalar
temiz-lenir;
iman
ve tevhid fesleeni oraya dikilir.Orada
Allah'
tenzihve
tefrîd fidanlar yeerir.Böylece
senin güzel sfatlarnçoalr?
"Verimli toprak rabbinin izniyle iyi ürün verir.
Çorak
toprak kötüürün verir.
te
bizükreden
millet için âyetleri böylece yerli yerin-ceaçklarz"
âyetibu
meseleyi vecizekilde açklamaktadr.
(36)Her
sultann saltanat vehükümranl
belli birmüddet
de-vam
eder.Lakin
"La
ilahe illallah"bu
kuraldanmüstesna
olup,onun
saltanat ilelebetdevam
edecektir.Hükmü
—
öncekilerinve
TEVHÎD
RSALES
sonrakilerin isteine
baklmakszn
—
herkesikuatm,
göklerdeve yerde olanlarn hepsini
kaplamtr.
Kur'ân-
Kerîm
'debuna
iaretle:
"Göklerde ve
yerde bulunan herkesRahman
'a kul olarakgelecektir"
buyrulmutur.
(37)Bunlarn
bazs
ak-u
evkle,
ve itaatetmi
bir halde;bazs
da istemeyerek, zoraki bir
ekilde
O'nun
huzuruna
gelirler. "Gök-lerde ve yerde olanlarn hepsi ister istemez Allah'a secde ederler.Gölgelen
deuzayp
ksalarak
O'na
secde etmektedir" âyet-ikerîmesi
bu
konuda
söylenenlere delalet eder.(38)"Rabbin
ademolunun
belinden zürriyetlerinialm
ve:'Ben
sizin rabbinizdeil miyim'
diye onlar kendilerineahit tutmutu.
'Evet
buna
ahidiz' dediler. Bu,kyamet
günü
'Bizbundan
haber-sizdik'
dememeniz
içindi."(39)Bu
âyetiu
ekilde
tefsiretmek
mümkündür.
Âlem-i fazl isteyerek, âlem-i adi istemeyerek; 'Evet, sen
bi-zim
rabbimizsin' dediler. Allah-u Teala, onlar Âdem(a.s)'inbelin-den
çkardktan
sonra ikifrkaya
ayrd.
Âlem-i
fazl Âdem(a.s)'insanda,
âlem-i adi solunda yer ald.Bunun
akabindeAHah-u
Tea-la her iki grubada
anlama,iitme
vekonuma
melekesi verdi.Da-ha sonra onlara hitap etti
ve onlar
kendilerineahit
tuttu.Onlarn
hepsi
Allah'n
birtekolduunu
ikrar ettilerve dc
"Evet, sen bizimrabbimizsin" dediler.
Bu
ikigrubun
ikrarlararasnda çok
ince bir ik
vard.öyle
ki; Âlem-i fazl isteyerek,
hemencecik o
ânda;Âlen
-i adi iseiste-meyerek,
gevek
bireda
ile 'Evet' dedi.Onlardan du ekilde
söz«lnmas kyamet
günü
'Bizimbundan
haberimiz yoktu'dememe-leri içindi.
(37) Meryem Sûresi, âyet: 93
(38) Ra'd Sûresi, âyet 15 (39) A'rafSûresi, âyet: 172
TEVHÎD
RSÂLES
Bu
frkalarn âlem-i kudretten âlem-i hikmete geçmesiyle bir-likte kendilerinde gizli birekilde bulunan
'Allah'nvarl
vebirlii' fikri kendiliinden ortaya
çkmtr.
Âlem-i fazl içlerindeki•
bu
sese kulak vererektam
bir inançla 'Evet'demek
suretiylesözle-rini tutmular; Alem-i adi ise
doruluuna
tam
olarakinanmam
bir halde 'Evet'
dedii
için verdikleriahde
vefagösterememi,
mîsak
bozmulardr.
te
bu
sebeple Allah-u Teala âlem-i fazlmedh-u
senâ ilean-m
ve; "OnlarAllah'n
ahdini yerine getirirler veandlamay
boz-mazlar"
buyurmutur.
(40)Alem-i
adle ise onlarknayarak:
"Allah'a söz verdiktenson-ra
ondan
cayanlar,Allah'n
bititirilmesini emrettiini ayranlar veyeryüzünde bozgunculuk
yapanlaryok
mu.
te
lanetve
cehennem
onlar içindir"eklinde
hitap etmitir.(41)Allah'a
kar
verilenbu
'Evet' sözü,kyamet
meydannda,
âlem-i fazlinemanete
riayet etmeleri sebebiyle lehlerinde; âlem-iadlin
emanete
hyanet
etmeleri nedeniyle aleyhlerinde ahidlikya-par.
Daha
sonra herkesin amellerininyazl
olduu,
herkesin üze-rineehadet
edecek olan bir kitap gönderilir.Bu
hakikatKur'ân-Kerîm
'deu
ekilde
belirtilmitir:"Her
insann
ameliniboynuna
dolarz
vekyamet
günü onun
içinaçlm
bir kitapçkarrz.
'Kita-bn
oku!Bugün
hesap görücü olarak senin nefsin sana yeter'de-riz."<42)
(40) Ra'd Sûresi,âyet: 20
(41) Ra'd Sûresi,âyet: 25
TEVHÎD
RSALES
Allah-u Teala, seni nefsin üzerine
ahid
tutarak,verdiin
sözüunuttuunu,
zâlimve
câhilolduunu
sana hatrlatr.Böylece
senikrardan inkâra
dütüünü
kabul edersin.•
——"Allah üphesiz
Allahyolunda
savaarak
öldürenve
öldürü-lenmüminlerin
nefislerinive
mallarn
—
Tevrat,ncil
ve
Kur'ân'da söz
verilmi
birhak
olarak—
cennetekarlk
satn
al-mtr.
Verdii
sözü Allah'tandaha çok
tutankim
vardr.Öyleyse
yaptnz
al-verie
sevinin,bu
büyük
birkazançtr"
âyetinde 'kalbin'deil
de
'nefsin*satn
alnmas
dikkatiayandr.
(43) Zira'kalb'
yaratlm
olan hiçbireye
köle olmaz.Mevcudattan
hiçbirey
onu
çalamaz.Çünkü
kalbHak'dan
gaynsyla
ünsiyet kurmaz,Allah'n
zikrindenbaka
bireyle tatmin olmaz.Kalb bu
konumu
itibariyle
alnp
satlamayan, Allah'tanbakasna
boyun
emeyen
hür birkimseye
benzer.Nefis ise böyle deildir.
O,
ehvanî
eylerle tatmin olur.Zevk
ve lezzetlere olan meyli sebebiyleonlarn
esiri olur. Esirin isealm-satm
caizdir.Bu
anlatlanlar eriatkabnn
zahirindentaan
birkaç damla,zahirî ilmin
baz
krntlardr.
Bilindii üzere,sözün
ak
vaktine göredir:Sen
arndn
zaman
sözünde
arnr,
senbulandn
ano
da bulanr.
'Nefis'
ve
'kalb' meselesineu
ekilde
de yaklalabilir:Kalb
halkla
deil
Hak'la; nefis ise Hak'ladeil
halklamegul olduu
için, kalb yerine nefis
satn
alnmtr.
(43) Tevbe Sûresi, âyet: 11 1
TEVHÎD
RSALES
Nefis kötü sfatlar ve
baya
hasletler üzereyaratlm
olduu
için afet bölgesi, muhalefet yurdudur.
Kalb
ise güzel sfatlar ve iyihuylar üzere
yaratlm
olduundan
itaat ve ibadet beldesihüviye-tindedir.
te
nefsin kötüvasflarnn
iyi vasflara, kalbî özelliklereinklab etmesi için nefis
satn
alnmtr.
O
Nefis
alm-satm
kefesine konulup, teslim ilemleri yapln-ca, Allah-u Teala nefsi hayraçarmakla
görevli birmelei
ona
gönderir.
Melek
onu
daimî
surette hayra davet ediperden
men
eder.
Bu
hal aralarnda bir dostluk kurulanadek
devam
eder. Nefisarbal,
boyun
eecek
bir vaziyete gelince,melek
ondan
tüm
kö-tü sfatlan alr
ve onu
güzel sfatlarla donatr.Böylece
o, küfürka-ranlndan
iman
aydnlna,
tüm
kötü sfatlarn zulmetinden iyisfatlarn
nuruna
ular.
Nefis, küfür
karanl
veonun
vasflarndan
kurtulup,muha-lefet ve
inadndan
vazgeçinceemre boyun
eer.
Allah-u Tealada
ondan raz
olur.Nefis
bu
arbal
ve
mutmain
tavrlarylaAllah'n
kullanarasna
girer ve:"Ey
nefs-imutmainne!
Rabbiniraz edecek
bir halde ve sende
rabbindenraz
olacak bir vaziyetteO'na
dön.Kul-lanmn
arasna ve
cennetime gir" âyetinemazhar
olur.(44)Âlem-i
adlin, âlem-i kudrethakknda
nifaka tutulup,âlem
ihikmeti inkâr etmesi sebebiyle
onlann
nefsleri satnalnmaya
layk
görülmemitir. Allah-u Teala
onlann
nefislerinimuhafaza
etmeyip,onlan
eytann
vesveseleriylebabaa
brakmtr.
Böylece
eytan
TEVHÎD
RSÂLES
-onlar
daima
erre,kötülüe
çarr,
pisliklerleonlan
aldatr;ma-yalarndaki
bozuk
eylere,ehvete,
isyana,Allah'n bayraklarna
kar
çkmaya
davet eder.Bunlarn
neticesinde nefis âdetaeytan-lar,
kötülüü
emredip, iyiliinehyeden
bir hale gelir.Nitekim
"üphesiz
nefiskötülüü
emreder"
âyeti tecelli eder.eytan
böyle-ce
o
nefislerinen
kuvvetliyardmcs
ve
en vefal dostu olur.Bu
husus
Kur'ân-
Kerîm'de:"Kim
Rahman'n
zikrinekar
kör olur-sa,ona
eytan
arkada
ederiz" âyetiylebeyan olunmutur.
(45)
Allah-u Teala, âlem-i fazl kendi nefislerine
ahid
tutup,onla-ra tevhîd
ve
takvay
ilham etti.Ayn
ekilde
âlem-i adlide
kendinefislerine
ahid
tuttu. Fakat onlara fücurve
masiyeti ilham etti.Zira, "Nefse ve
onu
biçimlendirene,ona isyan
ve itaati ilhamede-ne
and
olsun" âyetibuna
iaret eder.(46)Demek
ki, Allah-uTeala'nn
fazl- keremiylemuamele
ediphidayete erdirdii kimselere âlem-ifail; adaletiyle
muamele
edip terkettii, haktanuzaklatrd
kimselere âlem-i adidenir.Korku, akbetin kötüye
gitmesindendeil
daha çok ilenen
kötülüklerden kaynaklanr.
Allah-u Teala insanlar karanlkta yaratp,
onlarn
üzerlerineZuhrufSûresi,
fazilet
nurundan
serpti.O
nurun
isabet ettii kimseler hidayetbul-du, isabet
etmedii
kimseler dalalette kald.üphesiz
Allah-u Teala insanlar adaletli birekilde
yarattk-tan sonra
onlarn
üzerine faziletnurunu
saçmtr.
te
bu nurun
dokunmu
olduu
kimseler âlem-i fazl;dokunmad
kimselerâlem-i adi oldu.
Bu
nur suretve
kalplardayan
birk
olmayp,
insanlarnkalblerine
ve
ruhlarnayaylan
hidayet nurudur. Nitekim: "Allahgöklerin
ve
yerin nurudur.O'nun
nuru,—
müminlerin
kalplerinde-ki
—
içindelamba
bulunan
bir kandile benzer.O
lamba
cam
için-dedir,
cam
ise sanki inci gibi parlayan biryldzdr.
Ne
douya,
nebatya
mensup
olmayan
mübarek
bir zeytinaacnn
yandan
ya-klr.
Ate demese
bile neredeyseyan
kendisi aydnlatacak birdurumdadr.
O
nur üstüne nurdur. Allah dilediininuruna
kavutu-rur. Allah insanlara misaller verir.
O
hereyi
bilendir"buyrulmu-tur.(47)
Kandil, senin beeriyetin; lamba, tevhîd nurun,
cam
ise kalbinmesabesindedir. Kandilin beeriyete benzetilmesi
younluk
veka-pallk
sebebiyledir ki,kapal
yerkaranlk
olur. Karanlktakilamba
daha
fazlak
verir,aydnl
daha çok
kendini gösterir.Tevhîd
nurunun,lambann
na
benzetilmesi içeriyi ved-ary
aydnlatmas
nedeniyledir. Kalbin isecama
tebihicamn
effaf
ve latîfolmasndandr.
Nasl
kio
her yeriaydnlatyorsa
ayn
ekilde
kalbde
tevhîd nuruyla sair uzuvlar iitir. Resûlullah Efen*dimiz (s.a.v.)
buna
iaretle:"Kalbinde
huu
olankimsenin
tüm
uzuvlar
hayet
içinde olur"buyurmutur.
Yine
camn
inci gibi biryldza
benzetilmesionun
k
TEVHÎD
RSALES
masna
veparldamasna; bu
yldzn
inci gibioluu
cevherinin safrlna,
parlaklnn
ziyadeliine iarettir.Douya
vebatya
nisbetedilemeyen
zeytinaacndan
bahse-dilmesionun
üstün nitelikli safyaa
sahipoluu
ve
iyiyanmasn-dan
ötürüdür.Tevhîd
aac
da
böyle olupdouya
ve
batya
nispetedilemez.
Yani
o, putperestlie,Yahudilie,
Hristiyanl'a,Deh-riyye,
Müebbihe,
Kaderiyye, Mu'tezile,Cebriyye
gibibirtakm
frkalara aitbirey
olmayp,
yüce
slâm
dinineözgü
bireydir.Zeytin
aacnn
douda
-vebatda
bulunmamas
demek,
tevhîd
aacnn
semavî, arzî, arî, ferî, ulvîveya
süflîolmamas
demektir ki o, halktan
ayrlp,
büyük
bir istekleHakk'a
doru
uç-maktadr.
Bu
da
onun
halktan ayn,Hak
ile beraberolduu
mâ-nâsm
tar.
Yine bu
aacn
[tevhîdaac] douda
veya
batda
olmamas,
onun
dünyay
vedünyevî
eylerive
de ahiret veonun
nimetleriniistemeyip sadece
vechullah
arzulad
anlamna
gelir.Sen
bunu;"O
cenneti arzulamaz,cehennemden korkmaz"
ya
da
"Korku ona
galipgelmedii
içinAllah'n
rahmetinden ümidinikesmez.
Ümit
ona
üstüngelmedii
içinAllah'n
mekrinden
(hile)emin
olmaz.Yani
o,korku
ile ümitarasndadr.
Bu bakmdan
mü-min
bir kimseninkorku
veya
ümiditartld
takdirde, her ikisininde birbirine
eit
olduu
görülür"eklinde
de anlayabilirsin."Ate
demese
bile neredeyseyan
kendisiaydnlatacak"
ayeti
bu
yan
safln
veparlakln;
"Nur
üstüne nurdur" ifadeside
yan
nurunun
kandilin nuruna, kandilinnurunun da
camn
nu-runa eklendiini belirtir.
üphesiz
Allah-u Teala dilediini nurunakavuturur.
TEVHÎD
RSÂLES
Tevhîd
günei
tefridsemasndan
senin kalb topraklarnapar-laynca
nefsanî arzularn söner,beerî
karanlklarn yrtlr.
Nite-kim:
"Yeryüzü
rabbinin nuruylaaydnlanr"
buyrulmutur.
(48)Muhlis
kullarn ve sair peygamberlerin kendilerine tâbi olantopluluklarla beraber 'La ilahe illallah'
bayra
altndayürüdükle-rini görürsün. Allah için söyle, senin onlar
arasnda
yerin varm?
Veya
onlararasnda
atlm
biradmn
mevcut
mu?
Elbette hayr.Sen
onlarauymak
için biradm
dahiatmadn,
kendi nefsini hiçkontrol etmedin. Bilakis ibadetlerinden nefsanî nazlarn
kokusu
ya-ylmaktadr.
Halvetin kin ve garaz doludur. Zikrin nice gafletlerlekarmtr.
Duru
ve
hareketin edepsizlikkokmaktadr.
Bilmem
farknda
msn,
namaz
klarken;"Ben
yüzümü
gökleri ve yeri yara-tan Allah'a çevirdim"dediin
halde,O'ndan
bakasna
iltifatet-mektesin.
Bu
halinleO'na
m
yönelmi
oluyorsun?badet
maksa-dyla deil
de, âdetolduu
üzereyeme
veiçmeden
elini çektiin vakit,bu
halin Allah için midir? Elbette kideil. Nitekim
bir hadîs-i erifte:"Nice
oruç tutankimse
vardr
ki,onun
orucuona
açlk
ve susuzluktanbaka
birey salamaz.
Ve
nicenamaz
klan-lar
vardr
kionlarn
namaz
onlara sadece ayaktadurmak
veyor-gunluk
kazandrmtr"
buyrulmutur.
(49)Allah'a
yemin
ederim
ki,yalnzca
ekil ve söz kâfi deildir.Kur'ân- Kerîm'de
"Münafklar
sana gelince; 'SeninAllah'n
pey-gamberi
olduuna
ehadet
ederiz"' derler. Allah, senin kendisininpeygamberi
olduunu,
bunun
yannda münafklarn
yalanc
oldu-unu
bilir"buyrulmas
bu hususu
açklar.(50)
(48) ZümerSûresi, âyet: 69
(49) Buharî