• Tidak ada hasil yang ditemukan

Korece Türkçe Sözlük - Zeynep Betül

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Membagikan "Korece Türkçe Sözlük - Zeynep Betül"

Copied!
24
0
0

Teks penuh

(1)KAYNAK GÖSTERİLMEDEN PAYLAŞILMASI VE ÜZERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KESİNLİKLE YASAKTIR.. Hazırlayan = Zeynep Betül (소희 - Sohee). Facebook grubu: 한국어를 배워요 (Korece Öğreniyorum) koreankorece.wordpress.com.

(2) ㄱ. 같다. Aynı olmak, Benzemek. 같이. Beraber. 개. Köpek. 개구리. Kurbağa. 개미. Karınca. 거기. Orası. 거만하다. Kibirli. 거스름돈. Bozuk para. 거울. Ayna. 거의. Pek değil, hemen hemen hiç. 거짓말. Yalan. 거짓말하다. Yalan söylemek. 걱정하다. Endişelenmek. 걱정하지 마세요. Endişelenmeyiniz.. 건강. Sağlık. 건강에 좋다. Sağlığa iyi. 건강하다. Sağlıklı olmak. 가게. Bakkal, market, dükkân. 가깝다. Yakın. 가끔. Bazen. 가다. Gitmek. 가르치다. Öğretmek. 가방. Çanta. 가방을 들다. Çanta taşımak, takmak. 가볍다. Hafif. 가사. Şarkı sözü. 가수. Şarkıcı. 가슴. Kalp, Göğüs. 가을. Sonbahar. 가져오다. Getirmek. 가족. Aile. 가지다. Almak, elde tutmak. 간호사. Hemşire. 건너다. Geçmek, karşıya geçmek. 갈아타다. Aktarma yapmak. 건배. Şerefe. 감기에 걸리다. Soğuk almak, nezle grip olmak. 건배하다. Kadeh kaldırmak. 감사합니다. Teşekkür ederim. 건축가. Mimar. 감자. Patates. 걷다. Yürümek. 감자 튀김. Patates kızartması. 걸어가다. Yürüyerek gitmek. 감정. Duygu, his. 걸어오다. Yürüyerek gelmek. 갑자기. Birdenbire, aniden. 검은색. Siyah. 갔다 오다. Gidip gelmek. 것. Şey. 갔다 와요. Git de gel (bir yere giden birine söylenir). 게으르다. Tembel. 게임을 하다. Oyun oynamak. 강. Nehir. 겨울. Kış. 강의. Ders. 견과류. Kuru yemiş.

(3) 결정하다. Karar vermek. 곰. Ayı. 결혼. Evlilik. 곳. Yer. 결혼하다. Evlenmek. 공. Top. 겸손하다. Alçak gönüllü, mütevazı. 공기가 맑다. Havası temiz. 경영학. İşletme bölümü. 공무원. Memur. 경제학. Ekonomi (bölüm). 공부하다. Çalışmak (ders). 경찰. Polis. 공연을 보다. Gösteri izlemek. 경찰서. Karakol. 공원. Park. 경치가 좋다. Manzarası iyi. 공책. Defter. 경험. Tecrübe. 공항. Havaalanı. 계단. Merdiven. 과일. Meyve. 계란. Yumurta. 과자. Bisküvi, şekerleme. 계산. Hesap. 관심. İlgi, merak. 계속. Devam. 괜찮아요. Rica ederim. / İyiyim. / Sorun yok.. 계속하다. Devam etmek. 괴롭다. Sıkıntılı. Olmak, bulunmak. 교과서. Ders kitabı. 교수. Profesör. 교실. Sınıf. 교통이 불편하다. Ulaşım kötü. 교통이 편리하다. Ulaşım iyi. 구경하다. Gezmek. 구두. Ayakkabı (kundura, topuklu, babet gibi). 계시다. (있다'nın resmîsi). 계절. Mevsim. 계획. Plan. 고궁. Eski saray. 고급. Yüksek derece, seviye. 고기. Et. 고등학교. Lise. 고등학생. Lise öğrencisi. 구두를 신다. Ayakkabı giymek. 고르다. Seçmek. 구름. Bulut. 고마워요. Teşekkür ederim.. 구월. Eylül. 고맙습니다. Teşekkür ederim (yüksek hitap). 군인. Asker Kalabalık. 고모. Hala. 군중. Kulak. 고양이. Kedi. 귀. Küpe. 고치다. Tamir etmek. 귀고리. Tatlı, sevimli. 고향. Memleket. 귀엽다.

(4) 귀찮다. Zahmetli, rahatsız edici. 기분이 좋다. Morali iyi, iyi hissetmek. 귤. Mandalina. 기쁘다. Sevinçli. 그것. O, o şey. 기사. Mühendis. 그냥. Sadece, öylesine. 기숙사. Yurt. 그동안 어떻게. 기억이 안 나요.. Hatırlamıyorum.. 지냈어요?. Şimdiye kadar nasıldınız?. 기억하다. Hatırlamak. 그들. Onlar. 기자. Gazeteci. 그래서. Yani. 기차. Tren. 그러니까. O yüzden. 기침. Öksürük. 그러면 / 그럼. O zaman, öyleyse. 기침을 하다. Öksürmek. 그렇게. Öyle. 길. Yol. 그리다. Çizmek / Özlemek. 길다. Uzun. 그림. Resim. 김밥. Kimbap. 그저 그래요. Şöyle böyle / idare eder. 김치. Kimçi. 그저께. Dünden önceki gün. 깊다. Derin. 그쪽. O taraf (Siz anlamında da kullanılabilir.). 깎다. İndirim yapmak kesmek (saç, ot..). 극장. Sinema, Tiyatro. 깜빡하다. Unutmak. 극장표. Sinema bileti. 깜빡했어요.. Unuttum.. 근처. Civar. 깜짝놀라다. Şaşırmak. 근황. Yakın zamandaki (en son) durum. 깨끗하다. Temiz. 껌. Sakız. 글쎄요. Bilmem ki... 꼭. Mutlaka, kesinlikle. 금방. Hemen, şimdi. 꽃. Çiçek. 금요일. Cuma. 꽃집. Çiçekçi. 기계. Makine. 꿈을 깨다. Uykudan uyanmak. 기다리다. Beklemek. 꿈을 꾸다. Rüya görmek. 기분. Moral, ruh hali. 꿈을 이루다. Hayali gerçekleştirmek. 끓이다. Kaynatmak. 끝나다. Bitmek. 끝내다. Bitirmek. 기분 전환을 하다 기분이 나쁘다. Ruh halini değiştirmek (moral düzeltmek) Morali kötü, kötü hissetmek.

(5) ㄴ. 내. Benim (düşük hitap). 내년. Gelecek yıl. 내려가다. Aşağıya gitmek. 내려오다. Aşağıya gelmek. 나. Ben (düşük hitap). 나가다. Dışarı gitmek. 나도. Ben de (düşük hitap). 내리다. İnmek – Yağmak (kar, yağmur..). 나라. Ülke. 내일. Yarın. 나무. Ağaç. 냄새. Koku. 나쁘다. Kötü. 냉면. Soğuk erişte. 나오다. Dışarı gelmek. 냉수. Soğuk su. 나이. Yaş. 냉장고. Buzdolabı. 낚시를 하다. Balık tutmak. 너. Sen. 날. Gün. 너 때문에. Senin yüzünden. 날다. Uçmak. 너무. Çok. 날씨. Hava. 넓다. Geniş (alan). 날씨가 나쁘다. Hava kötü. 넘어지다. Düşmek. 날씨가 어때요?. Hava nasıl?. 네. Evet, Tamam. 날씨가 좋다. Hava iyi. 넥타이. Kravat. 날씬하다. Zayıf olmak. 넥타이를 매다. Kravat bağlamak. 날짜. Tarih, gün. 넷. Dört. 남. Güney. 노란색. Sarı. 남동생. Küçük erkek kardeş. 노래. Şarkı. 남자. Erkek, adam. 노래방. Karaoke. 남자 친구를. 노래방에 가다. Karaoke’ye gitmek. 만나다. Erkek arkadaşla buluşmak. 노래하다. Şarkı söylemek. 남쪽. Güney tarafı. 녹다. Erimek. 낫다. İyileşmek. 놀다. Oynamak. 낮. Gündüz. 놀라다. Şaşırmak. 낮다. Alçak (↔ yüksek). 놀러 가다. 낮잠을 자다. Öğle uykusu uyumak. Eğlenmeye, oynamaya gitmek. 놀이공원. Lunapark. 낳다. Doğurmak, doğum yapmak. 농담. Şaka.

(6) 농담하다. Şaka yapmak. 다치다. Yaralanmak. 농장. Çiftlik. 다행이다. 높다. Yüksek, uzun. Rahatlamak (çok şükür anlamında). 높은 건물이 많다. Yüksek binalar çok. 단순하다. Basit, sade. 누구. Kim. 단점. Kötü yanları, kusur. 누나. Abla (erkekler için). 단짝 친구. Yakın arkadaş. 눈. Göz / Kar. 단추. Düğme. 눈썹. Kaş. 닫다. Kapamak. 눈이 아프다. Göz ağrısı. 달다. Tatlı (tat). 눈이 오다. Kar yağması. 달러. Dolar. 눕다. Uzanmak. 달력. Takvim. 뉴스. Haber. 달리다. Koşmak. 늘다. Gelişmek, çoğalmak. 닭. Tavuk. 늙다. Yaşlanmak. 닭 고기. Tavuk eti. 늦다. Gecikmek. 담배를 피우다. Sigara içmek. 답. Cevap. 답답하다. Canı sıkılmak. 당근. Havuç. ㄷ (의사)가 되다. (Doktor) olmak. 대답. Cevap, yanıt. 강도. Hırsız. 대답하다. Cevap vermek. 다. Her şey. 대도시. Büyük şehir. 다 알아요. Her şeyi biliyorum. 대만. Tayvan. 다니다. Gidip gelmek. 대머리. Kel. 다르다. Farklı (mastar hali). 대사관. Büyükelçilik. 다른. Farklı, başka, diğer. 대학교. Üniversite. 다리. Bacak / Köprü. 대학생. Üniversite öğrencisi. 다섯. Beş. 대학원. Üniversitede çalışan. 다시. Tekrar. 댁. Ev (집'in resmisi). 다음. Sonraki. 더. Daha. 다음 달. Gelecek ay. 더 공부해야 해요. 다이어트. Diyet. Daha fazla çalışmalıyım Kirli. 다이어트를 하다. Diyet yapmak. 더럽다.

(7) 덕분에. Sayesinde. 들다. Taşımak, tutmak. 덥다. Sıcak. 들르다. Uğramak. 데려가다. Yanında götürmek. 들어가다. İçeri gitmek. 데려오다. Yanında getirmek. 들어오다. İçeri gelmek. 데이트하다. Çıkmak (biriyle). 들어와요. İçeri gel.. 도망가다. Kaçmak. 등. Sırt. 도서관. Kütüphane. 등산을 하다. Dağa tırmanmak. 도시. Şehir. 따뜻하다. Sıcak, ılık. 도와주다. Yardım etmek. 따라오지 마세요. 도착하다. ..e varmak. Peşimden gelmeyin / Takip etmeyin. 독일. Almanya. 따라와요. Takip edin.. 돈. Para. 딸. Kız (evlat). 돈을 많이 벌다. Para çok kazanmak. 때문에. Nedeniyle, yüzünden, sayesinde. 돈을 찾다. Para çekmek. 떠나다. Ayrılmak, yola çıkmak. 돌아가다. Geri gitmek. 떠오르다. Aklına gelmek. 돌아오다. Geri gelmek. 떨리다. 돕다. Yardım etmek. Titremek (korkudan, heyecandan..). 또. Tekrar, gene. 동. Doğu. 똑같다. Tamamen aynı. 동갑내기. Aynı yaş. 똑똑하다. Akıllı, zeki olmak. 동물. Hayvan. 똑바로. Dümdüz, dosdoğru. 동사. Fiil. 뚱뚱하다. Şişman olmak. 동생. Küçük kardeş. 뜨개질하다. Örgü örmek. 돼지. Domuz. 두꺼운 옷. Kalın elbise. 둘. İki. 뒤. Arka. 라디오. Radyo. 드라마. Dizi. 라면. Ramen. 드라마 촬영지. Dizi çekilen yer. 러시아. Rusya. 드레스. Elbise. 런던. Londra. 드시다. Yemek (먹다 resmisi). 레몬. Limon. 듣다. Duymak, dinlemek. 레바논. Lübnan. ㄹ.

(8) 맵다. Acı (baharat). 머리. Baş, Kafa. 마르다. Kurumak – Sıska (çok zayıf). 머리가 길다. Saçı uzun. 머리가 짧다. Saçı kısa. 마시다. İçmek. 머리감다. Saçını yıkamak. 마을. Mahalle. 머리카락. Saç. 마음. Akıl, his, düşünce. 머무르다. Kalmak (bir yerde). 마음대로 하세요.. İstediğiniz gibi yapın.. 먹다. Yemek. 마지막. Son. 먼저. Önce, ilk. 막히다. Tıkanmak, sıkışmak. 멀다. Uzak. 만. Sadece / On bin. 멈추다. Durmak, duraklatmak. 만나다. Buluşmak, görüşmek. 멋있다. Havalı. 만들다. Yapmak, hazırlamak. 멍청하다. Aptal, budala. 만지다. Dokunmak – Ellemek. 메뉴. Menü. 만화. Manga. 멕시코. Meksika. 많이. Çok. 며칠. Birkaç gün. 말. At / Söz. 면접. Mülakat. 말레이시아. Malezya. 몇. Kaç. 말씀하다. Söylemek, konuşmak. 몇개. Kaç tane. 말하다. Konuşmak. Model. 맘에 들다. Beğenmek, hoşuna gitmek. 모델 모두. Her şey. 맛. Tat, lezzet. 모두다. Hepsi / tüm. 맛없다. Lezzetsiz. 모레. Ertesi gün. 맛있는 것을 먹다. Lezzetli şeyler yemek. 모르다. Bilmemek. 맛있다. Lezzetli. 모으다. 맞다. Doğru. 매. Her (gün, hafta..). 매우. Çok. 매일. Her gün. 매주. Her hafta. 맥주. Bira. ㅁ. 모이다. Toplamak, bir araya getirmek Toplanmak, bir araya gelmek. 모임. Toplantı. 모임을 준비하다. Toplantı hazırlamak. 모자. Şapka. 모자를 쓰다. Şapka takmak.

(9) 목. Boğaz. 문법. Dil bilgisi (gramer). 목걸이. Kolye. 문자 메시지. SMS. 목도리. Atkı, fular. 문자 메시지를. 목도리를 하다. Atkı, fular takmak. 보내다. SMS göndermek, yollamak. 목요일. Perşembe. 문화. Kültür. 목욕. Banyo. 문화원. Kültür merkezi. 목욕하다. Banyo yapmak. 묻다. Sormak. 목이 마르다. Boğazı kurumak, susamak. 물. Su. 목이 아프다. Boğaz ağrısı. 물건. Eşya. 몸. Vücut. 물고기. Balık. 몸무게. Vücut ağırlığı, kilo. 물어보다. Sormak (sormayı denemek). 몸이 안 좋다. Vücudu iyi olmamak. 뭐해요?. Ne yapıyorsun?. 못생기다. Çirkin. 미국. Amerika. 무겁다. Ağır. 미소 짓다. Gülümsemek. 무릎. Diz. 미술관. Resim galerisi. 무섭다. Korkunç, korkmak. 미안하다. Üzgün olmak. 무슨. Hangi, ne tür. 미안해요. Özür dilerim. Bu ne demek? / Bunun anlamı ne? Ne demek istiyorsun? / Bu ne demek? Ne demek istiyorsun? / Bu ses ne?. 미얀마. Myanmar. 미용실. Güzellik merkezi. 미터. Metre. 민속촌. Eski halk köyü. 무슨 뜻이에요 무슨 말이에요? 무슨 소리예요? 무슨 요일이에요?. Bugün günlerden ne?. 믿다. İnanmak, güvenmek. 무슨 일이 있어요?. Bir sorun mu var?. 믿을 수 없어요. İnanamam.. 무슨 일이에요?. Ne oldu?. 밉다. Nefret etmek. 무엇 / 뭐. Ne. 밑. Alt. 무엇을. Nasıl yardımcı olabilirim?. 도와드릴까요?. ㅂ. 무엇을 드릴까요?. Ne istersiniz? (ne vereyim?). 바구니. Sepet. 무역. Ticaret. 바꾸다. Değiştirmek. 문. Kapı. 바나나. Muz.

(10) 바다. Deniz. 배구. Voleybol. 바라다. İstemek, arzu etmek, ümit etmek. 배드민턴. Badminton. 바람. Rüzgâr. 배드민턴을 치다. Badminton oynamak. 바람을 쐬다. Hava almak. 배부르다. Tok olmak. 바보. Aptal. 배불러요. Tokum.. 바보 처럼. Aptal gibi. 배우다. Öğrenmek. 바쁘다. Meşgul. 백. Yüz. 박물관. Müze. 백화점. Büyük mağaza. 밖. Dış, dışarı. 버스. Otobüs. 반. Sınıf / Yarı. 번. (일, 이..) numara. 반갑다. Memnun olmak. 번. 반바지. Şort. 번역가. (한, 두..) kere, kez Tercüman (yazıyı çeviren). 반지. Yüzük. 벌. Arı. 반찬. Meze. 법학. Hukuk. 받다. Almak. 벗다. Çıkarmak (soyunmak). 발. Ayak. 베트남. Vietnam. 발가락. Ayak parmağı. 별로. Pek değil. 발목. Ayak bileği. 병원. Hastane. 발톱. Ayak tırnağı. 보내다. Göndermek, yollamak. 발표회. Gösteri. 보다. Görmek, izlemek. 밤. Gece. 보여주다. Göstermek. 밥. Yemek, pirinç. 보이다. Görünmek. 방. Oda. 보통. Genelde. 방금. Az önce, demin. 복잡하다. 방학. Okul tatili. Karışık, karmaşık, kalabalık. 방향. Yön, taraf, istikamet. 볼. Yanak. 볼펜. Tükenmez kalem. 배. Mide – Karın – Göbek – Armut – Gemi. 봄. İlkbahar. 배가 아프다. Karın ağrısı. 부끄럽다. Utanmak, çekinmek. 배고파요. Acıktım.. 부럽다. 배고프다. Acıkmak. 부르다. Kıskanmak, gıpta etmek Çağırmak – Söylemek (şarkı) – Doymak.

(11) 부모 – 부모님. Ebeveyn. 빠르다. Hızlı, çabuk. 부엌. Mutfak. 빨간색. Kırmızı. 부인. Eş (아내'nin resmisi). 빨래하다. Çamaşır yıkamak. 부자. Zengin. 빨리. Çabuk, hızlı. 부지런하다. Çalışkan. 빨리. Çabuk (ol). 부치다. Göndermek. 빵. Ekmek. 부탁합니다. Rica ediyorum (lütfen). 빵집. Fırın. 북. Kuzey. 뺨. Yanak. 북한. Kuzey Kore. 뽀뽀. Öpücük. 분. Kişi, insan (사람’ın resmisi). 분. Dakika. 분위기. Atmosfer, ortam. 분위기가 좋다. Atmosferi, ortamı iyi. 불. Ateş / Işık / Yangın. 불다. Esmek, üflemek. 불친절하다. Kaba olmak. 불행하다. Mutsuz olmak. 비가 오다. ㅅ (한) 살. (1) yaş. 사. Dört. 사과. Elma – Özür. 사과하다. Özür dilemek. 사다. Satın almak. 사라지다. Kaybolmak, yok olmak. Yağmur yağması. 사람. İnsan, kişi. 비교하다. Karşılaştırmak, mukayese etmek. 사람들을 초대하다 İnsanları davet etmek. 비누. Sabun. 비밀. Sır. 비빔밥. Bibimbap. 비서. Sekreter. 비슷하다. Benzemek. 비싸다. Pahalı. 비키다. Çekilmek. 비행기. Uçak. 빈자리. Boş yer. 빌다. Dilemek, dua etmek. 빌리다. Ödünç almak. 사람들이 친절하다 İnsanları nazik 사랑. Aşk. 사랑니. 20’lik diş. 사랑하다. Sevmek. 사막. Çöl. 사무실. Ofis. 사업을 하다. Ticari iş yapmak. 사우디아라비아. Suudi Arabistan. 사원. Tapınak. 사월. Nisan. 사자. Aslan.

(12) 사장. Başkan (şirket, firma..). 생선. Balık. 사전. Sözlük. 생신. 사주다. Satın alıp vermek. Doğum günü (생일'in resmisi) Doğum günü. 사진. Resim, Fotoğraf. 생일. Doğum günü partisi. 사진기. Fotoğraf makinesi. 생일 파티. Duş almak. 사진을 찍다. Resim çekinmek. 샤워하다. Batı. 사촌. Kuzen. 서. Ayakta durmak. 사탕. Şeker, şekerleme. 서다. Birbirini. 사흘. Üç gün. 서로. Kitap evi. 산. Dağ. 서점. Hediye. 산책. Yürüyüş. 선물. Öğretmen. 산책하다. Yürüyüş yapmak. 선생. Öğretmen (kibar). 살기 좋다. Yaşamak için iyi. 선생님. Açıklamak. 살다. Yaşamak. 설명하다. 살이 빠지다. Kilo vermek. 설탕. Şeker (normal şeker, toz, küp..). 살이 찌다. Kilo almak. 섬. Ada. 삼촌. Amca (babanın erkek kardeşi). 성공하다. Başarılı olmak Başarılı. 상관. İlgi, alaka. 성공한. İsim (이름'ın resmisi). 상관없다. İlgisi yok / Fark etmez. 성함. Dünya turu. 상관하다. İlgilenmek. 세계일주. Vergi. 상자. Kutu. 세금. Yüzünü yıkamak. 새. Yeni / Kuş. 세수하다. Çamaşır makinesi. 새우. Karides. 세탁기. Üç. 샌드위치. Sandviç. 셋. İnek. 생각. Düşünce, fikir. 소. Tanıtmak. 생각나다. Aklına gelmek. 소개하다. Dana eti. 생각하다. Düşünmek. 소고기 소금. Tuz. 생기다. Oluşmak - Meydana gelmek - Edinmek Görünmek. 소말리아. Somali. 소방서. İtfaiye. 소파. Koltuk. 생물학. Biyoloji.

(13) 소풍. Piknik. 숨기다. Saklamak, gizlemek. 속다. Aldanmak, kanmak. 숨다. Saklanmak, gizlenmek. 속이다. Aldatmak, kandırmak. 숲. Orman. 손. El. 쉬다. Dinlenmek. 손가락. Parmak (el). 쉽다. Kolay. 손녀. Kız torun. 스웨덴. İsveç. 손눈썹. Kirpik. 스트레스가 많다. Stresi çok. 손님. Misafir, müşteri. 스페인. İspanya. 손목. El bileği. 슬리퍼. Terlik. 손자. Erkek torun. 슬프다. Üzgün, Üzülmek. 손주. Torun. 습관. Alışkanlık. 손톱. El tırnağı. 시간. Zaman. 송곳니. Köpek dişi. 시간을 정하다. Zamanı ayarlamak. 쇼핑하다. Alışveriş yapmak. 시간이 없다. Zaman yok. 수다를 떨다. Gevezelik etmek. 시간이 있다. Zaman var. 수도. Başkent. 시계. Saat. 수업. Ders. 시골. Köy. 수영. Yüzme. 시끄럽다. Gürültülü. 수영복. Mayo. 시다. Ekşi. 수영장. Yüzme havuzu. 시원하다. Serin, Serinletici. 수영하다. Yüzmek. 시월. Ekim. 수요일. Çarşamba. 시작하다. Başlamak. 수첩. Ajanda, not defteri. 시장. Pazar, çarşı. 수학. Matematik. 시청. Belediye (bina). 수학교육학. Matematik öğretmenliği (bölüm). 시험. Sınav. 숙제. Ödev. 시험 기간. Sınav zamanı. 숙제 하다. Ödev yapmak. 시험을 보다. Sınav olmak. 순서. Sıra. 시험을 잘 못 보다. Sınavı iyi geçmemek. 숟가락. Kaşık. 시험을 잘 보다. Sınavı iyi geçmek. 술. İçki (alkol). 시험이 있다. Sınavı olmak. 술을 마시다. İçki içmek. 식당. Restoran, lokanta.

(14) 식칼. Mutfak bıçağı. 아들. Oğul. 신고하다. Açıklamak, bildirmek. 아래. Alt. 신나다. Sevinçli olmak, heyecanlanmak. 아르바이트. Part time iş. 신문. Gazete. 아르바이트 하다. Part time çalışmak. 신발. Ayakkabı. 아름답다. Güzel. 신발을 신다. Ayakkabı giymek. 아마도. Belki (muhtemelen). 신선하다. Taze. 신용 카드. Kredi kartı. 신청하다. Başvurmak. 실례지만. Afedersiniz ama... 실례지만 어디세요?. Afedersiniz ama kimsiniz? (telefonda). 실례합니다. Afedersiniz.. 실망하다. Hayal kırıklığına uğramak. 실수하다. Hata yapmak. 싫다. Nefret etmek, İstememek. 싫어요. 아빠 - 아버지 - 아버님 Baba. 아이. Çocuk. 아이들. Çocuklar. 아이스크림. Dondurma. 아저씨. Amca (evli orta yaşlı adamlara). 아주. Çok. 아주머니 아줌마. Teyze (yetişkin kadınlara) Teyze (yetişkin kadınlara). 아직. Henüz. 아침. Sabah. İstemiyorum.. 아파트. Apartman. 싱겁다. Tuzsuz, tuzu az. 아프다. Acımak, hasta olmak. 싸다. Ucuz. 악기. Enstrüman. 싸우다. Kavga etmek. Burada değil (telefonda). 쓰다. Yazmak - Giymek - Acı (ilaç gibi) - Kullanmak. 안 계신데요 안경. Gözlük. 씹다. Çiğnemek. 안경을 쓰다. Gözlük takmak. 씻다. Yıkamak. 안녕 - 안녕하세요 -. ㅇ 아가씨. Genç hanım. 아기. Bebek. 아내. Eş (bayan). 아니요. Hayır.. 안녕하십니까 안녕히 가세요 안녕히 계세요 안녕히 주무세요 안다. Merhaba Hoşça kalın (ayrılan kişiye) Hoşça kalın (kalan kişiye) İyi geceler (iyi uyuyun) Sarılmak, kucaklamak.

(15) 안돼요. Olmaz.. 어머니. Anne. 앉다. Oturmak. 어서 오세요. Hoş geldiniz. 알다. Bilmek. 어제. Dün. 알려주다. Bilgilendirmek. 어지럽다. 알리다. Bildirmek. Başı dönmek, baş dönmesi. 알아듣다. Anlamak (sözü). 언니. Abla (kızlar için). 알제리. Cezayir. 언제. Ne zaman?. 앞. Ön. 언제나. Her zaman, daima. 애완견. Ev hayvanı (köpek). 얼굴. Yüz, surat. 애인. Sevgili (kız, erkek arkadaş). 얼다. Donmak, buz tutmak. 야구. Beyzbol. 얼룩말. Zebra. 야구공. Basketbol topu. 얼마나. Ne kadar. 야구장. Beyzbol sahası. 얼마예요?. Ne kadar? (fiyat). 약. İlaç. 약국. Eczane. 약속. Söz, Randevu. 약속이 없다. Randevu yok. 약속이 있다. Randevu var. 약속하다. Söz vermek. 양. Koyun. 양말. Çorap. 양복. 엄마 - 어머니 - 어머님 Anne. 엉덩이. Kalça. 엘리베이터. Asansör. 여권. Pasaport. 여기. Bura. 여기 있어요. Burada / Buyrun. 여동생. Küçük kız kardeş. 여러분. Siz, sizler (hitap etme). Takım elbise. 여름. Yaz. 양파. Soğan. 여보세요. Alo. 어깨. Omuz. 여자 친구. Kız arkadaş. 어느. Hangi. 여자 친구를 만나다. Kız arkadaşla buluşmak, görüşmek. 어디. Nere. 여행. Seyahat. 어디가요?. Nereye gidiyorsun?. 여행을 하다. Seyahat etmek. 어떤. Ne, ne tür, hangi. 역. İstasyon, durak. 어떻게. Nasıl. 역사. Tarih (history). 어렵다. Zor. 연락. İletişim. 어리다. Küçük, genç. 연락드리다. Haber vermek.

(16) 연락하다. Haberleşmek. 오토바이. Motosiklet. 연세. Yaş (나이'nin resmisi). 오해하다. Yanlış anlamak Öğleden sonra. 연습하다. Pratik yapmak. 오후. Termal. 연필. Kurşun kalem. 온천. Yukarı gitmek. 열다. Açmak. 올라가다. Yukarı gelmek. 열심히. Azimle, gayretle. 올라오다. Elbise, kıyafet. 열이 나다. Ateşi çıkmak. 옷. Elbise giymek. 영국. İngiltere. 옷을 입다 옷차림. Kılık. 영문과. İngiliz dili ve edebiyatı bölümü. 완전. Çok fazla, aşırı. 영어. İngilizce. 왜. Neden. 영화. Film. 외국. Yabancı ülke. 영화를 보다. Film izlemek. 외국 여행을 가다. 영화배우. Oyuncu. Yabancı ülkeye seyahate gitmek Yabancı dil. 옆. Yan. 외국어. 예. Evet.. 예쁘다. Güzel, hoş. 예약하다 예전. Yer ayırtmak, rezervasyon yapmak Geçmiş zaman (eskiler). 외국어 배우기 외롭다 외삼촌. Yabancı dil öğrenmek Yalnızlık, yalnızlıktan içi sıkılmış Dayı (annenin erkek kardeşi). 외우다 - 외다. Ezberlemek. 오늘. Bugün. 외투. Palto. 오다. Gelmek. 외할머니. Anneanne. 오랜만이에요.. Uzun zaman oldu.. 외할아버지. Annenin babası. 오렌지. Portakal. 왼손. Sol el. 오르다. Çıkmak, yükselmek. 왼쪽. Sol taraf. 오른손. Sağ el. 요리사. Aşçı. 오른쪽. Sağ taraf. 요리하다. Yemek yapmak. 오리. Ördek. 요즘. Bu günler. 오빠. Abi (kızlar için). 욕조. Küvet. 오이. Salatalık, hıyar. 용서하다. Affetmek. 오전. Öğleden önce. 우리. Biz. 우리 반. Bizim sınıf.

(17) 우리 집. Bizim ev. 의미. Anlam. 우산. Şemsiye. 의사. Doktor. 우유. Süt. 의자. Sandalye. 우즈베키스탄. Özbekistan. 이. Bu / İki / Diş. 우체국. Postane. 이가 아프다. Diş ağrısı. 운동복. Eşofman. 이것. Bu şey. 운동장. Spor yapılan yer. 이따. Sonra, biraz sonra. 운동하다. Spor yapmak. 이라크. Irak. 운동화. Spor ayakkabısı. 이란. İran. 운명. Kader. 이렇게. Böyle. 운전하다. Araba sürmek. 이를닦다. Diş fırçalamak. 울다. Ağlamak. 이름. İsim. 웃다. Gülmek. 이리. Kurt, Buraya. 원. Kore para birimi, Won. 이메일. E-posta. 원숭이. Maymun. 이모. Teyze (Annenin kız kardeşi). 원하다. İstemek. 이미. Çoktan. 월. Ay. 이번. Bu (sene, gün..). 월요일. Pazartesi. 이봐요.. Bakar mısınız?. 위. Üst. 이사하다. Taşınmak. 유리. Cam. 이야기하다. 유명하다. Meşhur, ünlü. Sohbet etmek, konuşmak. 유월. Haziran. 이유. Sebep, neden. 유적지. Tarihi yer. 이집트. Mısır. 유학. Yurt dışında okuma. 이쪽. Bu taraf. 은행. Banka. 이탈리아. İtalya. 은행원. Banka çalışanı. 이틀. İki gün. 음료수. Meşrubat, içecek. 이해하다. Anlamak. 음성 메시지. Sesli mesaj. 인기가 많다. Popülerliği çok. 음식. Yemek. 인기가 있다. Popüler. 음악. Müzik. 인도네시아. Endonezya. 의과. Tıp. 인사하다. Selamlamak.

(18) 일본. Japonya. 잔. Fincan. 일본어. Japonca. 잘. İyi, güzel. 일어나다. Kalmak. 잘 먹겠습니다. 일요일. Pazar. 일월. Ocak. 일이 없다. İşi yok. 잘 지내세요?. 일이 있다. İşi var. 잘 지내요.. İyiyim. 일찍. Erken. 잘못. Hata. 일하다. Çalışmak (iş). 잘못 걸었습니다.. Yanlış aradınız.. 잃어버리다. Kaybetmek. 입. Ağız. 잘못하다. Hata yapmak, yanlış yapmak. 입구. Giriş. 잘못했어요.. Hatalıydım.. 입다. Giymek. 잘생기다. Yakışıklı. 입술. Dudak. 잘자요.. İyi geceler. 잎. Yaprak. 잘하다. İyi yapmak. 잠깐만. Bir dakika (sadece). 잠깐만 기다리세요.. Bir dakika bekleyiniz. 잠이 들다. Uyuya kalmak. ㅈ. 잘 먹었습니다. İyi yiyeceğim (Yemekten önce) İyi yedim (yemekten sonra) Nasılsınız? / İyi misiniz?. 자. Cetvel. 장미. Gül. 자다. Uyumak. 장소. Yer, mekân. 자동차. Araba. 장소를 예약하다. 자르다. Kesmek. Yer ayarlamak (rezervasyon). 자막. Altyazı. 장점. İyi yanları, faydaları. 자살하다. İntihar etmek. 장화. Çizme. 자전거. Bisiklet. 재미. Zevk, eğlence. 자전거를 타다. Bisiklet binmek. 재미없다. Eğlenceli değil. 자주. Sık sık. 재미있다. Eğlenceli. 작년. Geçen sene. 저. Ben. 작다. Küçük. 저것. Şu şey. 저기. Şurası. 작은 아버지. Amca (evliyse ve babadan küçükse). 저녁. 작은 어머니. 작은 아버지’nin eşi. Akşam / Akşam yemeği. 저녁을 먹다. Akşam yemeği yemek.

(19) 저도. Ben de (orta / yüksek hitap). 조카. Yeğen. 저리. Şuraya. 졸다. Uyuklamak, kestirmek. 저쪽. Şu taraf. 졸리다. Uykusu gelmek. Geçen / Bütün /. 졸업하다. Mezun olmak. 좀. Biraz. 좁다. Dar (alan). 종업원. İşçi, çalışan. 종이. Kâğıt. 좋다. İyi. 좋아지다. İyileşmek. 좋아하다. Beğenmek, sevmek, hoşlanmak. 좋은 사람. İyi insan. 전. (저는 = ben (kısa)). 전 세계. Bütün dünya. 전차. Tramvay. 전통적인 도시. Geleneksel şehir. 전하다. İletmek. 전해주다. İletmek (birisi için, rica anlamı var). 전혀. Asla, hiç. 전화를 걸다. Telefon etmek. 전화를 받다. Telefonu cevaplamak. 전화번호. Telefon numarası. 전화하다. Telefon etmek. 젊다. Genç. 점수. Sonuç, not, puan. 점심. Öğlen / Öğlen yemeği. 점심을 먹다. Öğlen yemeği yemek. 젓가락. Yemek çubuğu. 정류장. 좋은 아침이에요. 죄송하다 죄송합니다. Günaydın (iyi sabahlar) Özür dilemek, üzgün olmak Özür dilerim (yüksek hitap). 주. Hafta. 주다. Vermek. 주말. Hafta sonu. Durak. 주무시다. 정말. Gerçekten. Uyumak (자다'nın resmisi). 주문하다. Sipariş vermek. 정신이 없다. Kendinde olmamak. Ev hanımı. 정신차리다. Kendine gelmek, aklı başına gelmek. 주부 주소. Adres. 제. Benim. 주스. Meyve suyu. 제발. Lütfen. 주전자. Çaydanlık. 제일. En. 죽이다. Öldürmek. 제주도. Jeju adası. 준비하다. Hazırlamak. 조금. Biraz. 중. Orta. 조용하다. Sessiz. 중국. Çin.

(20) 중국어. Çince. 중급. Orta seviye. 중학교. Ortaokul. 중학생. Ortaokul öğrencisi. 쥐. Fare. 즐겁다. Sevinçli, mutlu. 지갑. Cüzdan. 참. 지금. Şimdi. 참다. 지나다. Geçmek. 창문. Pencere. 지난. Geçen. 찾다. Aramak, bulmak. 지내다. Geçinmek, yaşamak. 채소. Sebze. 지도. Harita. 책. Kitap. 지우개. Silgi. Masa. 지키다. Korumak, savunmak, tutmak, yerine getirmek. 책상 책을 읽다. Kitap okumak. 처럼. Gibi. 처음. İlk. 천만에요. Önemli değil. – Rica ederim. 천천히. Yavaş. 첫. İlk. 첫번째. Birinci. 첫사랑. İlk aşk. 청바지. Kot pantolon. 청소. Temizlik. 청소기. Elektrikli süpürge. 청소하다. Temizlik yapmak. 체육. Beden eğitimi. 초급. Temel seviye. 초대장. Davetiye. 초대하다. Davet etmek. 초등학교. İlkokul. 지하철. Metro. 지하철역. Metro istasyonu. 직업. Meslek. 진지. Yemek (밥'ın resmisi). 진짜. Gerçekten. 질문. Soru. 질문하다. Soru sormak. 질투. Kıskançlık. 질투하다. Kıskanmak. 집. Ev. 집에서 쉬다. Evde dinlenmek. 짜다. Tuzlu. 짝사랑. Tek taraflı aşk. 쭉. Düz, doğru, dümdüz. 쯤. Yaklaşık. 찍다. Çekmek (resim, video). ㅊ 차. Araba / Çay. 차를 마시다. Çay içmek. 찬물. Soğuk su Bu arada, aklıma gelmişken Sabretmek, dayanmak.

(21) 초등학생. İlkokul öğrencisi. 커피. Kahve. 초컬릿. Çikolata. 커피를 마시다. Kahve içmek. 축구. Futbol. 커피숍. Kahve satılan yer. 축구공. Futbol topu. 컴퓨터. Bilgisayar. 축구를 하다. Futbol oynamak. 케이크. Kek. 축제. Festival, şenlik. 켜다. Açmak, yakmak (ışık). 축하하다. Kutlamak, tebrik etmek. 코. Burun. 출구. Çıkış, çıkış yolu. 코끼리. Fil. 출출하다. Midesi kazınmak. 콜라. Kola. 춤을 추다. Dans etmek. 콧물. Burun akıntısı. 춥다. Soğuk / Üşümek. 콧물이 흐르다. Burnunun akması. 취미. Hobi. 크다. Büyük. 취직하다. İş bulmak / İşe girmek. 큰 아버지. 취하다. Sarhoş olmak – Tutmak – Elde etmek. Amca (evliyse ve babadan büyükse). 큰 어머니. 큰아버지’nin eşi. 층. Kat. 키. Boy. 치마. Etek. 키. Anahtar. 치마를 입다. Etek giymek. 키가 작다. Boyu kısa. 친구. Arkadaş. 키가 크다. Boyu uzun. 친절하다. Nazik olmak. 침대. Yatak. 칫솔. Diş fırçası. ㅋ 카드. Kart. 카메라. Kamera. 카페. Cafe. 칼. Bıçak. 캐나다. Kanada. 캠퍼스. Kampüs. 커플. Couple, çift. ㅌ 타고 가다. Binip gitmek. 타고 오다. Binip gelmek. 타는 곳. Durak (Binen yeri). 타다. Binmek. 탁구. Masa tenisi. 태국. Tayland. 태어나다. Doğmak. 택시. Taksi. 터키. Türkiye. 터키어. Türkçe.

(22) 턱. Çene. 테니스. Tenis. 텔레비전. Televizyon. 토끼. Tavşan. 토요일. Cumartesi. 포기하다. Vazgeçmek, pes. etmek. 포크. Çatal. 폭포. Şelale. 표. Bilet Güzelce, iyice (sadece. 토하다. Kusmak. 푹. 통역. Çeviri, tercüme. 풍선. Balon. 통역사. Tercüman (konuşarak). 프랑스. Fransa. Tercümanlık yapmak, tercüme etmek Telefon görüşmesinin ortasında.. 피. Kan. 피곤하다. Yorgun olmak. 피아노. Piyano. 통역하다 통화 중입니다. 자다 ve 쉬다 ile). 통화하다. Telefonla konuşmak. 피아노를 치다. Piyano çalmak. 퇴직하다. Emekli olmak. 필통. Kalem kutusu. 트럭. Kamyon. 특히. Özellikle. 틀리다. Yanlış. 티셔츠. T-shirt. ㅍ. ㅎ 하나님. Allah, Tanrı. 하늘. Gökyüzü. 하다. Yapmak. 하루. Bir gün. 팔. Sekiz / Kol. 하얀색. Beyaz. 팔꿈치. Dirsek. 하지 마세요. Yapmayınız.. 팔다. Satmak. 하지만. Ama. 팔찌. Bilezik. 학교. Okul. 팬. Fan, Hayran. 학교생활. Okul hayatı. 퍼센트. Yüzde (%). 학기 말. Dönem sonu. 펜. Kalem. 학생. Öğrenci. 편리하다. Rahat, kullanışlı. 학원. Kurs, dershane. 편지. Mektup. 한국. Güney Kore. 한국 문화. Kore kültürü. 편찮으시다 편하다. Hastalanmak (아프다'nın resmisi). Rahat, konforlu.

(23) 형제. Kardeş. 관심이 있다. Kore kültürüne ilgisi olmak. 호랑이. Kaplan. 한국 사람. Koreli. 호수. Göl. 한국 친구를. 호주. Avustralya. 사귀다. Koreli arkadaş edinmek. 호텔. Hotel. 한국 회사. Kore şirketi. 혹은. Yada. 한국말. Korece, Kore dili. 혼자. Tek başına, yalnız. 한국문화원. Kore kültür merkezi. 혼자 할 수 있어요.. Kendim yapabilirim.. 한국어. Korece. 화가. Ressam. 한국어를 배우다. Korece öğrenmek. 화가 나다. Sinirlenmek. 한국으로 여행을. Kore'ye seyahate gitmek. 화가 풀리다. Siniri yatışmak. 화분. Saksı. 화요일. Salı. 가다. Kore'ye yurt dışı eğitimine gitmek. 화장실. Tuvalet, lavabo. 한국인. Koreli. 한번. Bir kere. 화장품. Her türlü makyaj malzemesi, kozmetik. 할머니. Büyükanne. 회계사. Muhasebeci. 할아버지. Büyükbaba, dede. 회비. Üyelik ücreti. 함께. Beraber. 회비를 모으다. Ücreti toplamak. 항상. Daima, her zaman. 회사. Şirket. 행복하다. Mutlu olmak. 회사원. Şirket çalışanı. 행운. Şans. 회의. Toplantı. 허락하다. İzin vermek, müsaade etmek. 후회하다. Pişman olmak. 휴가. Tatil. 허리. Bel. 휴대폰 / 핸드폰. Cep telefonu. 헤어지다. Ayrılmak. 휴일. Tatil günü. 헬리콥터. Helikopter. 현금. Nakit para. 흐르다. Akmak, sürüklenmek (su, göz yaşı, zaman..). 현대적인 도시. Modern şehir. 흰색. Beyaz. 형. Abi (erkek için). 힘들다. Zor, zorlanmak. 형부. Enişte (ablanın eşi). 형수. Yenge (abinin eşi). 한국 문화에. 가다 한국으로 유학을.

(24) Aylar. Sayılar. Ocak. 일월. 1월. Şubat. 이월. 2월. Mart. 삼월. 3월. Nisan. 사월. 4월. Mayıs. 오월. 5월. Haziran. 유월. 6월. Temmuz. 칠월. 7월. Ağustos. 팔월. 8월. Eylül. 구월. 9월. Ekim. 시월. 10 월. Kasım. 십일월. 11 월. Aralık. 십이월. 12 월. Günler Pazartesi. 월요일. Salı. 화요일. Çarşamba. 수요일. Perşembe. 목요일. Cuma. 금요일. Cumartesi. 토요일. Pazar. 일요일. Mevsimler. Çince. Korece. 1. 일. 하나. 2. 이. 둘. 3. 삼. 셋. 4. 사. 넷. 5. 오. 다섯. 6. 육. 여섯. 7. 칠. 일곱. 8. 팔. 여덟. 9. 구. 아홉. 10. 십. 열. 11. 십일. 열하나. 12. 십이. 열둘. 13. 십삼. 열셋. 14. 십사. 열넷. 20. 이십. 스물. 30. 삼십. 서른. 40. 사십. 마흔. 50. 오십. 쉰. 60. 육십. 예순. 70. 칠십. 일흔. 80. 팔십. 여든. 90. 구십. 아흔. 100. 백. 200. 이백. İlkbahar. 봄. 300. 삼백. Yaz. 여름. 1000. 천. Sonbahar. 가을. 10000. 만. Kış. 겨울.

(25)

Referensi

Dokumen terkait

Sedangkan Metoda 1D Bostick  merupakan cara yang cepat dan mudah untuk memperkirakan variasi tahanan-jenis terhadap kedalaman secara langsung dari kurva

Semen Gresik (PERSERO), Tbk tingkat kesadahan air yang berasal dari raw water (di atas 300 ppm) harus dikurangi agar apabila digunakan pada proses (air pendingin) maka tidak

Dari ketiga penelitian tersebut, satu di antaranya meneliti tentang “Dakwah Nabi Muhammad Terhadap Masyarakat Madinah (Pendekatan Komunikasi Antarbudaya)”, namun kajian

Anemia pada kehamilan merupakan masalah yang sering terjadi dan 50% dari wanita hamil di negara berkembang mengalami anemia; 20% kematian maternal secara langsung ataupun tidak

Prinsip perawatan infus dilakukan dengan prinsip aseptik (steril) seperti mencuci tangan sebelum dan sesudah melakukan tindakan, memakai sarung tangan tujuannya

Terdapat pengaruh positif dan signifikan status lima dimensi kualitas pelayanan menurut parasuraman et al., yaitu; keandalan, daya tanggap, jaminan, empati, dan bukti

Tema yang penulis angkat pada lukisan ini adalah gambaran kedekatan penulis terhadap figur bapak dalam momen masa kecil penulis yang pernah dilalui dengan

Markah Kambangan atau Plimsoll Mark adalah suatu tanda yang dipasang di lambung kanan dan kiri kapal yang merupakan pembatasan sarat kapal maksimum yang diizinkan