2
ANAYASA HUKUKU
1- BAKANIN DEVREDEMEYECEĞİ YETKİLERİ NELERDİR ?
-siyasi yetkiler -yönetmelik çıkarma -atama
-başka bir bakana vekalet etme -vesayet denetimi yapma
-Bakanlar Kurulu toplantılarına katılma
2-HSYK’NIN YAPISINI AÇIKLAYINIZ?
12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği ile HSYK’nın;
Geniş tabanlı temsil esasına dayalı olarak üye sayısı 7 den 22 ye çıkarılmış, Genel Kurul ve üç daire şeklinde çalışması benimsenmiş, Kendi sekretaryasına kavuşturulmuş, Meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolu açılmıştır. Hâkim ve savcıların denetlenmesinden sorumlu Teftiş Kurulu, HSYK’ya bağlanmıştır.
6087 sayılı Yasaya göre HSYK, Genel Kurul ve üç daire halinde çalışmaktadır. HSYK’da, Genel Sekreterlik ve Teftiş Kurulu olmak üzere iki hizmet birimi bulunmaktadır. Kurulun sekretarya hizmetleri Genel Sekreterlik tarafından yerine getirilmektedir. Teftiş Kurulu Başkanının gözetiminde Kurul adına görev yapmaktadır. Genel Sekreterlik ve Teftiş Kurulu bürolar şeklinde teşkilatlanmıştır.
3-ANAYASA MAHKEMESİNİN YAPISINI AÇIKLAYINIZ?
Anayasa Mahkemesi 17 üyeden oluşur. Üyelerini cumhurbaşkanı ve TBMM seçer. Anayasa Mahkemesi iki bölüme ayrılmıştır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Bölümler yalnızca bireysel başvurulara bakmaktadır. Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davalarına ve Yüce Divan sıfatıyla görülecek yargılamalara ise Genel Kurul bakar. Anayasa değişikliğinin iptali ve siyasi parti kapatma davalarında üyelerin 3/5'i yerine 2/3'ünün oyu aranır. Üyeler çekimser oy kullanamazlar. Yargılamanın aleniyeti ilkesi Anayasa Mahkemesi davalarında geçerli değildir.
4-ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİ HAKKINDA İNCELEME VE SORUŞTURMAYI ANLATINIZ?
Madde 16- (1) Başkan ve üyelerin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçları, kişisel suçları ve disiplin eylemleri için soruşturma açılması Genel Kurulun kararına bağlıdır. Ancak, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde, soruşturma genel hükümlere göre yürütülür.
(2) Başkan, müstear adla yapılan veya yapıldığı anlaşılan imzasız, adressiz yahut belli bir olayı ve nedeni içermeyen, delilleri ve dayanakları gösterilmeyen ihbar ve şikâyetleri işleme koymaz. Ancak, bu ihbar ve şikâyetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında gerekli inceleme ve araştırma yapılır.
3
(3) Başkan gereken hâllerde, işi Genel Kurula götürmeden önce üyelerden birine ön inceleme yaptırabilir. Soruşturma açılmasına yer olup olmadığının belirlenmesi için gerekli incelemeyi yapmak üzere görevlendirilen üye, incelemesini tamamladıktan sonra, durumu bir raporla Başkana bildirir.
(4) Konu, Başkan tarafından gündeme alınarak Genel Kurulda görüşülür. Hakkında işlem yapılan üye görüşmeye katılamaz. Genel Kurulca, soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verildiği takdirde, karar ilgili üye ile ihbar ve şikâyette bulunanlara tebliğ edilir.
(5) Soruşturma açılmasına karar verildiği takdirde, Genel Kurul, üyeler arasından üç kişiyi Soruşturma Kurulunu oluşturmak üzere seçer. Kıdemli üye Soruşturma Kuruluna başkanlık eder. Soruşturma Kurulu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Cumhuriyet savcısına tanıdığı bütün yetkilere sahiptir. Kurulun soruşturma ile ilgili yapılmasını istediği işlemler, mahallinde yetkili adli makamlar tarafından derhâl yerine getirilir.
(6) Ön inceleme yaptırılmasına, Soruşturma Kurulu üyelerinin seçilmesine, soruşturmanın yapılmasına ve gereken diğer kararların verilmesine dair esaslar İçtüzükle düzenlenir.
(7) Başkanın yukarıda yazılı hâl ve hareketlerinin görülmesi veya öğrenilmesi hâlinde, Başkan tarafından yapılması gereken işlemler kıdemli başkanvekilince yürütülür.
5-ANAYASA MAHKEMESİNİN ÜYELERİNİN SEÇİMİNİ ANLATINIZ?
1) Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi Başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için göstereceği üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur. İkinci ve üçüncü tur oylamalarda oyları eşit olan adaylar arasında eşitlik bozulana kadar oylama tekrarlanır.
(2) Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukuk bilim dallarından olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan ve kendi üyesi olmayan öğretim üyeleri arasından her boş yer için göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.
(3) Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulu ve baro başkanlarınca Mahkeme üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Bu fıkra uyarınca yapılacak seçimler tek turda yapılır ve her bir üye her boş üyelik için bir adaya oy kullanabilir. Oyları eşit olan adaylar arasında eşitlik bozulana kadar oylama tekrarlanır.
6- ANAYASADAKİ EGEMENLİK YETKİSİ NASIL TANIMLANMIŞTIR?
Anayasası'nın 6. Maddesi; egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.
4
1982 Anayasası, 139. Madde: B. Hakimlik ve Savcılık Teminatı Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.
8- AYM ÜYELERİNİN GÖREV SÜRESİ VE GÖREVLERİNİN SONA ERME HALLERİ NELERDİR?
-Üyelik süresi ve teminatı
MADDE 10- (1) Mahkeme üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa üye seçilemez.
(2) Başkan ve üyeler azlolunamaz; kendileri istemedikçe görev süreleri dolmadan veya altmışbeş yaşından önce emekliye sevk edilemezler.
(3) Başkan ve üyelerin görevleri yalnızca Anayasada ve bu Kanunda öngörülen hâllerde sona erer. -Üyeliğin boşalması ve sona ermesi
MADDE 11- (1) Başkan, bir üyenin görev süresinin dolacağı tarihten iki ay önce, bunun dışında bir boşalma olduğu takdirde ise derhâl, keyfiyeti üyeyi seçmeye ve aday göstermeye yetkili olanlara yazıyla bildirir ve bu tarihten itibaren iki ay içinde 7 nci maddedeki usule göre boşalan üyelik kaynağından seçim yapılır.
(2) Başkan ve üyeler, yazılı olarak emekliliklerini isteyebilecekleri gibi, müddet ve kabule bağlı olmaksızın görevlerinden çekilebilirler; seçildikleri tarihten itibaren oniki yılın sonunda görevleri sona erer ve her hâlükârda altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar.
(3) Başkanlık ve üyelik; 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa göre hâkimlik ve savcılık mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı kesin hüküm giyilmesi veya Türk vatandaşlığının kaybedilmesi hâlinde kendiliğinden; görevin sağlık bakımından yerine getirilemeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla kesin olarak anlaşılması hâlinde Mahkeme üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararıyla ya da 19 uncu maddeye göre Genel Kurulun kararıyla üyelikten çekilmeye davet edilme cezası verilen üyenin kendiliğinden çekilmesi veya istifa etmiş sayılması hâllerinde sona erer.
(4) Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi tarafından gösterilecek adaylar arasından seçilen üyenin, ordu mensubu olmaktan doğan emeklilikle ilgili bütün hakları saklıdır.
9-ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİN NORMLAR HİYERARŞİSİNDEKİ YERİ NEDİR?
-Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasında ''Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 5170 - 7.5.2004 / m.7) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.''90. madde milletlerarası antlaşmalar ile kanunlar arasında bir uyuşmazlık çıktığı zaman uygulanacak prosedürü belirtmişken milletlerarası antlaşmalar ile anayasa arasında bir uyuşmazlık çıkması halinde uygulanması gereken prosedürü belirtmemiştir.
5
Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması
Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin YAZILI EMRİ bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
11-ACELE KAMULAŞTIRMA NEDİR?
3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
6
İDARE HUKUKU
1-YÖK ÜYELERİNİN SORUŞTURMA USULÜNÜ ANLATINIZ?
(1) İlk soruşturma: Yükseköğretim Kurulu Başkanı için, kendisinin katılmadığı, Milli Eğitim Bakanının başkanlığındaki bir toplantıda, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek en az üç kişilik bir kurulca, diğerleri için, Yükseköğretim Kurulu Başkanınca veya diğer disiplin amirlerince doğrudan veya görevlendirecekleri uygun sayıda soruşturmacı tarafından yapılır. Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır.
(2) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına;
a) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesi,
b) Üniversite rektörleri, rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri hakkında, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik kurul,
c) Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları ve dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel sekreterleri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul,
d) Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul,
e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu, Karar verir.
f) Yükseköğretim Kurulu ile üniversite yönetim kurullarınca oluşturulacak kurullarda görevlendirilecek asıl ve yedek üyeler bir yıl için seçilirler. Süresi sona erenlerin tekrar seçilmeleri mümkündür.
(3) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar. Noksanlar yedek üyelerle tamamlanır. Diğer hususlarda bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır.
2-DANIŞTAY ÜYELERİNİN DENETİMİNİ ANLATINIZ?
Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyelerin, yüksek hakimlik vakar ve şerefi ile bağdaşmayan veya hizmetin aksamasına yol açan hal ve hareketleri görülür veya öğrenilirse haklarında bu Kanun hükümleri uyarınca disiplin kovuşturması yapılır.
Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyelerin yukarıdaki maddede yazılı hal ve hareketlerinin görülmesi veya öğrenilmesi halinde konunun Yüksek Disiplin Kuruluna intikal ettirilmesi Başkanlık Kurulu tarafından duruma göre takdir edilir ve karara bağlanır.
7
- Vali: İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine, Bakanlar Kurulu'nun kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile atanır.
-Kaymakam: İçişleri Bakanının teklifi Başbakanın kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile atanır.
4-DANIŞTAYIN GÖREVLERİ NELERDİR?
Danıştay’ın hem bir temyiz mercii (m.25), hem de ilk derece mahkemesi (m.24) olarak yargısal görevleri bulunduğu görülmektedir. Danıştay, uyuşmazlık yeri olarak, ayrıca, ilk derece idari yargı yerleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını gidermekte (m.26) ve kendi daireleri arasında uyum sağlamak amacıyla içtihadı birleştirme kararları (m.37) almaktadır.
Danıştay'ın idari görevleri, danışma ve inceleme niteliğindedir. Kamu yönetiminin işleyişinde karşılaşılan idare hukuku ile ilgili sorunlar olduğunda Cumhurbaşkanlığı veya Başbakanlık aracılığı ile Danıştay'a başvurulabilir. Bazı durumlarda Danıştay'ın görüşünün alınması kanun gereği de olabilir. Ayrıca Danıştay, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'nca gerekli görülmesi halinde gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncelerini bildirmekte yükümlüdür. Bir yerde belediye kurulması için Danıştay'ın görüşüne başvurulur. Danıştay ayrıca, tüzük tasarılarıyla imtiyaz şartlarını ve sözleşmelerini incelemekle yetkilidir.
5-KİMLER SORUŞTURMA İZNİNE TABİ?
Madde 4 – Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.
Madde 3 – Soruşturma izni yetkisi
a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında kaymakam,
b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında vali,
c) Bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında görev yaptıkları ilin valisi,
d) Başbakanlık ve bakanlıkların merkez ve bağlı veya ilgili kuruluşlarında görev yapan diğer memur ve kamu görevlileri hakkında o kuruluşun en üst idari amiri,
e) (Değişik : 17/7/2004-5232/1 md.) Bakanlar Kurulu kararı ile veya Başbakanlık ve bakanlıklar ile bağlı kuruluşların merkez teşkilâtında görevli olup, ortak kararla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ilgili bakan veya Başbakan,
f) Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve yardımcıları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,
g) Cumhurbaşkanlığında görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri hakkında Cumhurbaşkanı,
h) Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı,
8
i) İlçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında kaymakam, merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında bulundukları ilin valisi,
j) Köy ve mahalle muhtarları ile bu Kanun kapsamına giren diğer memurlar ve kamu görevlileri hakkında ilçelerde kaymakam, merkez ilçede vali,
Yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat kullanılır.
Yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır. Ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir.
9
İDARİ YARGI
1- İDARİ YARGI YETKİSİNİN SINIRLARI NELERDİR?
İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.
2-İDARİ YARGIDA TARAF DEĞİŞİKLİĞİNİ ANLATINIZ ?
Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. (2577/26-1)
Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir. (2577/26-2)
Dosyaların işlemden kaldırılmasına dair karar diğer tarafa tebliğ edilir. (2577/26-4)
3-İYUK’TAN HMK’YA YAPILAN ATIFLAR NELERDİR?
-Ehliyet -Keşif
-Hakimin yasaklılığı ve reddi -Duruşma düzeni -Üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı -Adli yardım
- Tarafların vekilleri - Bilirkişi
-Feragat ve kabul -Karşı Dava
-Teminat -Yargılama giderleri
10
CEZA HUKUKU
1- SAHTE DEMİR PARA VEYA BANKNOT BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ NASIL YAPILIR?
Normalde bilirkişiye gitmek hakimin takdirindedir. Ancak bazı hallerde bu zorunludur. Biri de bu durumdur. İlgili yönetmeliğe göre:
Madde 7 - Soruşturma veya kovuşturma evresinde, ele geçirilen sahteliğinden şüphe edilen banknotları inceleme ve değerlendirmeye Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası merkez ve taşra birimleri yetkilidir.
2-CEZA NEDİR?
Ceza, genel anlamıyla suç karşılığında uygulanan bir yaptırımdır. Ceza Arapça kökenli bir kelimedir. Anlamı, yapılan kötü bir eylemin karşılığıdır. Suç işleyen kimseye, kendisini doğru yola getirmek ve başkalarına ibret olmak amacıyla, suçun derecesine göre, çektirilen her türlü acı hal. Suçu işlemiş olana karşı tatbik edilen acı çekme hali, cezayı, tatbik edile gelen müeyyidelerden ayıran başlıca özelliktir.
3-HAPİS CEZASININ SEÇENEK YAPTIRIMLARA ÇEVRİLMESİNİN ZORUNLU OLDUĞU DURUMLAR?
Mevzuatımızda kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesinin zorunlu olduğu iki ihtimal bulunmaktadır. Bunlardan; birincisi, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşulu ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan failin mahkûm edildiği bir yıl ve daha az süreli hapis cezasıdır. İkincisi, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşulu ile otuz gün ve daha az süreli hapis cezasıdır. Bu iki ihtimalde hâkim mutlaka hapis cezasını seçenek yaptırımlardan birine çevirmek zorundadır. Bu konuda takdir hakkı bulunmamaktadır.
4- GENEL AF ÖZEL AF NEDİR ANLATINIZ?
Bir affın genel mi özel mi olduğunu affa uğrayan suçların veya yararlanan kişilerin sayısına göre değil, affın sonuçlarına göre belirlenir.
Hukuk kitaplarını açınız, genel af tanımını bulunuz. Tanım kısaca şöyle der: Suçun bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıdır genel af. Bu tanımın içinde neler var? Önce bir suçlamayla ceza soruşturması ya da ceza yargılaması sürüyorsa, soruşturma kapatılır, dava düşürülür. Şayet kişi suçlu bulunmuş ve cezaevindeyse, salıverilir; değilse infaz başlamaz. “Bütün sonuçlarıyla af” ne anlama gelir? Suçla oluşan diğer hukuki sonuçlar da ortadan kalkar. Suç faili kamu görevlisi olup da görevden ihraç edildiyse göreve geri döner. Aynı sonuç okuldan ihraç edilen öğrenci için de geçerli olur. Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bu arada küçücük bir hatırlatma: Genel af bir ülkede tüm suçların affedilmesi değildir. Genellikle amaçlanan, tüm sonuçların kaldırılmasıdır. Bu bağlamda genel af yetkisi TBMM’nindir. TBMM bu yetkisini kullanırken genel affın kapsamını belirlemek yetkisine sahiptir, yani hangi suçların affedileceğini TBMM belirler. Anayasada bu yetki kullanılırken üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu ile karar vermek mecburiyeti vardır. Bu, 330 milletvekilinin oyu demektir.
11
Özel af ise; hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son veren ya da infaz kurumunda çektirilecek süreyi kısaltan ya da adli para cezasına çeviren aftır. Özel af yalnızca hapis cezaları yönünden kabul edilmiştir. Dolayısıyla adli para cezasının özel afla ortadan kaldırılması mümkün değildir. Özel af çıkarmaya kural olarak TBMM yetkilidir. Ancak cumhurbaşkanı da sürekli hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle sınırlı olarak bireysel af çıkarma yetkisine sahiptir. Özel af kamu davasının düşmesine neden olmaz. Hak yoksunlukları özel affa rağmen devam eder. Özel affa uğramış mahkûmiyet tekerrüre esas alınır.
Münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz.
5-KESİN HÜKÜM NEDİR?
Kesin hüküm, yargı merciinin bir hukuki uyuşmazlığı kesin olarak çözen son kararıdır. Devletin yargı etkinliğinin amacı toplumda hukuki çekişme ve uyuşmazlıkları gidererek hukuk güvenliği yaratmaktır. Buna ancak herkesi bağlayıcı nitelikte ve yargı otoritesini içeren kesin hükümle erişilir. Hukuk yargılama usulünde kesin hüküm, şekli anlamda ya da maddi anlamda olabilir. Bir mahkeme kararının şekli anlamda kesinliği, o karara karşı artık olağan kanun yoluna başvurulamamasını ifade eder. Şekli anlamda kesinlik bir yargı kararına karşı temyiz yoluna başvurulmasının yasal olarak kabul edilmemiş olması, böyle bir kanun yolu kabul edilmekle birlikte temyiz başvurusunun süresinin geçirilmiş olması, temyiz yoluna başvurulmasından vazgeçildiğinin açıkça bildirilmiş olması, temyiz başvurusunun Yargıtay’da reddedilerek dava mahkemesinin yargı kararının onanmış olması gibi durumlarda gerçekleşir. Şekli anlamda kesin hükme karşı ancak olağanüstü kanun yollarına başvurulabilir. Maddi anlamda kesinlik ise bir yargı kararı sonucunda konusu, tarafları ve nedeni aynı olan bir uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamaması demektir. Yargı kararına yasanın verdiği bu nitelik, onun hukuki gerçek olarak kabul edilmesini zorunlu kılar. Davanın konusunun aynı olması, davacının ileri sürdüğü hakkın aynı nitelikte olması demektir. Davanın nedeninin aynı olması ise onun dayandırıldığı maddi olgunun aynı olması anlamına gelir. Çekişmesiz yargı kapsamına giren mahkeme kararları yalnızca şekli anlamda kesinlik kazanabilir. Maddi anlamda kesinlik kural olarak yargı kararının hüküm fıkrasını kapsar. Bununla birlikte hüküm fıkrasının belirsiz olması durumunda onun belirlilik kazanmasına yardımcı olan gerekçe ile hüküm fıkrasına sıkıca bağlı olan gerekçe de maddi anlamda kesin hüküm kapsamına girer.
Ceza yargılama usulünde mahkemenin son kararının kesin hüküm niteliği taşıması, hakkında hüküm verilmiş olan bir sanığın aynı eylemden dolayı bir daha yargılana- mamasını zorunlu kılar. Son karar olağan kanun yoluna süresi içinde başvurulmaması ya da başvurunun Yargıtay’da reddedilmesi durumunda kesinleşir.
6-ADLİ KONTROL NEDİR?
-Tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
Ayrıca Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
-Adlî kontrol, şüphelinin tutuklanarak cezaevine konması yerine aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
12
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek. f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
J) Çocuklar hakkında çocuk koruma kanunun 20. maddesine göre belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak, belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek, belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak şeklinde adli kontrol kararları verilmektedir.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
J) Çocuklar hakkında çocuk koruma kanunun 20. maddesine göre belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak, belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek, belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak şeklinde adli kontrol kararları verilmektedir
7-İÇ GÜVENLİK PAKETİ VE GÖZALTI SÜRELERİNİ ANLATINIZ?
Yenilikler: Yeni düzenlemeyle birlikte molotofkokteyli saldırı aracı sayılacak. -Maskeli eylemcilere ceza gelecek.
-Gösteriye silahla katılanlara verilecek ceza artırılıyor. Silahlı eylemciye 2.5-4 yıl arasında hapis cezası verilecek.
-Polisin şahıs ve araç aramalarında yetkisi genişletilecek.
-Polisin gözaltı süresi vali yardımcısı ve üs amirin denetiminde 24 saat olacak. Bu süre, savcı kararıyla 48 saate uzatılabilecek.
-Düzenlenen eylemlerde verilen zararları bundan sonra eylemci ödeyecek. -Sanal ortamda nefret ve teröre çağrı da artık suç sayılacak.
-Polisin yetkilerinin denetimi için Kolluk Gözetim Komisyonu kurulacak. Komisyonda STK’lar da yer alacak.
-İstihbari dinlemeleri denetlemek için de Meclis'te komisyon kurulacak. Bu komisyona tüm partilerden milletvekilleri katılacak.
Gözaltı süreleri ise:
-İç Güvenlik paketinde gözaltı süresi konusunda Avrupa'daki en düşük uygulamanın alındığını anlatan Davutoğlu, "Polis, alınan kişiyi 24 saat tutabilsin, savcı da bunu en fazla 48 saate kadar uzatabilsin ve 4 gün içinde de hakim huzuruna çıkma zorunluluğu zaten var, bu gerçekleşsin" diye konuştu.
13
- Mevcut durum: Polis şüpheliyi savcının emriyle 24 saat gözaltında tutabiliyor. Savcının süreyi uzatabilmesi hakimin kararıyla oluyor. Savcının önüne gelen bir kişi en geç 48 saat içinde hakim karşısına çıkarılmak zorunda.
- Pakette ne var: Yeni düzenleme bütün silsileyi neredeyse bir kademe aşağıya çekiyor. Polise 24 saat gözaltı yapma hakkı veriliyor. Bu yetki üst amir ya da mülki amirden onay alma ve savcıya bilgi verme şartıyla kullanılabilecek. Savcı gözaltı süresini 48 saat uzatabilecek. Savcılığa gelen şüpheli en geç 4 günde hakim karşısına çıkarılacak.
8-İDARİ PARA CEZASINI VE ADLİ PARA CEZASINI TANIMLAYINIZ?
-İdari para cezası, kabahat olarak nitelendirilen ve değişik kanunlarda düzenlenen haksız fiiller karşılığında uygulanan türü, miktarı ve süresi ancak kanunla belirlenen belli miktardaki paranın, kabahat fiilini işleyen gerçek veya tüzel kişiden alınarak kamuya geçirilmesi olarak tanımlanabilir. -Adli para cezası; TCK nın 52/1 maddesine göre adli para cezası; beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmaması halinde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
9-TÜZEL KİŞİLERE GÜVENLİK TEDBİRİ UYGULANMASINI CEZA HUKUKUNUN HANGİ İLKESİNE DAYANDIRIRSINIZ?
Tüzel kişilerin ceza sorumluluğu konusundaki görüş ve düşünceler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, toplumun korunması ve suçluluğun önlenmesi amacıyla dahi olsa, tüzel kişilerin ceza sorumluluğunun kabul edilemediği, ceza yasalarında tüzel kişilerin ceza sorumluluğuna yer verilmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sonucun aksine bir düzenleme mevcut sistem açısından ceza hukukunun temel bazı ilkelerine tümüyle aykırı düşebilecektir. Anayasada değişiklik yapılmadan kabul edilecek böyle bir düzenlemenin suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlali anlamına geleceği açıktır.
10-CEZA ZAMANAŞIMINI KESEN SEBEPLER NELERDİR?
Bir kere mahkumiyet hükmünün yerine getirilmesi için yetkili merciden hükümlüye usulüne uygun olarak yapılan tebligat, ceza zamanaşımını keser. Tabii, ayrıca, hükmün yerine getirilmesi maksadı ile hükümlünün yakalanması, ceza zamanaşımını keser.
11-FİKRİ İÇTİMA NEDİR?
Türk ceza kanununun 44. maddesinde yer alır. şöyle ki; işlediği bir fiille birden fazla farklı sucun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Örneğin; bir kişiye tahkir kastıyla tokat atmak hem yaralama hem hakaret vardır.
14
Biri diğerinin unsurunu ya da ağırlaştırıcı nedenini oluşturan tek bir fiil ve bu fiil için öngörülmüş bir ceza söz konudur. Örneğin, yağma suçunda iki ayrı suç olan hırsızlık ve tehdit bir araya gelmiş ve yeni bir suç tipi ortaya çıkarmıştır
13-ZİNCİRLEME SUÇU AÇIKLAYINIZ?
(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
14-YÜKÜMLÜLÜKLERİN ÇATIŞMASINI ANLATINIZ?
Yükümlülüklerin çatışması nedeniyle ihmal suretiyle insan öldürmek suçu hukuka uygun hale geliyor. Örneğin doktor ameliyata giderken yolda kaza olduğunu görüyor ölmek üzere olan yaralıya müdahale ediyor fakat ameliyat edeceği hasta ameliyata gidemediğinden dolayı ölüyor.
15- İRTİKAP SUÇU NEDİR, UNSURLARI NELERDİR?
5237 Sayılı kanun madde 250; bu suçta kamu görevlisi, idare ile ilişkisi olanlardan haksız bir kısım menfaatler sağlamak için görevinin sağladığı nüfuzu, güveni kötüye kullanarak veya kişinin hatasından yararlanarak meşru olmayan biçimde bu konumundan yararlanmaktadır.
Suçun maddi unsurunda iki unsur dikkatimizi çekecektir. Bunlardan ilki bu suçun icbar, ikna veya hatadan yararlanma suretiyle karşımıza çıkmasıdır. Bu haller 250.maddenin 1.,2. ve 3. fıkralarında belirtilen sıralama ile ifadesini bulmuştur. Suçun söz konusu işleniş biçimlerinden her biri birbirinden bağımsız olup, aynı suçun seçimlik hareketi niteliğinde değildir. Suçun maddi unsurunun ikincisi ise suçun kamu görevlisinin kendisine veya başkasına yarar sağlanması veya bu yolda vaatte bulunulmasıdır.
Suçun manevi unsuru ise ayrı bir inceleme konusu yapılacak ve bu suçun ancak kasten işlenebileceğine değinilecektir. Suçun özel görünüş biçimleri de inceleme konumuz olacaktır; böylelikle bu suça teşebbüsün mümkün olup olamayacağı, iştirak ve de içtima hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı farklı görüşler sunularak incelenecektir.
16- ŞİKAYETE TABİ SUÇLAR HANGİLERİDİR?
Bu suçlar, TCK’nın;
a) 102. maddesindeki “Cinsel Saldırı”, 104/1 maddesindeki “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki”, 105. maddesinin 1. fıkrasındaki ‘Cinsel Taciz’,
b) 106. maddede “Tehdit”, 116/1-2. maddesinde yer alan, “Konut Dokunulmazlığının İhlali”, c) 86. maddenin 2. fıkrasında yer alan hafif nitelikte “Kasten Yaralama”,
d) 125. maddesinde yazılı ‘Hakaret’ (125/3-a hariç),
15
konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” ve 134. maddesinde yazılı “Özel hayatın gizliliğini ihlal”;
f) 144 ve 159. maddelerinde yer alan ve daha az cezayı gerektiren “Hırsızlık ve Dolandırıcılık”, g) 151. maddesinde “Mala Zarar Verme”,
ı) 155. maddesinin 1 inci fıkrasındaki “Güveni Kötüye Kullanma”,
i) 156. maddesindeki, ‘Bedelsiz Senedi Kullanma’, 209/1 maddesindeki “Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması”,
k)117. maddesindeki “İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali”, l) 123. maddesindeki “Kişilerin huzur ve sükununu bozma”,
m)160. maddesindeki “Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf”, Takibi şikayete bağlı olup da şikayetçinin iradesi herhangi bir sebeple devreden çıkmışsa sizin belirttiğiniz çocukluk yaşlılık akıl hastalığı vs gibi burda polis iradeyi nazara almaz savcılığa bildirir.
17-OTOPSİ NEDİR?
Otopsi, ceset üzerinde yapılan tanısal amaçlı bir tıbbi incelemedir. Amaç, ölüm nedeninin saptanması veya hangi organların ölüme yol açan hastalıklardan ne biçimde ve ne kadar etkilendiklerinin saptanması olabilir. Otopsinin bir hasta muayenesinden veya ameliyattan tek farkı "ceset" üzerinde yapılmasıdır. Otopsinin temel amacı, hastanın niçin ve nasıl öldüğüne ilişkin sorulara karşılık bulmaktır.
18-TUTUKLAMA NEDENLERİ NELERDİR?
5271 Sayılı kanun Madde 100. –
(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2.Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
19- CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇUNU ANLATINIZ?
MADDE 299 – (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Verilecek ceza, suçun alenen işlenmesi halinde, altıda biri; basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, üçte biri oranında artırılır.(Değişik 2. fıkra: 5377 – 29.6.2005 / m.35) (2) Suçun alenen işlenmesi halinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Bu suçla ilgili olarak Adalet Bakanlığı izin vermezse, kovuşturma yapılamaz. Soruşturma izni verilmemesi ve kararın kesinleşmesi durumunda Cumhuriyet Savcısınca işlemden kaldırma kararı
16
yerine CMK 172/1. maddesi uyarınca, kovuşturma olanağının bulunmaması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmelidir.
20-CEZA HUKUKUNDA HÜMANİZMİN ETKİLERİNİ AÇIKLAYINIZ?
Ceza hukukunda hümanist doktrin, hümanist değerlerin Ceza hukukunda var olmasını öngörür. Bu doktrine göre suçu ne olursa olsun suçlu, bir insandır ve insan haysiyetinin korunması gerekmektedir. Hümanist doktrinin önem verdiği tek değer insan haysiyeti değildir; o, insana ve insani olan tüm değerlere önem verir ve onları korumayı amaçlar. Bu bağlamda ahlakın hukuktan ayrı tutulmasını hümanist doktrin onaylamaz.
Hümanist doktrin evrenseldir. Bu açıdan tüm hukukçular arasında birleştirici bir rol oynayabilecek bir doktrindir. Hümanizmin bu birleştirici karakteri onu “açık toplum”u savunmaya itecektir. Açık toplum, bir kısım insanı toplumun dışında bırakmayan toplumdur.9 Hümanist doktrin açık toplumun yaratılmasını amaçlar. Bunu başarmanın yolu da suçluyu, suçlu doğduğunu düşünerek dışlamak, ondan ümidi kesmek yerine onu ıslah ederek topluma kazandırmaktır. Buradan hümanist doktrininin bir yönü daha ortaya çıkmaktadır; o da cezanın amacını suçlunun ıslahı olarak görmesidir.
Hümanist doktrin, hümanizmin insan haysiyetine verilen önem dışındaki esaslarını da benimsemiştir. Hürriyet de bu kavramlardan biridir. Hümanist doktrin, hürriyete, özellikle de fikir hürriyetine önem verir. Adalet kavramı da hümanist doktrinin önemsediği kavramlardandır. Adaletsizliği kabullenmiş bir halkı “insan topluluğu” olarak kabul etmez.
21-ADİL YARGILANMA HAKKİ AHİMDE KAÇINCI MADDEDE DÜZENLENMİŞTİR VE ADİL YARGILANMA HAKKİNİ AÇIKLAYINIZ?
-AİHS - Madde 6
Adil yargılama hakkı, Sözleşmenin 6. , Anayasamızın 36,37,38 maddelerinde düzenlenmiştir. Anayasamızın 36. maddesinde “Herkes … adil yargılanma hakkına sahiptir” denilmiş, 36, 37 ve 38. maddelerde bu hakkında temel unsurları düzenlenmiştir. Adil yargılanma hakkı 36. maddede yer alsa da adil yargılanma hakkının unsuru ya da tamamlayıcısı niteliğindeki hak ve güvenceler 36, 37, 38, 138, 139, 140, 141, 142. Maddelerde yer almaktadır.
Örneğin,
Cezaların yasallığı ve cezaların şahsiliği ilkesi (AY md.38) Suçsuzluk karinesi (AY md. 38)
Kendi ve yakınları aleyhine beyanda bulunmama ve delil göstermekten kaçınma hakkı (AY md. 38)
Vatandaşın suç nedeniyle başka ülkeye verilmesi yasağı (AY md.38) Mahkemelerin bağımsızlığı ve kuruluşu (AY md. 9, 139 ve 142) Yargıçlık ve Savcılık Güvencesi (AY md. 140)
Duruşmaların aleni olması, mahkeme kararlarının gerekçeli olması kuralı (AY md. 141)
AİHS - MADDE 6 ADİL YARGILANMA HAKKI
1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir
17
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde, veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır. 3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;
e) Duruşmada kullanılan dili anlama dışı veya konuşma dışı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanmak.
22- KANUNİLİK İLKESİ İLE GERİYE YÜRÜME YASAĞI NEDİR TANIMLAYINIZ?
-Kanunilik ilkesi, kanunların açık, belirli olmasını ve geriye yürümemesini gerektiren yasal bir terimdir. İlke Latince “nullum crimen nulla poena sine lege” (kanunsuz suç ve ceza olmaz) cümlesiyle ifade edilebilir. Türkiye Cumhutiyeti Anayasası’nın 38. maddesine göre; “kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez”.
- Geriye yürüme yasağı, yürürlüğe giren yeni kuralın yürürlük tarihinden önceki dönemde hukuki sonuçlar doğurmasını yasaklayan ve kuralın ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara uygulanmasını emreden hukukun genel prensibidir.
23-MÜSADERE NEDİR ?
Ceza Hukukunda, bir ceza çeşidi, şahsın mal varlığına zorla el koyma. Müsadere, bir kimsenin menkul veya gayrimenkul bir malının kendi rızasına bakılmaksızın kanuni sebeplerle devlet tarafından zorla elinden alınmasıdır. Lügatte, zulüm, cebir ve baskı manalarına gelir. Arapça Sadr kelimesinden türemiştir
İşlenen bir suç karşılığı suçlunun malvarlığının bütün veya bir kısmı üzerindeki mülkiyetinin ortadan kaldırılması veya mülkiyetinin bir kamu kurumuna devredilmesi Ceza Hukukunda çok eski zamanlardan beri tatbik edilmiştir.
24- DAVA ZAMANAŞIMINI(SORUŞTURMA, KOVUŞTURMA ) NELERDİR? Dava zamanaşımı
18
MADDE 66. - (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.”
Ceza zamanaşımı
MADDE 68. - (1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl.
b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl.
c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl. d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl.
e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez.
(3) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.
(4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez.
(5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.”
25- SİLAH NEDİR?
5237 Sayılı kanun, m.6/f; silâh deyiminden; 1. Ateşli silâhlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, 4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
26-CEZANIN BELİRLENMESİNİ AÇIKLAYINIZ?
5237 Sayılı Kanun Madde 61 - (1) Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
19
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hâllerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmi dört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmî takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) (Ek fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./7.mad) *1* Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu Madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz.
(8) (Ek fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./7.mad) *1* Adlî para cezası hesaplanırken, bu Madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.
(9) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K. 1.md) Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.
(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.
27-SUÇUN UNSURLARI NELERDİR?
Suçun üç unsuru vardır; 1-) Kanuni Unsur (Tipiklik), 2-) Maddi Unsur (Hareket); a-) İcra (Yapma),
b-) İhmal (Yapmama),
3-) Manevi Unsur (Kusurluluk) a-) Kast
b-) Taksir
1-) Kanuni Unsur
Fiilin ceza kanununda yazılı olan tanıma uygun olmasıdır. Bu unsura tipiklik de denilmektedir. Bu unsur kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin bir sonucudur.
2-) Maddi Unsur
Harekete dayanır. Maddi Unsur da kendi içerisinde ikiye ayrılır
a-) İcra (Yapmak); Hırsızlık suçu, menkul bir malın bir yerden alınmasıyla işlendiği yani bir yapmayı gerektirdiği için icra-i bir suçtur.
b-) İhmal (Yapmamak); Örneğin geçit bekçisinin tren yolunu kapatması, hemşirenin öldürmek istediği hastaya ilaç vermemesi gibi.
20
3-) Manevi Unsur
Fiilin kusurlu bir irade tarafından yaratılmış olmasıdır ki buna kısaca kusurluluk denilmektedir. Kusurluluk kendi içerisinde ikiye ayrılır;
a-) Kast; Kanunun suç saydığı bir eylemi bilerek ve isteyerek işlernek iradesidir. Bilmek ve istemek kast unsurunun özetidir. Kanunu bilmek mazeret sayılmaz ilkesinin sonucudur.
b-) Taksir; Hukuka aykırı sonucu görmek fakat istememektir. Kasttan sonucun istenmesi olması ile ayrılır.
28-CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA DAİR KARARI AÇIKLAYINIZ?
Ceza Muhakemesi Kanunu ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının verilmesi gereken halleri iki grupta ele almıştır. Kusurunun bulunmaması nedeni ve cezasızlık halleri nedeniyle fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilecektir. Sanık hakkında;
1) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
2) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
3) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
4) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir (CMK m. 223/3).
İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; 1) Etkin pişmanlık,
2) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, 3) Karşılıklı hakaret,
4) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı hallerinde de sanık hakkında ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir (CMK m. 223/4).
Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir (CMK m. 230/3). Bunun nedeni kusur yokluğu nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinde, bu kararın adli sicile kaydedilmemesidir.
29-KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT HANGİ HALLERDE İSTENEBİLİR?
-Tazminat istemi Madde 141
(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
21
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, 9141 Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.
(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.
(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.
-Tazminat isteminin koşulları: Madde 142
(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir. (4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.
(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.
22
Madde 143 – (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilir. (2) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.) (3) İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.
Tazminat isteyemeyecek kişiler
Madde 144 – (1) Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:
a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.)
b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler. 9142
c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler. e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar.
30-MÜSADARE GÜVENLİK TEDBİRİ, EL KOYMA KORUMA TEDBİRİNİ AÇIKLAYINIZ?
-Müsadere, bir şeyin mülkiyetinin devlete geçmesini sonuçlayan bir yaptırımdır. Diğer bir deyimle işlenen bir suç karşılığı olarak, suçlunun malvarlığının tamamı veya bir bölümü üzerindeki mülkiyete son verilmesi ve bu mülkiyetin kamusal bir teşekküle (Devlete) devredilmesi anlamına gelen ve bir yaptırım çeşididir. Hukukî niteliği bakımından müsadere güvenlik önlemi olarak düzenlenmiştir.
-Elkoyma; suçun veya tehlikelerin önlenmesi amacıyla veya suçun delili olabileceği veya müsadereye tâbi olduğu için, bir eşya üzerinde, rızası olmamasına rağmen, zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılması işlemine el koyma denilir. Arama sonucunda bazı eşyaya elkoyma söz konusu olduğunda, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk âmirinin yazılı emri ile elkoyma işlemi gerçekleştirilebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar
31-MÜSADARE GÜVENLİK TEDBİRİ, EL KOYMA KORUMA TEDBİRİNİ AÇIKLAYINIZ?
-Müsadere, bir şeyin mülkiyetinin devlete geçmesini sonuçlayan bir yaptırımdır. Diğer bir deyimle işlenen bir suç karşılığı olarak, suçlunun malvarlığının tamamı veya bir bölümü üzerindeki mülkiyete son verilmesi ve bu mülkiyetin kamusal bir teşekküle (Devlete) devredilmesi anlamına gelen ve bir yaptırım çeşididir. Hukukî niteliği bakımından müsadere güvenlik önlemi olarak düzenlenmiştir.
23
-Elkoyma; suçun veya tehlikelerin önlenmesi amacıyla veya suçun delili olabileceği veya müsadereye tâbi olduğu için, bir eşya üzerinde, rızası olmamasına rağmen, zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılması işlemine el koyma denilir. Arama sonucunda bazı eşyaya elkoyma söz konusu olduğunda, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk âmirinin yazılı emri ile elkoyma işlemi gerçekleştirilebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar
32-HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ NELERDİR?
TCK’da hukuka uygunluk nedenleri dört ana grupta toplanmıştır. Bunlar; 1)Hakkın kullanılması ( m. 26 /1),
2)Kanunun hükmünü yerine getirme (m. 24 / 1), 3)Meşru savunma (m. 25 / 1),
4)İlgilinin rızası ( m. 26 /2), hukuka uygunluk nedenleridir
33- TEKERRÜR HÜKÜMLERİNİN UYGULANMAYACAĞI HÂLLER NELERDİR?
Tekerrür hükümlerini düzenleyen TCK‟nın 58. maddesinde kural olarak bütün suçlardan dolayı tekerrür hükümlerinin uygulanmasını benimsemiştir. Bununla birlikte, madde metninde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağı hâller de ayrıca belirtilmiştir. Buna göre;
-Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, önceki suç kasıtlı suç ise sonraki suçun da kasıtlı suç olması; önceki suç taksirli suç ise sonraki suçun da taksirli suç olması gerekmektedir. Önceki suçun taksirli, sonraki suçun kasıtlı olması ya da önceki suçun kasıtlı, sonraki suçun taksirli olması hâlinde tekerrür hükümleri uygulanamayacaktır. Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanmamasının nedeni, kasıtlı suçlarda kanunu aykırı davranma iradesinin bulunmasına rağmen, taksirli suçlarda böyle bir iradenin olmamasıdır.
- Sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Sırf askerî suçların tekerrüre esas alınmamasının nedeni, bu suçların asker tarafından gerçekleştirilen özel görev nedeniyle, askerî özellikteki ihlalleri ilgilendiren özel yaptırımları gerektirmesidir. Bunun yanı sıra, Adlî Sicil Kanunu‟nun 5. maddesinde sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin, adlî sicile kaydedilmeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
- Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz (m. 58/4)
Yukarıda “Tekerrür Çeşitleri” bölümünde de açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK‟da kural olarak ulusal tekerrür sistemi benimsenmiştir. Ancak bununla birlikte kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suç- ları bakımından yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilen mahkûmi- yet kararlarının tekerrüre esas alınacağı hüküm altına alınmak suretiyle, karma bir sistem uygulandığı söylenebilir.
Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz(m. 58/5).Kanun koyucu, on sekiz yaşını doldurmadan suç işleyerek mükerrir duruma düşen kişilerin, suç işlemekteki ısrarını bu kişilerin davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olmasına bağladığı için, bu kişilerde tehlikelilik hâlinin
24
olmadığını kabul etmektedir. Maddede önceki suçun mu yoksa sonraki suçun mu on sekiz yaşını doldurmadan işleneceğine dair bir açıklık bulunmamakla birlikte, on sekiz yaşını doldurmadan önce işlenen fiiller hiçbir şekilde tekerrüre esas oluşturmayacağından, önceki suçun on sekiz yaşını doldurmadan önce işlenip işlenmediğine bakılmalıdır.
34-ETKİN PİŞMANLIĞI AÇIKLAYINIZ?
5237 sayılı TCK’da genel nitelikli bir hüküm olarak yer almayıp, bazı sonuçlarla ilgili özel hükümlerde yer verilen etkin pişmanlık (faal nedamet) geniş anlamıyla failin suçu önlemesi veya suçu işledikten sonra sonuçlarını ortadan kaldırması faaliyetidir. Suç tamamlandıktan sonra, işlenmemiş hale getirilmesi olanaksız ise de, fail gerçekleştirdiği haksızlığın sonuçlarını ortadan kaldırabilir. İşte bu düşünceler ve amaçlarla yasa koyucu, bazı suçlar açısından faal nedameti cezada indirim yapılmasını gerektiren bir hal, bazı suçlar açısından ise cezayı ortadan kaldıran bir neden olarak kabul etmiştir.
25
CEZA MUHAKEMELERİ HUKUKU
1- İLETİŞİMİN TESPİTİ KORUMA TEDBİRİ MİDİR?
CMK da koruma tedbirleri başlığı altıda düzenlenmiştir.
2- CMK’DA ESKİ HALE GETİRME USULÜNÜ ANLATINIZ?
Madde 40 –
(1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir. (2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır. Madde 41 –
(1) Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir.
(2) Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklar. Dilekçe verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir. Madde 42 –
(1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.
(2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
(3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.
3- ARAMAYI TUTUKLAMAYI TOPLU SUÇLARDA GÖZALTI SÜRELERİNİ ANLATINIZ?
CMK 116 117 118 119120 CMK 100 101 102 103 CMK 90 91 92
CMK 135 139 140 oku yani koruma tedbirlerin tamamını oku güncel mevzuattan.
4- DAVANIN NAKLİNİ ANLATINIZ?
CMK MADDE 19. –
(1) Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.
(2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.