MEDEN
İ
USUL HUKUKU
&1. MEDENİ USUL HUKUKUNUN YARGI ÇEŞİTLERİİÇİNDEKİ YERİ VE BÖLÜMLERİ A.Yargısal Faaliyet(Yargı)
Yargı,yasama ve yürütme kuvvetlerinin yanında üçüncü kuvveti-erki- oluşturur.Yargı yetkisi,Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Yargısal faaliyet,şekli ve maddi anlamda olmak üzere anlamda ifade edilir. Şekli anlamda-biçimsel- yargı, faaliyette bulunan makamdır. Yani mahkemelerin her türlü faaliyeti yargısaldır.Ancak mahkemelerin personel işleri,yazı işleri gibi idari işleride vardır bu sebepten şekli tanım eksiktir. Maddi anlamda yargısal faaliyet ise: maddi hukuk kurallarının,bağımsız mahkemelerce (hakimler) tarafından belli bir olaya uygulanmasıdır. Yargı denilince akla, maddi anlamda yargı gelir.
B.Yargı Çeşitleri(Kolları)
Hukuki nitelikleri bakımından bir bütünlük oluşturan(yargısal) işler,belli bir yargı çeşidinde toplanır ve bunlar hakkında o yargı çeşidine özgü yargılama usulü uygulanır.
Türk yargı sistemini dört bölümde ayırmak mümkündür. 1)Anayasa yargısı 2) İdari Yargı 3)Adli Yargı 4)Uyuşmazlık Yargısı
I-Anayasa Yargısı
Anayasa Mahkemesi’nin , anayasa mahkemesi ve yüce divan sıfatıyla baktığı işlerdeki faaliyeti yargısal faaliyettir. Ve bu faaliyetlerinde özel yargılama usulü uygulanır.
Anayasa yargısının konusunu,Kanunlar,KHK ile TBMM İç Tüzüğünün anayasaya uygunluğunu denetlemek ve anayasayla güvence altına alınmış THÖ birinin kamu gücü tarafından ihlali iddiasını anayasaya şikayetlerini incelemek(bireysel başvuru) oluşturur.
II-İdari Yargı
İdari yargı,idari makamların kamu hukuku alanındaki faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesi ile meşgul olur. Yani idari yargının konusu,idari makamların idare hukuku alanındaki uyuşmazlıklar ve davalardır.
İdari yargı ikiye ayrılır:
1-Genel İdari Yargı
İdari davalar,askeri hizmete ve kişilere ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar dışındaki tüm idari davalar genel idari yargı koluna girer.
Genel idari yargı ilk derece mahkemeleri: İdare ve Vergi Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemeleridir. Yüksek Mahkeme: ise Danıştaydır.
idari yargı,kendi görevine giren davalarda uygulayacağı yargılama usulü İYUK’tur.
2-Askeri İdari Yargı
Asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkları ilk ve son derece mahkemesi olarak çözümlemek görevi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne aittir.
III.Adli Yargı
Adli yargı,diğer üç yargı çeşidi dışında kalan büyün yargısal faaliyeti kapsar ve en geniş uygulama alanı olan bir yargı koludur.Adli yargı alanındaki en yüksek mahkeme Yargıtay’dır.
Adli yargı iki ayrı bölümden oluşur. 1) Ceza Yargısı 2) Medeni(hukuk) yargısı
1-Ceza Yargısı
1.a. Genel Ceza Yargısı: Ceza yargısının konusu, ceza mahkemelerinin ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetidir.Uygulayacakları yargılama usulü CMK’dır.
1.b. Askeri Ceza Yargısı: Askeri ceza yargısı,askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetlerini düzenleyen yargı çeşididir.
2-Medeni Yargı(Hukuk Yargısı)
Medeni yargının konusu,hukuk mahkemelerinin özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetleridir. Medeni yargı Çekişmeli Yargı ve Çekişmesiz Yargı diye ikiye ayrılır.
BURADA KONU KESİLEREK, MEDENİ YARGININ DİĞER YARGI ÇEŞİTLERİNDEN FARKI ANLATILACAK.ONDAN SONRA ÇEKİŞMELİ YARGI VE ÇEKİŞMESİZ YARGI ARASINDAKİ FARKLAR KISACA İNCELENECEKTİR.
C.Medeni Yargının Diğer Yargı Çeşitlerinden Farkı I.Medeni Yargının Anayasa Yargısından Farkı
İki yargı çeşidi arasındaki fark,konularının farklılığıdır. Anayasa yargısının konusunu,Kanunlar,KHK ile TBMM İç Tüzüğünün anayasaya uygunluğunu denetlemek ve anayasayla güvence altına alınmış THÖ birinin kamu gücü tarafından ihlali iddiasını anayasaya şikayetlerini incelemek(bireysel başvuru) oluşturur. Medeni yargının konusu ise,özel hukuk alanındaki uyuşmazlıklardır.
II.Medeni Yargının İdari Yargıdan Farkı 1.Genel Kural
İdari yargının konusu,idarenin idare(kamu) hukuku alanındaki faaliyeleriyle ilgili uyuşmazlıklardır. Oysa Medeni yargının konusu, özel hukuk alanındaki uyuşmazlıklardır. Fakat,istisnai olarak,idarenin istisnai olarak bazı hallerde özel hukuk kişisi gibi özel hukuk kurallarına göre işlem,eylem veya sözleşme yapması mümkündür.
2.İdari Yargının Görev Alanına Girmeyen Bazı Davalar
2.a. Özel Kanun Hükümlerine göre İdari Yargının Görev Alanına Girmeyen Bazı Davalar
-Kamulaştırmayla ilgili bazı davalar,maddi hatalara karşı davalar ancak adli yargıda açılır. İptal istemi idari yargıda açılır.
-İmar Kanununa göre açılan bedelin indirilmesi davası, -hakimin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalar, -bilirkişinin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalar,
-İcra ve iflas dairesi görevlilerin kusurlarından doğan tazminat davaları,
-Tapu Sicilinin tutulmasından doğan zarardan dolayı devlete karşı açılan tazminat davaları, -devlete ait araçların verdikleri zararlara ilişkin sorumluluk davaları,
-sular hakkında kanuna göre açılan davalar,
-sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanuna göre açılan davalar, -milli müdafaa mükellefiyeti kanuna göre açılan davalar,
-orman sınırlamasına itiraz davaları,
-olağanüstü hal kanuna göre açılan davalar,adli yargıda açılır.
2.b. Özel Hukuk kişilerine karşı açılan davalar: Gerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine karşı idari mahkemelerde idari dava açılmaz;idari davalar idareye karşı açılır.
2.c. İdare Tarafından açılan davalar,idare davalarında idare davacı olamaz.
III.Medeni yargının Ceza Yargısından farkı
Diğer yargı kollarındaki farklarda olduğu gibi burada da fark konudur. Ceza yargısının konusu, devletin, cezayı gerektiren fiillerden ötürü cezalandırma hakkını teşkil eder.
D.ÇEKİŞMELİ YARGININ ÇEKİŞMESİZ YARGIDAN FARKI
Çekişmeli yargı ile çekişmesiz yargı arasındaki farkı belirten en önemli ölçüt, “çekişme(uyuşmazlık) yokluğudur.Buna göre,çekişmeli yargı;taraflar(ilgililer)arasında ortaya çıkmış bulunan bir uyuşmazlık hakkında karar verilmesi talebi ile açılan davalarla meşgul olur. Buna karşılık,çekişmesiz yargıya tabi işlerde,ortada ilgililer arasında kural olarak bir çekişme yoktur.Yani çekişmesiz yargıda mahkemenin,ilgililer arasında mevcut bir uyuşmazlık hakkında karar vermesi mümkün değildir. Mesala: ergin kılınma,evlenmeye izin verilmesi, evlenme sürelerinin kısaltılması,adın değiştirilmesi gibi istemler çekişmesiz yargı işleridir.
Bazı durumlarda uyuşmazlık söz konusu olsa dahi çekişmesiz yargıya giren işler vardır. Bunlar: İlgililerin özel hukuk kişilerine karşı ileri sürebilecekleri sübjektif hakların bulunmadığı işler,uyuşmazlık konusu olsalar bile, “subjektif hakkın yokluğu” ölçütüne göre çekişmesiz yargıya tabidir. Mesala velayetin kaldırılması,vasinin görevden alınması gibi.
Hakimin kendiliğinden harekete geçmesi gereken bütün işler, “kendiliğinden harekete geçme” ölçütüne göre çekişmesiz yargıya tabidir. Mesala,boşanmadan sonra meydana gelen yeni bir durum nedeniyle çocuklar hakkında durumun gerektirdiği yeni tedbirlerin alınmasına karar verilmesi gibi kamu yararının ağır bastığı bazı hallerde ,Cumhuriyet Savcılarına hukuk davası açma yetkisi tanınmıştır.
E.YARGI YOLU İTİRAZI VE UYUŞMAZLIĞI
Bir dava,ait olduğu yargı çeşidinden başka bir yargı çeşidine dahil olan mahkemede açılırsa davalı buna itiraz edebilir.Bu itiraza “yargı yolu itirazı” denir.
Yargı çeşitlerinin görev alanları hakkında,iki ayrı yargı kolundaki mahkeme arasında olumlu veya olumsuz uyuşmazlık çıkabilir.Buna da “yargı yolu uyuşmazlığı” denir.
&2. ÇEKİŞMELİ YARGININ NİTELİĞİ VE ÖNEMLİ
Çekişmeli yargı,özel hukuk alanından doğan ve mahkemelerin önüne gelen uyuşmazlıkların hangi mahkemeler tarafından hangi usullere göre incelenip karara bağlanacağını düzenleyen yargı koludur.
Kişiler,hukukun kendilerine tanımış olduğu haklara bir tecavüz olmadığı bunlara uyulduğu sürece başkaları ile uyuşmazlığa düşmezler.Düşerler ise,uyuşmazlığı ancak devletin mahkemelerine başvurarak yani dava açarak çözerler. Hakkın tesisi için dava açmak dışındaki tek istisna “tahkim” yoludur.Taraflar aralarında anlaşarak bir hakem tayin edebilirler.
Çekişmeli yargı,kişiler lehine yeni hakların doğmasına hizmet etmez. Mahkemenin kararı, uyuşmazlığı (çekişmeyi) sona erdirir.Yani,karar, hakkın kurucusu değil,belirticisi olur.
B
İ
R
İ
NC
İ
BÖLÜM
MAHKEMELER
&4.MAHKEMELER TEŞKİLATI
Mahkemelerin kuruluşu kanunla düzenlenir.Yargı sistemimizde mahkemeler 3 dereceli hale getirilmiştir. 1-İlk Derece Mahkemesi 2-İstinaf(bölge adliye) Mahkemesi 3-Yargıtay
A.İlk Derece Mahkemesi
Özel ve Genel olmak üzere ikiye ayrılırlar.
I.Genel Mahkemeler
Buradaki genel(görevli) mahkemeler terimi,özel mahkemeler teriminin karşıtı olarak kullanılmaktadır. Bakacağı işler(davalar),belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olan,bilakis, aksi yazılı olmadıkça medeni usul hukukuna giren her türlü işe bakan mahkemelere genel mahkemeler denir.
Genel mahkeme tabirinin karşıtı olarak,belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli çeşit uyuşmazlıklara bakmak için kurulmuş olan mahkemelere özel mahkemeler denir.
Asıl olan,bir davanın genel mahkemede görülmesidir.Yani özel mahkemede bakılacağına dair özel hüküm bulunmayan her dava,genel mahkemede görülür.
Adli yargı ilk derece mahkemelerini iki grup olarak göstermiştir: “sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri” ve “özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemeleri”. Sulh hukuk mahkemeleri,HMK ile diğer kanunlarda belirtilen görevleri yerine getirir. Asliye hukuk mahkemeleri,sulh hukuk mahkemeleri ile özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği dava ve işlere bakar.
II.Özel Mahkemeler
Belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli çeşit uyuşmazlıklara bakmak için kurulmuş olan mahkemelere özel mahkemeler denir.Mesala İş Mahkemeleri,Kadastro Mahkemeleri,İcra Mahkemeleri.
Özel mahkemelerin baktıkları işler genel değil özel ve istisnai niteliktedir.
Özel mahkemelerin kuruluşu mutlaka ayrı bir kanun hükmüyle düzenlenir.Ancak özel olarak düzenlenişi tabii hakim ilkesine aykırı düşmez.
Bir yerde özel mahkeme kurulmamışsa o yerdeki özel mahkemenin görev alanına giren işler genel mahkemeler tarafından bakılır. Özel ve Genel mahkemeler arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir.
B.BÖLGE ADLİYE (İSTİNAF) MAHKEMELERİ I.Bölge Adliye(istinaf) mahkemesi teşkilatı
İstinaf mahkemeleri,bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde kurulur.Ancak mahkemelerin, faaliyete geçecekleri tarih ise henüz belli değildir.
İstinaf mahkemeleri,başkanlık,başkanlar kurulu,daireler,bölge adliye mahkemesi,cumhuriyet başsavcılığı ,bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden oluşur.En az üç hukuk ve en az iki ceza dairesi bulunur.
II.İstinaf Mahkemelerinin Görevleri
Genel olarak görevleri şunlardır: 1-Adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak; 2-Kanunla verilen diğer görevleri yapmak.
Kanunda istinaf mahkemesi hukuk dairelerinin görevleri de şöyle belirtilmektedir:
1)Adli yargı ilk derece hukuk mahkemelerinden verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvuruları inceleyip karara bağlamak;
2)Yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek;
3) Yargı çevresindeki yetkili adli yargı ilk derece mahkemesinin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargı sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği taktirde,o davanın istinaf mahkemesi yargı çevresi içinde başka bir hukuk mahkemesine nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek;
4) Kanunlarda verilen diğer görevleri yapmak.
C.YARGITAY
Yargıtay,adli yargı alanındaki en yüksek mahkemedir. Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii Yargıtay’dır.
I.Yargıtay Teşkilatı
Yargıtay’ın kuruluşu ve işleyişi kanunla düzenlenir.Bu kanun Yargıtay Kanunudur. Yargıtayın iç örgütlenmesi ve yargıtay kanununun uygulanmasını sağlamak amacıyla “Yargıtay İç Yönetmeliği” oluşturulmuştur.
Yargıtay 23 hukuk dairesi ve 15 ceza dairesinden oluşmaktadır. Her dairede bir başkan ve yeteri sayıda yargıtay üyesi bulunur.
Hukuk daireleri, daire başkanı ve dört üyenin katılması ile toplanır,işi görüşür ve salt çoğunluk ile karar verir.
Hukuk Genel Kurulu,tüm hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin katılmasıyla oluşturulan kurula HGK denir.
II.Yargıtay’ın Görevleri
1)Yargıtay,istinaf mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararlar ve hükümleri son merci olarak inceleyip karara bağlar.
2)Yargıtay,kanunlarda gösterilen belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. 3)Bundan başka,Yargıtay kanunlarla verilen diğer işleri de görür.
&5. MAHKEMEDE ÇALI
Ş
AN K
İŞİ
LER
A.Hakimler
I.Hakimlerin Bağımsızlığı ve Teminatı
Hakimlerin bağımsızlığı,onların gerek yürütme gerek yasama organına bağlı olmadıkları,bu organlardan bağımsız oldukları;bu organların hakimlere emir ve talimat veremeyeceği,genelge gönderemeyeceği ve tavsiyelerde bulunamayacağı anlamına gelir.Hakimlik teminatı ise,hakimlerin bağımsızlığını korumaya yönelik kurumlardan biri ve fakat en önemlisidir.
Hakimler,görevlerinde bağımsızdırlar ve Anayasa’ya,Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hukukumuzda hakimlerin bağımsızlığını korumak için kabul edilmiş olan ilkeler şunlardır:
-Hiçbir organ,makam,merci veya kişi,yargı yetkisinin kullanılmasından mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez,genelge gönderemez,tavsiye ve telkinde bulunamaz.
-Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi’nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz,görüşme yapılamaz ve herhangi bir beyanda bulunulamaz.
-Hakimlerin atama,terfi,disiplin,yer değiştirme gibi bütün özlük işleri hakkında karar verme yetkisi, tam bağımsız olan HSYK’YA aittir.
-Hakimlerin bütün özlük işleri,mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
-Hakimlerin basına karşı bağımsızlığı söz konusudur.
Hakimlik teminatı,hakimlerin kişisel bağımsızlığıdır.Hakimlerin bağımsızlığının sağlanması çin hakimlere kişisel teminat tanınmalıdır ki ,hakim, her türlü maddi ve manevi kaygı ve etkilerden uzak olarak, görevini Anayasa’ya ,kanunlara ve hukuk kurallarına uygun olarak vicdani kanısına göre yapabilsin.
Hakimlik teminatının unsurları şunlardır: Hakimler azlolunamaz; Hakimler kendileri istemedikçe 65 yaşından önce emekliye sevk edilemezler ; Hakimler,bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa aylık ve ödeneklerden ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamazlar ; Anayasa’ya göre, “Hakimler idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’na bağlıdırlar.” ; Hakimlerin coğrafi teminatı yoktur. ; Hakimlere diğer devlet memurlarından farklı olarak,yeteri kadar aylık ve ödenek verilmesi olduğu kanısındayız.
II.Hakimlerin Sorumluluğu
Hakimlerin sorumluluğu üçe ayrılır:
1)Hakimlerin Disiplin Sorumluluğu: Hakimler hakkında disiplin soruşturması yapılması ve onlara disiplin cezası verilmesi yetkisi,HSYK’ya aittir.
2)Hakimlerin Ceza Sorumluluğu: Hakimlerin görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturma hakkında HSK 82-92 m. ; hakimlerin kişisel suçlarından dolayı yapılacak soruşturma için HSK 93.m .
3)Hakimlerin Hukuki Sorumluluğu: Hakimler,yargılama faaliyetleri sırasında hukuka aykırı davranışlarda bulunurlarsa,devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.
B.Adliye Memurları
Yazı işleri müdürü,Zabıt katipleri ve mübaşirlerdir.
&6.HAK
İ
M
İ
N DAVAYA BAKMASININ YASAK OLMASI VE REDD
İ
-m.33-
Hakimin tarafsız kalamayacağı varsayılan veya tarafsızlığından kuşku duyulabilecek hallerde, hakimin kendi mahkemesinin yetki ve görevine giren belli bir davaya bakamayacağı kabul edilmiştir.Buna hakimin davaya bakamaması ve reddi denir.
Hakimin davaya bakamaması(yasak olması) kanunda sınırlı halde sayılmıştır. Ancak hakimin reddi hali sınırılı sayıda değildir.
A)Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması
I.Hakimin davaya bakmasının yasak olduğu haller
Hakimin davaya bakmasının yasak olduğu haller,kanunda sınırlı olarak belirtilmiştir.Bu hallerde hakimin davaya bakması yasaktır;taraflar talep etmese bile hakim kendiliğinden çekinmek zorundadır.
I.Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olduğu Haller
-Hakim,kendisine ait olan veya doğrudan doğruya veya dolayısıyla ilgili bulunduğunu davalara bakamaz. Mesala hakim,kefili olduğu bir alacak hakkında,alacaklının asıl borçluya açtığı davaya bakamaz.
-Hakim,aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin,kan veya kayın hısımlığı yönünden üstsoy ve altsoyunun,üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlığı yönünden yansoy hısımlarının veya aralarında evlatlık bağı bulunan kimselerin ve nişanlısının davalarına bakamaz.
Hakim ile taraflardan birinin kanuni temsilicisi arasında m.34’teki gibi bir yakınlık bulunması halinde de,hakim davaya bakamaz.
Hakim ile taraflardan birinin iradi temsilcisi arasında yakın hısımlık bulunmasına gelince,hakimin yakın hısımı olan avukat,vekil sıfatıyla mahkemeye kabul edilmez.
-Hakim,iki taraftan birinin vekili,vasisi,kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket etmiş olduğu davalara bakamaz.
II.Hakimin çekinmesi usulü —m.35-
Hakimin,yukarıdaki hallerde davaya bakması yasaktır;kendiliğinden davaya bakmaktan çekinmek zorundadır.Taraflar da her zaman -m.34’teki sebeplerden birine dayanarak- hakimin davaya bakamayacağını, bu nedenle çekinmek zorunda olduğunu ileri sürebilir.
Hakim çekinme kararırını kendisi verir.Hakimin çekinme sebebinin doğduğu tarihten itibaren yapmış olduğu bütün işlemler,üst mahkemenin kararıyla iptal olunabilir.Bu hakimin vermiş olduğu hüküm ve kararlar ise,her halde iptal olunur. Yaptığı işlemler ve verdiği kararlar iptal edilen halim,bunların sebep olduğu yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir.
Üç aylık yargılamanın yenilenmesi süresi geçtikten sonra artık,davaya bakması yasak olan bir hakimin vermiş olduğu hükmün iptali istenemez.
B)Hakimin Reddi
Hakimin tarafsız bir şekilde devaya bakamayacağı bazı hallerde,hakim ya kendi kendini reddeder veya taraflardan biri hakimi reddedebilir. Hakimin reddi sebepleri az veya çok takdire bağlıdır.Bunun için, ret sebeplerinin varlığı başka bir hakim tarafından araştırılıp tespit edildikten sonra,hakimin reddi talebi kabul edilir.
I.Ret Sebepleri
Hakimin tarafsızlığında şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin varlığı halinde,taraflardan biri hakimi reddedebilir. “Önemli Sebebin” tanımı verilmemiştir.
-Hakimin,davada iki taraftan birine nasihat vermiş veya yol göstermiş olması,
-Hakimin,davanın taraflarından biri veya bir üçüncü kişi karşısında,kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması,
-Hakimin davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş yahut hakem veya hakim sıfatıyla hareket etmiş olması red sebebidir.(Mesala davayı karara bağlayan hakim,sonradan üst derece veya yüksek mahkeme üyeliğine tayin edilmiş ise,o karar hakkındaki kanun yolu incelemesine katılırsa reddedilebilir.
-Davanın,hakimin dördüncü derece yansoy hısımlarına ait bulunması ret sebebidir.
-Dava sırasında hakim ile taraflardan biri arasında dava veya düşmanlık bulunması ret sebebidir.Bu dava,görülmekte olan davadan önce karara bağlanmış ve karar kesinleşmiş ise hakimin reddi istenemez.
II.Hakimin Reddi Usulü
Hakim ret sebeplerinden birine dayanarak kendini reddedebileceği gibi,taraflardan biri de hakimi reddedebilir.
1.Taraflardan birinin hakimi reddetmesi: İki taraftan herhangi biri hakimi reddedebilir.
a)Hakimin reddi zamanı:
Hakimin reddi sebebini bilen tarafın ret isteğini en geç ilk duruşmada bildirmesi gerekir.Aksi halde ret isteği dinlenmez. Davadan önce öğrenmişse,ilk duruşmada ; Dava sırasında öğrenmişse,öğrenildiğinden sonraki ilk duruşmada ret talep etmelidir.
b)Ret talebinin yapılması:
Hakimin reddi talebi dilekçe ile yapılır.
Hakimi çekinmeye davet,hakimin reddi hükmündedir.
Ret dilekçesinde,ret isteğinin dayandığı durum ve olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin ret dilekçesine eklenmesi gerekir.
c)Ret talebinin incelenmesi
Hakimin reddi dilekçesi,hakimin mensup olduğu mahkemeye verilir.hakim bir hafta içersinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin yerinde olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildirerek dosyayı inceleyecek olan üst mahkemeye gönderilmesi için yazı işleri müdürüne teslim eder. ANCAK,bazı hallerde hakim kendisi ret talebinin geri çevirilmesine karar verebilir.
aa-Ret Talebinin Geri Çevrilmesi şu hallerde olur:
Ret isteği süresinde yapılmamışsa,
Ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse, Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
bb-Ret talebinin yetkili merci tarafından incelenmesi
Toplu mahkemede bir hakim hakkındaki ret talebi,reddi istenen hakim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir.Reddedilen hakimin katılmamasından dolayı mahkeme toplanamıyor veya mahkeme tek hakimden oluşuyorsa, ret talebi o yerde asliye hukuk hakimliği yapan diğer bir mahkeme veya hakim tarafından incelenir.
bb.1 Ret talebinin kabul edilmemesi(reddi)
Ret talebini inceleyen yetkili merci,ret talebini usul veya esas yönünden kabul etmez reddine karar verirse,reddi istenen hakim dosyaya bakmaya devam eder. Hakimin reddi talebi kötü niyetle yapıldığının anlaşılması halinde para cezasına hükmolunur.
bb.2 Ret talebinin kabulü
Ret talebini inceleyen yetkili merci,ret talebinin doğru olduğu kanısına varırsa,ret talebinin kabulüne karar verir.Ret talebinin kabul edilmesi ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulması halinde,reddi istenen hakimin o davaya bakması yasağı devam eder.
bb.3 Ret talebine ilişkin kararlara karşı kanun yolları
Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı olan dava ve işlerde hakimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir. İstinaf yolu açık olan dava ve işlerde ise,red talebi kararlarına karşı,tefhim veya tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı olan dava ve işlerde istinaf mahkemesi başkan ve üyelerinin reddi talebiyle ilgili istinaf mahkemesi kararları kesindir.Esas hüküm bakımından temyiz yolu açık olan dava ve işlerde ise,istinaf mahkemesi başkan ve üyelerinin reddi talebiyle ilgili kararlara karşı,tefhim veya tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
d)Hakimin reddedilmesinin sonuçları(etkisi)
Reddedilen hakimin ret talebinden önce yapmış olduğu işlemler kural olarak geçerlidir.Ancak istinaf mahkemesi; yetkili mercin,ret talebine ilişkin kararını uygun bulmayarak kaldırırsa veya ret talebinin
kabulüne ilişkin kararı u.gun bulursa,ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hakim tarafından yapılmış olan ve ret talebinde bulundan tarafça itiraz edilen esasa ilişkin tüm işlemler,davaya daha sonra bakacak olan hakimce iptal olunur.
2.Hakimin Kendini Reddetmesi(çekilmesi)
Bir hakimin bizzat kendisi de reddi gerektiren sebepleri bildirerek davaya bakmaktan çekilirse,ret talebini inceleyen merci bu çekilmenin yerinde olup olmadığına karar verir. Çekilmesi,yetkili merci tarafından kabul görülen çekilme talebine karşı,taraflar bu kararı kanun yoluna götürülebilir.
MAHKEMELER
İ
N GÖREV VE YETK
İ
S
İ
Görev,bir davaya o yerdeki hukuk mahkemelerinin hangisi tarafından bakılacağını belirtir.Yetki ise,davaya hangi yerdeki görevli hukuk mahkemesi tarafından bakılacağını belirtir.
Mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.Bunun bir anayasal ilke olarak kabul edilmesinin nedeni,bir kimsenin kanunen tabi bulunduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılmasını önlemektir.
&8.GÖREV (m.1-4)
Görev,bir davaya o yerdeki hukuk mahkemelerinin hangisi tarafından bakılacağını belirtir. Görev tespit edilirken önce,o davanın genel mahkemelerin mi,yoksa özel mahkemelerin mi görevine girdiği araştırılır. Özel mahkemelerin görevi,genel mahkemelerin görevinden önce gelir. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar,genel mahkemelerin görevine girer.
Genel Mahkemelerin görevi,dava konusuna göre belirlenir.Dava konusunun malvarlığı yahut şahıs varlığı hukukuna ilişkin bir hak olup olmamasına göre bir ayırım yapmak yararlı olur.
A.MALVARLIĞI HUKUKUNDAN DOĞAN DAVA VE İŞLERDE GÖREV I-Ana Kural
Konusu para ve para ile ölçülebilen bir şey(mal,hak) olan davalar,malvarlığı hukukundan doğan davalardır; alacak davaları,taşınır veya taşınmaz mal davaları gibi.
Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça,asliye hukuk mahkemesidir.Burada asıl görevli olan mahkeme asliye hukuk mahkemesidir özel bir kanunla belirtilmedikçe malvarlığı hukukundan doğan uyuşmazlıklara asliye hukuk mahkemesinde bakılacaktır.
II-Ana Kuralın İstisnaları
1)Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu davalar ve işler
Malvarlığı davalarında asıl görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olmakla birlikte, kanunlarda aksine hüküm bulunması sebebiyle bazı dava ve işler sulh hukuk mahkemesinde görülür.Bu davalar ve işler şunlardır:
a)Kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar: Kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere,tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar,sulh hukuk mahkemesinde görülür. Bu çerçevede örneğin: kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye davaları,taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin geçerli olup olmadığı gerekçesiyle açılan davaları; yalnızca kira bedelenin tespitiyle sınırlı olmaksızın kira sözleşmesinden kaynaklanan tüm tespit davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
b)Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi davası: Taşını ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ait davalar sulh hukuk mahkemelerinde görülür.
c)Yalnız zilyetliğin korunması ile ilgili davalar: Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnız zilyetliğin korunması ile ilgili davalar sulh hukuk mahkemesinde görülür. eğer dava yalnız zilyetliğe değil hakka da dayandırılıyorsa görevli mahkeme,asliye hukuk mahkemesidir.
d)Çekişmesiz yargı işleri: Kanunlarda aksine açık bir hüküm bulunmadıkça çekişmesiz yargı işlerinde genel görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.Çekişmesiz yargı işlerinde genel görevli mahkeme haline getirilmiştir sulh hukuk mahkemesi
e)HMK’nın ve Diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini görevlendirdiği dava ve işler:
HMK’nun ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini veya hakimlerini görevlendirdiği dava ve işleri de sulh hukuk mahkemesi görür.
2)Özel Mahkemelerin Görevli Olduğu Dava ve İşler
Çeşitli kanunlarda yer alan hükümlere göre,malvarlığı hukukundan doğan bazı dava ve işler özel mahkemelerde görülür;özel mahkemelerin görevine giren davalar ileride incelenecektir.
B.ŞAHISVARLIĞI HAKLARINA VE AİLE HUKUKUNA İLİŞKİN DAVA VE İŞLERDE GÖREVLİ
MAHKEME
Bir davanın konusunun malvarlığı veya şahıs varlığı hakkı olduğu,o hakkın niteliğine göre belirlenir. Davacının dilekçesinde,dava konusunun para ile ölçülemeyen bir şey olduğunu belirtmesi bunun mahkemece esas alınmasını gerektirmemektedir.Mahkeme,dava konusu hakkın niteliğini re’sen incelemek yükümlüdür.
Şahıs varlığı hakları,mali bir değere sahip değildir;elden ele geçmeye elverişli değildir,başkasına devredilemez ve paraya çevrilemezler.
Burada asıl görevli olan mahkeme asliye hukuk mahkemesidir,aile mahkemesinin veya sulh mahkemesinin görevi istisnadır.İstisna olduğu için de özel bir kanun hükmü ile açıkça aile mahkemesinde veya sulh mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen ve konusu para ile ölçülemeyen bir şey olan dava ve işler aile mahkemesinde veya sulh hukuk mahkemesinde görülemezler.
ÖRNEĞİN:Maddi ve manevi tazminat davalarında,derneklerin feshi davaları,nüfus kayıt düzeltme davaları görev itibariyle asliye hukuk mahkemesinde görülür.
C.MALVARLIĞI VE ŞAHISVARLIĞI HUKUKUNDAN DOĞAN DAVA VE İŞLER DIŞINDA KALAN DAVA VE İŞLERDE GÖREV
HMK. m.2 kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadıkça “diğer dava ve işler bakımından da” asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtmektedir.
D.TESPİT DAVALARINDA GÖREV
Tespit davası eda davasının öncüsü durumunda olduğundan mahkemelerin görevine ilişkin olarak görmüş olduğumuz kurallar,tespit davaları içinde geçerli.Genel görevli mahkemesi,asliye hukuk mahkemesidir.
Yalnız kira ilişkisinden doğan tüm tespit davaları sulh hukuk mahkemesinde görülür.
E.GÖREV KURALLARININ NİTELİĞİ
Görev kuralları,kamu düzenindendir ve mahkemenin görevli olması dava şartlarındandır. Bu nedenle,mahkeme,davanın her safhasında görevli olup olmadığını kendiliğinden inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,yetki kurallarındakinin aksine,taraflar sözleşme ile görevli mahkemeyi değiştiremezler.
F.MAHKEMENİN GÖREVLİ OLUP OLMADIĞINI İNCELEMESİ
Mahkeme,görevli olup olmadığını davanın her safhasında kendiliğincen inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa görevsizlik kararı verir.
Taraflar da,davanın her safhasında görev itirazında bulunabilirler.Görev itirazı,kural olarak davalı tarafından yapılır.Ancak,davacının da bu itirazı yapmasına hukuken bir engel yoktur;çünkü ,davacı davasını yanlış görevli mahkemede açmış olduğunu sonradan fark edebilir ve mahkemenin veya karşı tarafın bu konudaki davranışını beklemeden,davasının bir an önce görevli mahkemeye gönderilmesini sağlamak üzere itiraz etmesinde hukuki menfaati bulunmaktadır.
Mahkeme,görev hakkında dosya üzerinden karar verebileceği gibi ön inceleme duruşmasında tarafları dinledikten sonra da karar verebilir.
Mahkeme,başlangıçta kendisini görevli görmüş ve yargılamaya devam etmiş olmasına rağmen, ilerleyen aşamalarında konuyu daha yakından inceledikten sonra bu kez görevli olmadığı kanaatine varacak olursa,yargılama sırasında da kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi mümkündür.
Üst mahkemeler de kendi incelemeleri sırasında,hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını kendiliğinden incelemekle yükümlüdür.
Görev kurallarına aykırılık,hüküm kesinleşinceye kadar davayı gören ilk derece mahkemesi gerek üst mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir ve taraflarca daileri sürülebilir;hüküm kesinleştikten sonra ileri sürülemez. Yani,görevsiz mahkemenin verdiği karar,bu nedenle geçersiz sayılamaz ve aynı nedenle hükme karşı yargılamanın yenilenmesi iadesi istenemez.
Mahkeme yapılan görev itirazını reddederse,davanın esası hakkında incelemeye başlanır. Görev itirazının reddine ilişkin karar,nihai karar olmadığı için yalnız başına kanun yoluna götürülemez;ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna götürülebilir.
G) GÖREVSİZLİK KARARI
Mahkeme ,yapacağı inceleme sonucunda,görevsiz olduğu kanısına varırsa,görevsizlik kararı verir.Mahkeme,görevsizlik kararında görevli mahkemeyi bildirmeli ve dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermelidir.
Mahkeme,görevsizlik kararı ile davadan elini çeker;yani, görevsizlik nihai karardır.
HMK 341 hüküme göre miktarı veya değeri belli bir miktarı geçmeyen davalarda görevsizlik kararı kesindir;geçen davalarda ise görevsizlik kararına karşı kanun yoluna gidilebilir.
H) GÖREVSİZLİK KARARI ÜZERİNE YAPILACAK İŞLEMLER
Görevsizlik kararı veren mahkeme,görevsizlik kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir;dava dosyasını kendiliğinden görevli mahkemeye göndermez. Taraflardan birinin,iki hafta içinde,görevsizlik kararı veren mahkemeye başvurması gerekir;aksi halde dava açılmamış sayılır.
İki haftalık süre: görevsizlik kararı verildiği anda kesinse,görevsizlik kararının bildirildiği andan itibaren başlar. Eğer kesin değilse, yani kanun yolu açıksa ve fakat süresi içinde kanun yoluna gidilmemiş olduğundan kesinleşmişse ,iki haftalık süre, kesinleşme tarihinden itibaren başlar. Veya kanun yoluna gidilmiş ancak görevsizlik kararına karşı ret talebi kabul edilmemiş ve görevsizlik kararı kesinlemişse,red kararının tebliğinden itibaren başlar.
Bir mahkemenin verdiği görevsizlik kararı,kanun yoluna gidilmeden kesinleşmişse,bu görevsizlik kararı kendisine -görevli olduğu iddiasıyla- dosya gönderilen mahkemeyi bağlamaz.Bu mahkeme de görevsizlik kararı verebilir. Bu(ikinci mahkemenin verdiği) görevsizlik kararı da usulüne göre kesinleşirse, o zaman iki mahkemenin arasında olumsuz bir görev uyuşmazlığı çıkmış olur. Bu olumsuz görev uyuşmazlığı yargı yeri belirlenmesi yolu ile giderilir ve görevi mahkeme,üst mahkemece belirtilir. BUNA KARŞILIK
kanun yoluna gidilmesi sonucu kesinleşmişse,kesinleşen görevsizlik kararında görevli olduğu bildirilen mahkeme dosyayı görevsiz olduğu gerekçesiyle görevsiz olduğu kanısına varsa bile görevsizlik kararı veremez.,davayı görmek zorundadır.
Kendisine dosya gönderilen görevli mahkeme,davayı görmeye başlar.Bu şekilde başlayan dava görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamıdır.Bu nedenle görevli mahkemede yeniden harç alınmaz;zamanaşımı veya hak düşürücü süre,görevsiz mahkemede davanın açıldığı zamana göre hesaplanır.
İki hafta içinde görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvurulmazsa,görevsiz mahkemeye açılmış olan davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Davacı altmış gün ek süre içinde davasını yeniden açabilir.
&9.YETK
İ
(m. 5-20)
A)GENEL BİLGİ
Yetki,bir davaya hangi yerdeki görevli hüküm mahkemesi tarafından bakılacağını belirler. Yetki, görevden farklıdır.Yetkide,dava konusunun niteliği değil,yer bakımından bir davanın hangi mahkeme tarafından görüleceği söz konusudur.
Her mahkemenin yargı yetkisi,belli bir coğrafi bölge ile sınırlıdır;buna o mahkemenin yargı çevresi denir.
B)GENEL VE ÖZEL YETKİ KURALLARI
Yetki kuralları,büyün davalar ve bazı davalar için olmak üzere ikiye ayrılır. Bütün davalar için uygulanan yetki kuralı ve bu mahkemeye de genel yetkili mahkeme denir. İşte,bazı dava veya dava çeşitleri için kabul edilen istisnai nitelikteki yetki kurallarına da özel yetki kuralları denir.
bazı davaların mutlaka belli bir yer mahkemesinde açılması öngörülmüştür ki,bu halde kesin yetki söz konusudur.Kesin yetki hallerinde,genel yetki kaldırılmış olup,dava yalnız bu özel ve kesin yetkili mahkemede açılabilir.
I-Genel Yetki (m.6)
Genel yetkili mahkeme,davalının yerleşim yeri mahkemesidir.Yani her dava,davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde açılır. Dava açıldıktan sonra davalı yerleşim yerini değiştirirse,bu değişiklik,mahkemenin yetkisini engellemez.
1)Gerçek Kişilerin Yerleşim Yeri
Gerçek kişilere karşı dava açılmasını,gerçek kişilerin Türkiye’de yerleşim yeri olup olmamasına göre ikiye ayırarak incelemek gerekir.
a)Türkiye’de Yerleşim Yeri Olanlara Karşı Dava Açılması aa)Davalının Yerleşim Yeri Mahkemesi
Türkiye’de yerleşim yeri olan gerçek kişiye karşı dava,onun dava açıldığı tarihte yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde açılır.Bir kimsenin yerleşim yeri,onun sürekli kalmak niyetiyle oturduğu yerdir.
Davalının yerleşim yeri tespit edilemezse; Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün tuttuğu kayıtlar “resmi kayıt” olduğundan,nüfus müdürlüklerindeki kayırların yetkili mahkemenin belirlenmesinde esas alınması gerekir.
bb)Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme
Boşanma davaları için iki yetki kuralı vardır: 1-Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi; 2- Eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. Davacı bu iki yetkili mahkemeden birini seçebilir ve davasını orada açabilir.
b)Türkiye’de Yerleşim Yeri Olmayanlara Karşı Dava Açılması aa) Genel Bilgi
Türkiye’de yerleşim yeri olmayanlara karşı açılan dava,özel yetki halleri dışında,genel yetkili mahkeme davalının Türkiye’de mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir.
bb) Türkiye’de Yerleşim Yeri Olmayanlara Karşı Açılacak Malvarlığı Haklarına İlişkin davalarda Genel Yetki
Türkiye’de yerleşim yeri olmayan davalı Türkiye’de oturmakta ise,bu davalara davalanın Türkiye’de bilinen(mutad) meskeninin bulunduğu yer mahkemesinde bakılır. Davalı,Türkiye’de oturmuyorsa,dava konusu mal da Türkiye’de değilse,o kişiye karşı m.9’a göre Türkiye’de dava açılmaz.
cc) Türkiye’de Yerleşim Yeri Olmayanlara Karşı Açılacak Şahısvarlığı Haklarına İlişkin Davalarda Genel Yetki
Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan Türk vatandaşlarının,kişi hallerine ilişkin davaları,yabancı ülke mahkemesinde açılmadığı veya açılamadığı taktirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede;böyle bir yetkili mahkeme bulunmaması halinde ilgilinin Türkiye’de sakin olduğu yer mahkemesinde;Türkiye’de sakin değilse,Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde;o da bulunmadığı taktirde Ankara,İstanbul veya İzmir Mahkemelerinden birinde görülür.
2)Tüzel Kişilerin Yerleşim Yeri
Tüzel kişilerin yerleşim yeri,kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça,işlerinin yöneltildiği yerdir o yer de merkezdir.
3)Davalıların Birden Fazla Olması Halinde Genel Yetkili Mahkeme a)Davalıların Birinin Yerleşim Yeri Mahkemesinin Yetkili Olması
Bir davada davalı sayısı birden fazla ise dava,birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.(m.7). Bu kuralın istisnaları vardır: aa-Ortak yetkili bir mahkeme bulunması; bb- Davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açılması
4)Genel Yetki Kurallarının Niteliği
Genel yetki,kural olarak bütün davalar içindir.Ancak,kesin yetki halleri genel yetkiye istisnadır.Yani, bir dava için kesin yetki kuralı varsa,p dava genel yetkili mahkemede açılamaz.
Bunun dışında(yani kesin yetki halleri dışında) ,bir dava için özel yetki kuralı bulunsa bile,davacının genel yetki ile özel yetki arasında bir seçim yapma hakkı vardır.
Taraflar yetki sözleşmesi ile yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkili kılarsa,taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça,dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılacağından genel yetkili mahkemenin yetkisi ortadan kalkar.
II-Özel Yetki Kuralları(m.8 vd)
Özel yekili mahkemeler,ilişkin oldukları davalar ile herhangi bir şekilde ilgilidir.Mesala,dava konusu taşınmaz o mahkemenin yargı çevresi içindedir veya dava konusu sözleşme orada yerine getirilecektir.
Özel yetki kuralları kural olarak kamu düzenine ilişkin değildir,ancak,kamu düzenine ilişkin olan özel yetki kuralları kesin yetkidir. Özel yetki kuralları şunlardır
1)Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki (m.19)
Buradaki sözleşmeden maksat,konusu mal varlığı hakkı olan borçlar hukukuna ilişkin sözleşmelerdir.Konusu,şahıs varlığı haklarına ve Miras Hukukuna ilişkin sözleşmeler buraya(m.10) dahil değildir.
Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda,sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde dava açılabilir. Tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkındaki açık veya zımni isteğinin anlaşılmadığı hallerde,ifa yeri TBK m.89’a göre belirlenir.
Sözleşmelerden doğan davalar hakkındaki yetki kuralları,kamu düzenine ilişkin olmadığından kesin yetki kurallarından değildir.Bu sebepten yetki anlaşması yapılabilir.
2)Karşı Davada Yetki (m.13)
Açılmış bulunan bir davada,davalının da kendi alacağı için aynı mahkemede ve aynı dava dosyasında davacıya dava açmasına,karşı dava denir.Karşı dava,asıl dava ile birlikte aynı mahkemede görülür.
3)Şubenin Bulunduğu Yer Mahkemesinin Yetkisi (m.14)
Kural olarak şube merkezden hukuki olarak bağımsız değildir.Şubenin işlemlerinden dolayı,merkeze karşı,şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabileceği kabul edilmiştir.
Şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de yetkili olduğu kuralının bazı istisnaları mevcuttur.Şubenin işlemlerinden doğmuş olsa bile,aşağıdaki davalar şubenin bulunduğu yerde açılamaz,merkezin bulunduğu yerde açılabilir:
-İflas Davası
-Özel hukuk tüzel kişilerininkendi işlerine ilişkin olmak üzere üyelerine karşı ve üyelerinin bu sıfatla birbirlerine karşı açacakları davalara,özel hukuk tüzel kişisinin yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde bakılır.Bu yetki kesindir.
4)Sigorta Sözleşmesinden Doğan Davalarda Yetki (m.15)
Kanun,sigorta sözleşmesinden doğan davalar için bazı özel yetki kuralları koymuştur
a)Zarar(mal) sigortalarında: Sigortanın konusu taşınmaz ise,tazminat davası o taşınmazın olduğu yerde açılır. Taşınır mal ise,malın,bir yerde devamlı kalması şart ise(fabrikadaki makine gibi) dava malın bulunduğu yer mahkemesinde, bir yerde devamlı kalması şart olmayan malda ise(araba) dava tehlikenin doğduğu yer mahkemesinde açılabilir.
b)Can Sigortalarında: Can sigortalarında sigorta ettiren,sigortalının veya lehtarın leh ve aleyhine açılan davalarda onların yerleşim yerindeki mahkeme,kesin yetkilidir.
c)Mali Mesuliyet sigortasında yetkili mahkeme,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu veya kazanın meydana geldiği yer mahkemesidir.
5)Geçici olarak Oturulan Yer Mahkemesinin Yetkisi (m.8)
Memur,işçi,öğrenci,asker gibi bir yerde geçici olarak oturan kişilere karşı açılacak bazı davalar için,belli şartların varlığı halinde,davalının geçici olarak oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Bunun için gerekli şartlar, o yerde uzunca bir zaman devam edebilecek olmalarıdır. Bu kişilere karşı yalnız alacak ve taşınır mal davaları geçici olarak oturdukları yerde açılabilir. Bu yetki,kesin yetki hali değildir.
6)Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki (m.16)
Haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi,
Zararın meydana geldiği yahut zararın gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi,
Zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi haksız fiilden doğan davalarda yetkilidir.Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin yetki kuralı değildir.
7)Çekişmesiz yargı işlerinde yetki(m.384)
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça,çekişmesiz yargı işlerinde,talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.
8)Miras ile ilgili davalarda yetki (m.11)
Miras(tereke) ile ilgili davalar,miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde görülür.Miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin yetkisi kesin yetkilidir.İstisna olarak,miras ile ilgili bazı davalar, başka bir yerdeki mahkemede açılabilir.
Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir:
a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar.
Aşağıdaki davalarda ise,yetki kesin değildir:
Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.
Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
9)
Taşınmazın Aynından Doğan Davalarda Yetki (m.12)Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir.
Buna karşılık,taşınmazın üzerindeki şahsi haklara ilişkin davalar m.12 hükmüne tabi değildir.
10)Diğer Kanunlardaki Özel Yetki Kuralları (m.5)
“Diğer kanunlar” terimi Anayasa ile Uluslararası sözleşmeleri kapsar şekilde,geniş anlamda kullanılmıştır.
III.Yetki Kurallarının Niteliği 1)Kamu Düzenine İlişkin Yetki Kuralları
Kanun,kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralları için, “tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular” deyimini kullanmaktadır. Bir yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olup olmadığı,onunla ilgili kanun hükmündeki ifadenin mutlak olup olmamasına ve o yetki kuralının konuluş amacına göre belirlenmektedir.
Kesin yetki hükmü bulunan bir dava,yalnız kesin yetkili mahkemede açılabilir. Kesin yetki itirazı ilk itiraz değildir,her zaman yapılabilir,mahkeme de yetkisizliğini başka bir mahkemenin kesin yetkili olduğu her zaman kendiliğinden gözetir.Kesin yetki,dava şartlarındandır.
2)Kamu Düzenine İlişkin Olmayan yetki Kuralları
Kesin yetki halleri dışındaki tüm kurallar kamu düzenine ilişkin değildir.Eğer yetki kamu düzenine ilişkin değilse,taraflar yetki sözleşmesiyle başka bir mahkemeyi de yetkili kılabilir.Burada yetki itirazı ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. Yani yetki,dava şart değil sadece dava engelidir.
C.TARAFLARIN YETKİSİZ MAHKEMEYİ YETKİLİ KILMASI
Kamu düzenine ilişkin yetki hallerinde,taraflar açık veya zımni bir anlaşma ile yetkisiz bir mahkemeyi yetkili kılamazlar.
Buna karşılık,kamu düzenine ilişkin olmayan yetki hallerinde,taraflar açık veya zımni bir anlaşma ile yetkisiz mahkemeyi yetkili kılabilirler. Bu iki şekilde olur: 1- yetki sözleşmesi, 2-davalının aslında yetkisiz olan mahkemenin yetkisine itiraz etmemesi ile olur.
I-Yetki Sözleşmesi(m.17-18)
Tacir veya kamu tüzel kişisi olmak koşuluyla,tarafların,belli bir uyuşmazlık için kanunen yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkisiz kılmak için yaptıkları sözleşmeye,yetki sözleşmesi denir. Yetki sözleşmesi,usul hukukuna ilişkin bir sözleşmedir.
Yetki Sözleşmesi iki şekilde yapılır: 1-Ayrı bir sözleşme olarak; 2-Mevcut sözleşmeye yetki şartı olarak koymak koşuluyla yapılır.
1)Yetki Sözleşmesinin Caiz Olduğu Haller:
-Yalnızca tacirler veya Kamu Tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabilirler
-Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konularla kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapamazlar.
2)Yetki Sözleşmesinin Şekli: Yetki sözleşmesi,yazılı olarak yapılmalıdır.Yetki sözleşmesinin,adi yazılı şekilde yapılması gerekir. Bu yazılı şekil,geçerlilik şartıdır.
3)Uyuşmazlığın Belirli ve Belirlenebilir olması: Yetki Sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemenin hangi uyuşmazlığa bakacağının yetki sözleşmesinden açıkça anlaşılması gerekir.
4)Mahkemenin veya Mahkemelerin Belli Olması: Yetki sözleşmesi ile bir veya birden fazla mahkeme yetkili kılınabilir. Uyuşmazlık konusunda olduğu gibi,sözleşme ile yetkili kılınan mahkemenin veya mahkemelerin de belli olması gerekir.
II-Davalının Yetki İtirazında Bulunmaması
Yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde,yetki itirazı ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. Davalı, davanın başında yetki itirazında bulunmamışsa,artık mahkemenin yetkisine itiraz edemez ve davanın açıldığı mahkemenin yetkisini kabul etmiş sayılır.
D)YETKİİTİRAZI
I-Yetki İtirazında Bulunma Süresi
Yetki itirazı,davanın başında yapılır. Buna göre:
Yazılı yargılama usulünde,yetki itirazı ancak cevap süresi(iki hafta) içinde ileri sürülebilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Basit yargılama usulünde de,yetki itirazı esasa cevap süresi içinde yapılabilir.
II-Yetki İtirazının Yapılması
Yetki itirazı,yazılı olarak yapılır. Davalı yetki itirazında yetkili olan mahkemeyi;birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi göstermek zorundadır.Davalı yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermemişse,yetki itirazı reddedilir.
III- Yetki İtirazının İncelenmesi
Mahkeme yapacağı incelemede ilk itirazları inceler.İlk itirazlar kural olarak dosya üzerinden incelenir ancak hakim gerekli gördüğü halde mahkeme duruşma yaparak da karar verebilir.
Davacı davalının yetki itirazını kabul ederse,mahkeme dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verir.
IV- Yetki İtirazının Reddi
Yetki itirazı usulüne uygun değil ise,mahkeme,yetkisiz olsa bile yetki itirazının reddine karar verir. usulüne uygun yapılan yetki itirazı mahkeme tarafından incelenir,yetkili olduğu kanısına varırsa,yetki itirazının reddine karar verir. Bu karar kanun yoluna götürülemez,ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna götürülebilir.
V-Yetkisizlik Kararı
Mahkeme verdiği yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Mahkeme,yetkisizlik kararı ile davadan elini çeker;yani,yetkisizlik kararı nihai bir karardır.
VI-Yetkisizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler
Mahkeme yetkisizlik kararında dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir;dava dosyasının kendiliğinden yetkili mahkemeye göndermez.Taraflardan biri iki hafta içinde yetkisizlik kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir.
İki haftalık süre,karar kesin olarak verilmiş olması halinde bu tarihten; süresi içinde kanun yoluna başvurmayarak kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten ; kanun yoluna başvurulmuşsa,bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren başlar.
Taraflardan biri,iki hafta içinde,yetkisizlik kararı veren mahkemeye başvurarak,dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini istemezse, mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir. Açılmamış sayılan davasını,tekrar harç ödemek suretiyle yeniden açabilir.
Kanun yolu incelemesi sonucu kesinleşen yetkisizlik kararı,davaya ondan sonra bakacak olan mahkemeyi bağlar. Fakat, bir mahkemenin yetkisizlik kararı kanun yoluna gidilmeksizin kesinleşmiş ise, bu yetkisizlik kararı dosya kendisine gönderilen mahkemeyi bağlamaz.Bu hüküm,yetkinin kamu düzenine ilişkin olduğu haller içindir,kamu düzenine ilişkin yetki değilse kesinleşmemiş yetkisizlik kararı ile bağlıdır mahkeme.
E)YETKİNİN KAMU DÜZENİNE İLİŞKİN OLDUĞU HALLERDE YETKİİTİRAZI
Yetki kamu düzenine ilişkin olduğu hallerde,yetki itirazı ilk itiraz değildir;dava şartıdır.Mahkeme her aşamada kendiliğinden yetkili olup olmadığını inceler ve yetkisiz olduğu kanısına varırsa yetkisizlik kararı vermek zorundadır.
&10. YARGI YERİ BELİRLENMESİ (m.21-23)
A)YARGI YERİ BELİRLENMESİ GEREKTİREN HALLER
Yargı yeri belirlenmesi gerektiren haller m.21’de sayılmıştır:
-Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa.:
-
İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa.-İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. -Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse.
B)YARGI YERİ BELİRLENMESİ USULÜ
Yargı yeri belirlenmesi için üst mahkemeye başvurulur. Yargı yerinin belirlenmesi isteğini kapsayan dilekçe,doğruca üst mahkemeye verileceği gibi,dava dosyasının bulunduğu mahkemeye de verilebilir. İnceleme,dosya üzerinden yapılacağı gibi gerekli görülürse duruşma yapılarak incelenebilir.
Üst mahkemenin yargı yeri belirlemesi kararına karşın kanun yoluna başvurulamaz. &15.İSTİNABE
A)GENEL BİLGİ
Bir davada mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapılması gerekirse,davaya bakan mahkeme, o işlemin yapılması için başka bir mahkemeden yardım ister;buna istinabe denir. İstinabe, “mahkemeler arasında hukuki yardım” demektir.
Mahkemenin istinabe yoluna gidebilecekleri haller kanunda gösterilmiştir.
B)TÜRK MAHKEMELERİ ARASINDA HUKUKİ YARDIM (İSTİNABE)
Hangi hallerde istinabe yoluna gidileceği özel hükümlerde belirtilmiştir. İstinabe talebinde,yapılması istenen işlem açıkça gösterilmelidir;mesala, “yargı çevrenizde oturan tanık A’nın şu vakıa hakkında ifadesine başvurularak,düzenlenecek ifade tutanağının gönderilmesi.” gibi.
İstinabe olunan mahkeme,kendisinden istenilen işlemi yetkisi dahilinde yapmak zorundadır.
C)TÜRK MAHKEMELERİİLE YABANCI MAHKEMELER ARASINDA HUKUKİ YARDIM
Bu durum devletlerarası anlaşmalara göre belirlenir.
D)NAİP TAYİNİ
Naip tayini toplu mahkemelerde söz konusu olur.Toplu mahkeme,kendi yargı çevresi içinde ve fakat mahkeme binası dışında yapılacak bir işlem için toplu olarak oraya gitmeyip,üyelerinden bir hakimi o işlemi yapmakla görevlendirir,bu üyeye naip hakim denir. Naip tayini yalnız toplu mahkemelerde olur oysa istinabe tek hakimli mahkemelerde de olur.İstinabe kendi yargı çevresi dışında yapamadığı işlemler için mahkemece başvurulur;naip tayini kendi yargı çevresindeki bir iş için başvurulan yoldur.
İKİNCİ BÖLÜM
DAVA
&17.GENEL BİLGİ
Çekişmeli yargının konusu davalardır.
Dava,bir başkası tarafından sübjektif hakkı ihlal edilen veya tehlikeye sokulan veya kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin,mahkemeden hukuki koruma istemesidir.
Mahkemeden hukuki koruma isteyen kimseye davacı denir.
Dava,davacının subjektif hakkını ihlal eden veya tehlikeye sokan veya davacıdan haksız bir talepte bulunan kimseye karşı açılır;bu kimseye de davalı denir.
Dava hakkı,Anayasa ile teminat altına alınmıştır.Ancak,dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacının dava açmakta hukuki yararının olması dava şartıdır.
&18.TARAFLAR
Bir davada davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf vardır. Bir davada verilen hüküm,yalnız o davanın taraflarını bakımından kesin hüküm teşkil eder.
Bir davada birbiri ile uyuşmazlık halinde olan iki taraf yoksa,o zaman dava değil,çekişmesiz yargı i, söz konusudur.
Bir davanın tarafları,davacı tarafından dava dilekçesinde gösterilir.
A)TARAF EHLİYETİ
I-GENEL BİLGİ
Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi,davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir.Yalnız gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyeti vardır.
II-GERÇEK KİŞİLERİN TARAF EHLİYETİ
1)Her gerçek kişinin taraf ehliyeti vardır
Her gerçek kişi,yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir.Taraf ehliyeti,çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar.
2)Ölüm ile taraf ehliyeti son bulur
a)Ölmüş Kişiye Karşı Dava Açılamaz
Dava tarihinden önce ölmüş olan kişiye karşı dava açılamaz.
Tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde,hakimin karşı tarafın onayını almaksızın taraf değişikliği talebinin kabul edilebileceği düzenlenmiştir.
b)Ölmüş kişi adına dava açılamaz
Ölmüş kişinin taraf ehliyeti olmadığından,dava tarihinden önce ölmüş olan kişiye dava açılamaz. Vekil,müvekkilinin öldüğünü bilmeden dava açmış olsa bile,dava taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekir;mirasçılar bu davaya devam edemezler;mirasçıların ayrı bir dava açması gerekir.
3)Dava açıldıktan sonra taraflardan birinin ölmesi
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde,ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur.Bu nedenle,davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur.
Yalnız öleni ilgilendiren,mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar,tarafın ölümü ile konusuz kalır ve devam edilmez. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen,mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.Bu davalara,ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir;buna mecburi dava arkadaşlığı denir.
Ölen taraf davalı ise,davacı,davayı davalının mirasçılarının hepsine karşı birlikte devam ettirebilir.
III-TÜZEL KİŞİLERİN TARAF EHLİYETİ
Tüzel kişiler,hak ehliyetine sahiptir;bu nedenle taraf ehliyetine de sahiptir.
1)Özel hukuk tüzel kişileri
Dava,tüzel kişi adına veya tüzel kişiye karşı açılır.
Tüzel kişi adına,tüzel kişinin organı tarafından dava açılır.Tüzel kişinin organı olmayan üyeleri ve ortakları,tüzel kişi adına dava açamazlar.
2)Kamu tüzel kişilerinin taraf ehliyeti
Kamu tüzel kişileri taraf ehliyetine sahiptir. Kamu tüzel kişilerinin başında Devlet bulunur.
IV-TÜZEL KİŞİLİĞİ BULUNMAYAN TOPLULUKLARIN TARAF EHLİYETİ DE YOKTUR
1)Adi Ortaklığın Taraf Ehliyeti Yoktur
Adi ortaklığın,tüzel kişiliği olmadığı için,taraf ehliyetide yoktur. Bu nedenle,adi ortaklığa ilişkin davalarda,adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir.
Adi ortaklık tarafından açılacak davalarda,elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir.
Adi ortaklığa karşı açılacak davalar için ise;
b)davanın konusu para alacağı ise,ortaklar bu borçtan müteselsilen borçlu olduğundan ortaklardan herhangi birine karşı açılması yeterlidir.
2)Miras Ortaklığının taraf ehliyeti yoktur
Mirasçı birden çok ise,terekenin taksime kadarki durumuna miras ortaklığı denir.Fakat,miras ortaklığının tüzel kişiliği olmadığı için taraf ehliyeti de yoktur.Mirasçıların davacı ve davalı olmaları durumuna göre ayırarak incelenmeli:
Davacı oldukları duruma göre; Bütün mirasçılar,elbirliği mülkiyeti gereğince, birlikte dava açmaları gerekir.Ancak acil durumlarda,bir mirasçı yalnız başına,diğer mirasçıların sonradan katılması koşuluyla, dava açabilir
Davalı oldukları duruma göre: davanın konusu paradan başka bir şey ise,davanın bütün mirasçılara karşı birlikte açılması gerekir.Davanın konusu para alacağı ise,mirasçılar bu borçtan müteselsilen borçlu olduğundan mirasçılardan herhangi birine karşı açılması yeterlidir.
V-BİR DAVADA TARAFLARIN TARAF EHLİYETİNE SAHİP OLMALARI DAVA
ŞARTLARINDANDIR
Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları dava şartlarındandır.Bu nedenle,davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden gözetilir ve dava esasa girilmeden reddedilir.
Taraf ehliyeti noksanlığı giderilebilir.
B)DAVA EHLİYETİ
Dava ehliyeti,kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyetidir.
Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler,dava ehliyetine de sahiptir.
I-GERÇEK KİŞİLERİN DAVA EHLİYETİ
1)Tam dava ehliyetine sahip olanlar
Ayırt etme gücüne sahip,ergin ve kısıtlı bulunmayan her gerçek kişi tam dava ehliyetine sahiptir. Tam dava ehliyetine sahip olanların bizzat kendisi dava açabilir ve takip edebilir.Dava tarihinde ergin olan bir kişi adına,velisi velayeten dava açamaz.
2)Sınırlı Dava Ehliyetine Sahip Olanlar
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kural olarak dava ehliyetine sahip değildir.Bu nedenle, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir.Bazı istisnai hallerde bu AEG sahip küçükler ve kısıtlılar dava ehliyetine sahiptirler. Bu istisnalar:
-Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımı
-Kendisine sulh mahkemesi tarafından bir meslek veya sanatla uğraşma izni verilen vesayet altındaki kimse,bu meslek ve sanatın gereği olarak yaptığı işlemlerle ilgili alacak ve borçları için açılan davalarda dava ehliyetine sahiptir.
-Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar,tasarruf hakkı kendilerine bırakılmış olan serbest mal ve alacaklar için açılan davalarda dava ehliyetine sahiptirler.
3)Dava Ehliyeti olmayanlar
Ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin fiil ve bundan dolayı dava ehliyeti yoktur. Bu kişiler,taraf bulundukları davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir.
4)Kanuni Temsilcisinin Dava Ehliyeti Olmayan Tarafı Davada Temsil Etmesi
Dava ehliyeti olmayan kişi adına kanuni temsilcisi tarafından dava açılır.Bu halde,dava dilekçesinde davacı taraf olarak dava ehliyeti bulunmayan kişinin,temsilcisi olarak da kanuni temsilcisinin adı,soyadı ve adresi yazılır.
Kanuni temsilci,taraf değildir;taraf kanuni temsilci tarafından temsil olunan küçük ve mahcurdur. Kanuni temsilciler Veli,Vasi,Kayyım’dır.
5)Dava Ehliyeti Dava Şartıdır
Dava ehliyeti,dava şartlarındandır.Bu nedenle mahkeme,tarafların dava ehliyetine sahip olup olmadıklarını kendiliğinden gözetmek zorundadır.
a)Dava Ehliyeti olmayan kişinin dava açması: Dava ehliyeti olmayan kişinin dava açması halinde mahkeme,davayı hemen reddedemez. Davacının kanuni temsilcisine,davaya onay vermesi için uygun süre vermesi gerekir. Onay verirse,dava ehliyeti noksanlığı giderilmiş olur.
b)Dava Ehliyeti olmayan kişiye karşı dava açılması: Bu halde,dava dilekçesi,davalının kanuni temsilcisine tebliği edilir;davalının kanuni temsilcisi yoksa,önce davalıya bir kanuni temsilci atanması yoluna başvurulur.Dava ehliyeti olmayan kişiye karşı yapılan usul işlemleri geçersizdir.
II-TÜZEL KİŞİLERİN DAVA EHLİYETİ VE DAVADA TEMSİL 1)Genel Bilgi
Tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir.Tüzel kişiler davayı yetkili organları aracılığıyla takip ederler.Tüzel kişilerin organları davada kanuni temsilci durumundadır.
2)Özel hukuk tüzel kişilerinin dava ehliyeti ve temsili
a)Tüzel kişilerin dava ehliyeti vardır
b)Tüzel kişiler organları aracılığı ile dava takip ederler
3)Kamu tüzel kişilerinin dava ehliyeti ve temsili
Kamu tüzel kişileri,medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olduklarından,bunların dava ehliyeti de vardır.Kamu tüzel kişileri de,taraf bulundukları davaları yetkili organları aracılığıyla takip ederler.
a)Devletin taraf bulunduğu davalar: hazine avukatları tarafından takip edilir
b)Ayrı kamu tüzel kişiliği olan genel müdürlüklerin ve kamu kurumlarının taraf bulunduğu davalar: hukuk müşavirlikleri ve buna bağlı avukatları aracılığıyla takip ederler.
4)Dava ehliyeti dava şartıdır
Tüzel kişilerin dava ehliyeti de dava şartlarındandır.Bu nedenle,mahkemenin, tüzel kişilerin taraf bulunduğu davalarda,tüzel kişinin yetkili organı veya temsilcisi tarafından temsil edilip edilmediği kendiliğinden gözetmesi gerekir.
Tüzel kişiyi temsil yetkisi olmayan bir kişi tarafından tüzel kişi adına dava açması halinde mahkeme,davayı hemen reddedemez. Tüzel kişinin yetkili organı veya temsilcisine davaya onay vermesi için uygun süre vermesi gerekir. Onay verirse,dava ehliyeti noksanlığı giderilmiş olur.
C)DAVA TAKİP YETKİSİ
Dava takip yetkisi,talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisidir.Bu yetki,kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddı hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir. Kural olarak,taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin,dava takip yetkisi de vardır.
Dava takip yetkisi,dava şartlarındandır.Bu sebeple davayı açan tarafın takip yetkisinin bulunup bulunmadığı,yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilir ve mahkemece kendiliğinden göz önüne alır.
D)TARAF SIFATI(HUSUMET)
Sıfat,dava konusu hak ile taraflar arasındaki ilişkidir.Taraf ehliyeti,dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi,davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde,taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler,taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile,bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa,dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez.Dava sıfat yoksunluğundan(husumetten) reddedilir.Mesala: bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir.Alacak davası,o alacağın alacaklısından başka bir kişi tarafından açılırsa,davacının davacı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir.
Kanımızca,sıfat dava şartı değildir.usul hukukunun sorunu olmayıp maddi hukuk sorunudur.Bu durumda dava usulden değil esastan reddedilir.
&19.DAVAYA VEKALET
A)GİRİŞ
Davada tarafların temsili iki şekilde olur: 1)Kanuni temsil, 2)İradi Temsil
Kanuni Temsil: dava ehliyeti olmayanların davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilmesidir. İradi Temsil:Tarafların iradelerine dayanan temsildir.Kanun buna,davaya vekalet demektedir.
B)VEKİL TUTMAK ZORULU DEĞİLDİR
Türk hukukunda,bir davanın takibi için vekil tutma zorunluluğu yoktur.Bu nedenle dava ehliyeti olan herkes,davayı kendisi açabilir ve takip edebilir.